Yurdum takımı Cim Bom

İzlemesi ve taktik analizi zevkli bir maçtı. Ancak daha çok ilk 26 dakikada... O dakikada Lugano, bildik ukalâlılıklarından yapınca ikinci sarıdan kırmızıyı gördü.

İzlemesi ve taktik analizi zevkli bir maçtı. Ancak daha çok ilk 26 dakikada... O dakikada Lugano, bildik ukalâlılıklarından yapınca ikinci sarıdan kırmızıyı gördü. O andan sonra oyunun kimyası dağıldı ve akışkanlığı tıkandı. Bol pozisyonlu ama gelişigüzel bir maç oldu. Üstelik hakem Cüneyt Çakır ikide bir düdüğünü üflemeye başladı. Tamam, anlamsız itirazlara kart da, çalınan bir sürü faul düdüğüne ne gerek vardı. Çakır'ın futbola kan doğradığı kararı ise ilk yarı sonunda Volkan Yaman gole giderken oyunu bitirmesiydi...
İkinci yarı da eli sürekli kart cebindeydi hakemin. Sami Yen'deki son maçta havada pet şişeler uçuşmuştu. Bu kez kartlar uçuştu ve maç tarihe herhalde "kırmızı derbi" olarak geçti. Yıllar önce Kadıköy'de
3 Cimbomlu aynı karttan görmüştü.
Maç başında, hocaların ilk takımlarını merak ediyordum. Tamam Fenerbahçe'ninki belliydi ama Kalli'nin ilk takımı hangisiydi? 4-3-1-2 gibi, bir 4-3-3 versiyonuyla sahaya çıktı Alman hoca. Karan ve Şükür'ün arkasında Lincoln vardı. Hem Galatasaray, hem de Lincoln için olabilecek en olumlu dizilişti bence bu. Nitekim gol iştahıyla ve rakip sahada presle başladılar maça. İleri üçlü birbirleriyle çok uyumlu oynadı. Onlara kanatlardan Arda katıldı. Orta alan da ilerde bastı Fener'e. İlk 26 dakikadaki güzel futbolun orkestra şefi Cimbom'du...
Lugano kırmızı kart gördükten sonra aynı ritmi sürdüremediler.
Zaten 20. dakikadan itibaren oyunu yavaş yavaş kendi alanlarında kabul etmeye başlamışlardı. Bunda Fener savunmasının ileri çıkmasının da etkisi vardı. Öyle ki Lincoln orta çizginin 10 santim dışında ofsayta düştü. Lugano atılınca Uğur'u kenara alıp Yasin'i oyuna soktu Zico. Kanatları Wederson ve Gökhan'a bıraktı. Bir bakıma feda etti. Aurelio sola, Deivid sağa açılacaktı ama pek olmadı. Orta hatta dizildiler. Lehlerine bir şey üretemediler ama Cimbom'u da yavaşlattılar.
Genelde Alex verimsiz, Lincoln verimliydi. Çünkü Alex'in arkasındakilerden Selçuk'u Lincoln iyice savunmanın önüne itti. Aurelio ise her tempolu maçta olduğu gibi yavaş kaldı. Öte tarafta Mehmet Topal geniş bir alanda her yere koştu. Barış'la birlikte Lincoln'e hazır destek kıtası oldu... Arda enerjisi yettiği ölçüde savunma, orta alan ve atak görevlerini yerine getirdi. Aynı işleri Kanarya'nın sağında yapması gereken Deivid yine edilgen bölgelerde kaldı.
İki forvet arkası teknik adamla (Lincoln) oynayan Cimbom, tek forvet arkası teknik adamla (Alex) oynayan Kanarya'ya göre daha çok pozisyona girdi. Tam, "Semih-Kezman arkası Alex formülünü hâlâ denemiyor" diye not düşerken pek yararı olmayan Selçuk'u çıkartıp benim düşündüğümü uyguladı Zico. Ancak gol ısrarla ileri çıkan Gökhan'dan geldi. Gökhan'a yalancı markaj yapan Lincoln arkadaşlarını yanılttı... Ardından Zico savunmacı, Kalli forvet doldurdu sahaya. Fener kolay kalesine çekildi ve kupa maçlarında çoğu kez olduğu gibi bir karambolden bir "şans golü" sonucu belirledi.
Fenerbahçe'nin kırmızı kart mazereti var ama sanki hâlâ Sevilla maçında kalmış gibiydiler. Üstelik gergindiler. Dokuz kişiyle destan yazamadılar. Galatasaray ise Kadıköy'de salladığı rakibini Mecidiyeköy'de devirdi. Tur atlamanın yanısıra üzerlerindeki ezikliği attılar. Türkiye Kupası'ndaki tek İstanbullu onlar. Şimdilik sadece "yurdumun takımı" durumundalar.