Volkan Demirel?le gelen bir puan

Fenerbahçe için bu sezon her şey iyi gitmiş olsaydı Lonra yolculuğu altı ya da yedi puanla yapılacak ve Emirates Stadı?na önceden telafi edilmiş bir mağlubiyet için çıkılacaktı.

Fenerbahçe için bu sezon her şey iyi gitmiş olsaydı Lonra yolculuğu altı ya da yedi puanla yapılacak ve Emirates Stadı’na önceden telafi edilmiş bir mağlubiyet için çıkılacaktı. Oysa ‘başarısızlık gelenek olmasın’ gerekçesiyle yapılan hatalar yüzünden gelinen noktada, Turkcell Süper Lig’e erken dönmemek için Arsenal’den deplasmanda puan ya da puanlar almak şarttı. ‘Topçular’ın eksiklerinin sayısı Kanarya için umut vericiydi ama Alex-Emre-Tümer üçlüsünün yokluğunda Sarı-Lacivertlilerin organize işler çeviremeyeceği de aşikârdı. Dünkü maç için en iyi senaryo golsüz beraberlik gibi görünüyordu ve öyle de oldu.
Dün Fenerbahçe’nin bir beraberlik alabilmesi için defansa ve Volkan’a çok iş düşüyordu bu kesin. Arsenal, Tottenham karşısında 4-2 öndeyken son iki dakikada iki kontratak yiyip iki puan bırakacak kadar ofansif futbol delisi bir takım. Dünyanın dört bir yanından en iyi gençleri bulup çıkartan bir scout sistemi varken kimlerin sakat olduğunun ve sahadakilerin yaş ortalamasının bir önemi yok. Zaten ilk maçta 1990 doğumlu Ramsey’in gol atması da bunun kanıtı. Dün de ya çok gol atacaklardı, ya da çok gol kaçıracak...
‘Topçular’ dünkü maça da başrolde başladı. Daha 8. dakikada defansın arkasına atılan topta Van Persie dışarı vurmasaydı erken bir golle bambaşka bir karşılaşma izletebilirlerdi. Zira puan alabilmek için aksamaması gereken Fenerbahçe defansı yine alarm veriyordu. Londralılar ilk 15 dakika içinde Van Persie, Ramsey ve Nasri ile üç buçuk tane gollük pozisyon buldu ama defansın kademesine Volkan Demirel girdi. Dün özellikle ilk
yarıda Arsenal’in gol atmasına itirazı olan bir tek o var gibiydi. Zaten itirazı da kabul edildi ve soyunma odasına golsüz eşitlikle gidildi. İkinci yarıda defans Volkan’a daha az iş bırakınca 90 dakika da 0-0’a bağlandı.
Dakikalar ilerleyip Sarı-Lacivertlileri puana götürebilecek bir tablo oluşunca, ‘puan’a çoğul eki gelir mi diye düşünmeye başladık ama oyun kurucusuz oynamak Kanarya’nın elini kolunu bağlıyordu. Kaleyi bulan şutlar Roberto Carlos ve Gökhan Gönül’den geliyor, ama en yakın olanı 35 metreden çekiliyordu. Maestro olmayınca gol için iki ihtimal kalıyordu. Duran top ve kontratak. Semih de orta sahaya kadar gelince ve Güiza ileride yalnız kalınca kaleye yakın duran top kazanmak mümkün olmadı. Defansın arkasına atılabilen tek uzun topta da Fabianski Uğur Boral’a müsaade etmedi.
Maçın sonlarına doğru Fenerbahçe zaman zaman risk almaya da başladı.
Ama önceliklerinin bir puan olduğunu unutmadan. Takımı dinç tutan Ali Bilgin-Kazım ve Maldonado-Josico değişiklikleri işe yaradı diyebiliriz. Fizik gücü anlamında sorun yaşanmadı ve böylece bir son dakika golüne de kurban gidilmedi.
Mevcut koşullarda dün daha iyi bir sonuç alınamazdı. Aragones ilk defa artık İspanya’yı çalıştırmadığını fark edip rakibe göre bir oyun oynattı ama eksikler yüzünden zaten aksini yapmasına imkan yoktu. O yüzden gruptan çıkmaktan ya da UEFA’ya gitmekten bahsederken şerh koymayı unutmamak gerek.