0,000000000000000000001. salise

Kovac ve ekibi yıllarca kozmik mikrodalga fon ışımasını inceledi. Emeklerinin karşılığı da geldi...

Kafanızı kaldırıp gökyüzüne uzun uzun bakın. Tıpkı çocukluğunuzda yaptığınız gibi. Güneş, Ay, yıldızlar, gezegenler... O zamanlar cevabını çok merak ettiğiniz, sonra belki de unuttuğunuz şu soruyu hatırlayın şimdi: “Peki tüm bunlar nereden çıktı?”
Kemerlerinizi bağlayın çünkü cevap için milyarlarca yıl öncesine gitmemiz gerek.

Büyük Patlama
Önce 1920’li yıllarda bir duralım. Mount Wilson Gözlemevi. Büyük astronom Edwin Hubble, bir dağın tepesindeki teleskop ile galaksileri izliyor. Son ölçümlerini tekrar tekrar kontrol ediyor. Sonuçlar şaşırtıcı! Galaksiler bizden uzaklaşıyorlar. Üstelik daha uzakta olanlar, daha da süratliler.

Hubble’ın bu keşfi 1929 yılında yayımlandı. Zaman içinde başka araştırmacılar, daha ileri teknolojileri kullanarak sonuçları doğruladılar. Artık şüphemiz yok: Evren durmaksızın genişliyor. Bugün Hubble’ın keşfi sayesinde evrenin 14 milyar yaşında olduğunu hesaplayabiliyoruz. Ayrıca tüm evrenin başlangıçta tek bir noktadan, muazzam bir patlama ile ortaya çıktığını da biliyoruz. Meşhur
Büyük Patlama.

Geri 1960’lı yıllara sıçrayalım. Büyük Patlama’nın evrende hâlâ yankılandığını öğrendiğimiz yıllar. Öyle ki açık unuttuğumuz televizyonun hışırtısında bile aynı yankı var. Yankı diyorum ama aslında radyasyon. Teknik adı da kozmik mikrodalga fon radyasyonu. Yani Büyük Patlama’dan geride kalan sıcaklık ışıması.

O günden beri pek çok bilim insanı fondaki bu ışımayı inceliyor. Amaçları evrenin başlangıcını daha iyi anlamak. Uzayın, maddenin ve hatta zamanın oluştuğu o ilk saliseleri...

Enflasyon teorisi
Alan Guth ve Andrei Linde’nin başını çektiği bir grup araştırmacı Kozmik Enflasyon Teorisi’ni savunuyorlar. Bu teori, Büyük Patlama öncesinde evrenin bir atomdan bile çok daha küçük olduğu ana ve hemen sonrasına bakıyor. Düşünün, koca evren sadece bir nokta. Sonra bu nokta, hızla büyümeye başlıyor. Öyle bir hız ki bu, salisenin trilyonlarca birinde evren milyarlarca kat büyüyor. Enflasyon anları. Büyük Patlama’nın arkasındaki saf güç.

Guth ve Linde’nin iddiası kâğıt üzerindeki bir matematiksel fikir elbette. Ancak bu fikri destekleyecek bir deney mümkün. Teori, kozmik enflasyonla birlikte ortaya kütleçekimi dalgaları çıkacağını söylüyor. Kabaca, Büyük Patlama sakin bir suya atılan çakıl taşı olsun. Suda oluşan halkalar da kütleçekimi dalgaları. İşte bu dalgalar evrenin doğumundan bugüne kadar salına salına geliyorlar. Deneyin amacı bu dalgaları tespit etmek. Fakat uzun yıllar denenmesine rağmen tek bir dalga bile gözlenemiyor. Ta ki geçen haftaya kadar...

Mutlu son?

Bu sefer Güney Kutbu’ndayız. Bir gözlemevi ve çok güçlü bir teleskop. Gözlem yapanlar ise Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezi’nden John Kovac ve ekibi. Güney Kutbu’nun seçilmesinin nedeni dünyanın en kuru yerlerinden biri olması. Bu kuraklık sayesinde havada hemen hemen hiç su buharı yok. Haliyle gökyüzü son derece berrak oluyor. Kovac ve ekibi bu şartlar altında yıllarca kozmik mikrodalga fon ışımasını inceliyorlar. Emeklerinin karşılığı da sonunda geliyor ve kütleçekimi dalgalarını kaydetmeyi başarıyorlar.

Bu haber geçen hafta bilim dünyasını birbirine kattı. Eğer sonuçları kesinleşirse daha uzun süre de katmaya devam eder. Bir kere kuantum teorisi rahat bir nefes alır. Çünkü çok küçük uzaklıklardaki kütleçekimi ilk kez deneysel olarak gösterildi demektir. Uzun yıllardır, Stephen Hawking gibi ünlü fizikçiler tam da bu kuantum kütleçekiminin peşindeydi. Ayrıca Alan Guth, kozmik enflasyonla birlikte ortaya pek çok evrenin saçıldığını iddia ediyor. Çoklu ya da paralel evrenler. Hatta bu evrenlerin her birinde farklı fizik yasalarının hüküm sürdüğünü söylüyor. Bilimkurgu filmi değil kesinlikle; bilimin ta kendisi ve çok heyecanlı!

Ah keşke o zamanlar hemen gelse de paralel evrenleri konuşsak. İnanın bana, yatıp kalkıp paralel devleti konuşmaktan iyidir.