2023'ten önce 2020 ufukta

Birkaç gün önce AB araştırma programı Horizon 2020'yi imzaladık. Her ülke para yatırıyor. Toplanan para yedi yıl Avrupa'daki araştırmalarda kullanılıyor.

TÜBİTAK sayfasında Vizyon 2023 Strateji Belgesi var. Bu belgede Türkiye’nin araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) için daha fazla kaynak ayırması gerektiği açıkça yazılmış. Bazı hedefler konulmuş. Örneğin 2013 yılına kadar Ar-Ge için ayrılacak miktarın, gayrisafi yurtiçi hasılanın yüzde ikisine çıkarılması istenmiş. Bu rakam kabaca bugünkü Avrupa Birliği (AB) ortalaması.

Maalesef altı ay gecikmeyle bile henüz bu hedefi tutturamadık. Hatta yarısına dahi yaklaşamadık. Daha çok projeye, daha çok araştırmaya, daha çok yeni fikre ihtiyacımız var.

Horizon 2020

Haberler iyi. Daha birkaç gün önce AB araştırma programı Horizon 2020’yi imzaladık. Bu programa bizim gibi aday ülkeler de dahil olabiliyorlar. Katılan her ülke belirli bir miktar para yatırıyor. Toplanan para da bir sonraki yedi yıl boyunca Avrupa’daki araştırmalarda kullanılıyor.

Şu an açıklanan toplam bütçe yaklaşık 80 milyar Euro! Dudak uçuklatan bu rakam şimdiye kadar AB tarafından bilimsel araştırmalar için ayrılmış en yüksek miktar. Türkiye’nin çorbadaki tuzu ise 450 milyon Euro. TÜBİTAK tüm üniversiteleri, araştırma kuruluşlarını Horizon 2020 projeleri yazmaları için sürekli teşvik ediyor. Çünkü koyduğumuz paranın karşılığını almamızın tek yolu daha çok katılım.
Aslında Horizon 2020 yakında sona eren 7. Çerçeve Programı’nın devamı. Bir önceki dönemde, yani 2007-2013 yılları arasında, Türkiye yaklaşık 200 milyon Euro destek aldı. Bu desteğin bir kısmı bilimsel projelere ve genç bilim insanlarını teşvik etmeye ayrıldı. Önemli bir kısmı da 200’den fazla küçük ve orta büyüklükteki işletme (KOBİ) tarafından kullanıldı.

KOBİ’lerin pastadan pay almalarını AB önemsiyor. Çünkü Horizon 2020 programının bir amacı araştırma fikirlerini uygulamaya geçirmek. Yani laboratuvarda pişen fikirlerin hızlıca ürünlere dönüşmesi isteniyor.

Zor sorular

AB sürdürülebilir bir büyümenin peşinde. Tabii, rekabet gücünü de kaybetmek istemiyor. Haliyle uygulamalar kadar, hatta daha fazla, çığır açacak yepyeni buluşlara ihtiyacı var. Onun için Horizon 2020’de biriken paranın ciddi bir miktarıyla özgün bilimsel çalışmalar desteklenecek.

Destek ciddi olduğuna göre, pek çok bilim insanının zorlu soruların peşine düşeceklerini tahmin etmek zor değil. Peki bu sorular neler olabilir? Aklıma ilk gelenlerden bazıları şunlar: Açlık sorununu çözebilir miyiz? Dünyada herkesin temiz suya erişimi nasıl sağlanır? İnsan vücudu süratle antibiyotiklere karşı direnç geliştiriyor. Bu direnci kırmanın yolları neler? İklim değişikliğinin önüne geçebilir miyiz? Ürettiğimiz enerjiyi saklamanın yollarını bulabilir miyiz?

Ülkemizde de bu konularda çalışan bilim insanları tanıyorum. Belki önümüzdeki yedi yılda bu soruların bazılarına cevaplar onlardan gelecek. Diğerleri de belki bizim sorularımıza cevap arayarak işe başlayacak. Mesela: Türkiye’nin yenilenebilir enerji kaynaklarından nasıl daha çok yararlanabiliriz? Depremle baş etmek zor. Ya erken uyarı sistemlerinin yerleştirilmesi veya süratli tahliye ve müdahale yollarının belirlenmesi?
Bitmek bilmeyen inşaatlar, kanallar, santrallar ile doğaya yaptığımız tahribatın çerçevesi nedir? Çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve iş güvenliği için neler yapılabilir? Her vatandaşın bilgi güvenliği, kişisel verilerinin korunması mümkün mü?

Strateji Belgesi’nin başında dediği gibi Türkiye’nin ‘uluslararası toplumun refah içinde bir üyesi olması’ bu soruları cevaplayacak araştırmaların artmasına bağlı. 2023’ten önce ufukta 2020 var.