Akademi, sağa çek!

YÖK'ün disiplin yönetmeliğinde yapılan son iki değişiklik memleket için hayırlıdır. Neden mi? Size matematikçilerin tekniğiyle ispat edeyim...

Artık YÖK ile aynı fikirdeyim. Daha önce yazdıklarımı da yutmaya hazırım. Bundan böyle YÖK benim davamın lideridir.
Nasıl olmasın? Sırf disiplin yönetmeliğinde yapılan son değişiklikler yeter. Yerim maalesef dar. Onun için hemen iki tanesini yazayım. İlki için kınama, ikincisi için ise kamu görevinden çıkarma cezası veriliyor:

1. Bilimsel tartışma ve açıklamalar dışında, yetkili olmadığı halde basına, haber ajanslarına veya radyo ve televizyon kurumlarına resmi konularda bilgi veya demeç vermek.

2. İdeolojik, siyasi, yıkıcı, bölücü amaçlarla eylemlerde bulunmak veya bu eylemleri desteklemek suretiyle kurumların huzur, sükûn ve çalışma düzenini bozmak; boykot, işgal, engelleme, işi yavaşlatma ve grev gibi eylemlere katılmak ya da bu amaçlarla toplu olarak göreve gelmemek, bunları tahrik ve teşvik etmek, yardımda bulunmak.

Hâlâ bu değişiklikleri eleştirenler var aranızda. Nankörler! YÖK haklıdır. Ben de bunu size ispatlayacağım.

Hayırlara vesile
Matematikçilerin çok kullandıkları bir ispat tekniği vardır. Bir fikrin doğruluğunu kanıtlamak için aksinin asla mümkün olamayacağını gösterirler. Şimdi bu teknikle aklınıza ateşler salacağım.

Kanıtlayacağım fikir şu: “YÖK’ün yaptığı yukarıdaki iki değişiklik memleket için hayırlıdır.” İspatı tamamlamak için tam aksinin doğru olduğunu bir an için düşünelim. Yani: “Bu değişikliklerden sonra özgürlükler kısıtlanacak ve keyfi uygulamalar yüzünden akademisyenler susturulacak.” İnsan hayret ediyor tabii. Fakat ispat için yaramıza tuz basıp öyleymiş gibi yapalım.

Diyelim ki: “Akademisyenlerin arasında ülkenin önde gelen aydınları var. Onların her platformda fikirlerini özgürce söylemeleri esas olmalı. Kaldı ki bu sadece akademisyenler için değil, demokratik bir ülkede yaşayan tüm insanlar için geçerlidir. Fikirler tartışılacak, eleştirilecek hatta yerden yere vurulacak. Özgürlüklerin olmadığı yerde yaratıcı insanları da tutamayız. Ayrıca ‘ideolojik ve siyasi amaçlı eylemler’ tanımı çok geniş ve yoruma açık. Herhangi bir toplumsal gösteri, tabiatı gereği ideolojik ve pek tabii siyasidir. ”

Olmayana ergi
Zırva! Bir kere YÖK “Akademisyenler konuşmasın” demiyor. Bakın; bilimsel tartışma ve açıklamalar serbest. Gitsinler konferanslara, konuşsunlar doya doya. Sadece yetkileri yoksa resmi konularda çenelerini tutsunlar kâfi. Çünkü ortalığı bulandırıyorlar. Hem köprü yapılacaksa yetkililer var. Havaalanı açılacaksa onun da yetkilileri var. Kanal derseniz neyin olduğu belli: Yetkililer! YÖK bu noktada haklıdır. 

Örneğin bana bakalım. Düzden mühendis. Kuzey ormanlarının yok olması hakkında fikir yürütebilir miyim? Sanmam. O enerjiyi, oksijensiz yaşamayı öğrenmeye ayırsam daha iyi değil mi? Bunları ben düşünemediğim için YÖK düşünüyor. Minnet edeceğimize eleştiriyoruz. Geçiniz.

YÖK bu noktada da haklıdır.
Gösteriler konusuna gelince madde açık. YÖK sadece kurumların huzur, sükûn ve çalışma düzenleri bozulmasın diyor. Misal, park için yürüyen eylemcileri destekleyip, kepçelerin çalışma düzenini bozarsanız ülkede birlik ve beraberlik kalır mı? Kalmaz. İşte bu, satır aralarında gizli bir ağabey şefkati değildir de nedir? Ağabey haksız olur mu? Olmaz.

Görüyorsunuz arkadaşlar, matematiğin şaşmaz kesinliği ile seçtiğimiz her yol tek bir sonuca varıyor: Bu değişiklikler memleket için hayırlıdır ve YÖK haklıdır. Hem de yerden göğe...
Ve böylece ispat sona erer, ben de hidayete.