Bilimsel fikirler huzurevi

Sanatçılar, bilim insanları, siyasetçilerden oluşan masa 80'lerden itibaren toplanır. Sıra dışı insanları buluşturan toplantılarda neler konuşuluyordu peki?
Bilimsel fikirler huzurevi

Şu resimde kimler yok ki! Can Yücel, Yaşar Kemal, Turgut Uyar, Tomris Uyar, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Edip Cansever, Cemal Süreya, Ece Ayhan ve diğerleri. Her biri edebiyatın önde gelen isimleri.

Neler konuşuyorlardır acaba? Şiir liste başı olsa gerek. Siyaset nasıl olsa vardır. Böyle bir ekip duramaz; bilimden de bahsediyorlardır eminim.

edge.org

Bir başka masa. 1980’ler. New York’ta bir grup düzenli olarak toplanmaya başlar. Grubun içinde sanatçılar, bilim insanları, girişimciler ve siyasetçiler vardır. Katılan bu parlak insanlardan tek bir şey beklenir: Soru sormaları. Romandan kuantum fiziğine, feminizmden antropolojiye her konuda konuşulur. Bu toplantılar 1996 yılına kadar sürer. Aynı yıl, toplantının müdavimlerden John Brockman’ın önderliğinde edge.org internet sitesi yayına başlar. Beklenti yine benzerdir: Sıra dışı fikirleri olan, sıra dışı insanları dinlemek.

Her yıl bu forumdaki insanlara bir soru soruluyor. Bu yılki soru şuydu: “Hangi bilimsel fikir emekliye ayrılmaya hazır?”
Neredeyse iki yüz kişi bu soruyu cevapladı. Üstelik sadece bilim insanları tarafından değil. Aralarında edebiyatçılar, dev teknoloji şirketlerinin kurucuları, televizyon yüzleri, edebiyat starları ve daha niceleri var. Buyurun size bir seçki.

Emekliler
Massachussets Institute of Technology’den fizikçi Max Tegmark matematikteki sonsuz kavramından kurtulmayı öneriyor. Sonsuz olmasa da pekâlâ fizik yapılabileceğini söylüyor. Aynı üniversiteden bir başka fizikçi, Nobel ödülü sahibi Frank Wilczek ise akıl ile madde arasındaki ayrıma ihtiyaç kalmadığını, zaten ikisi arasında örülü duvarın çoktan yıkılmaya başladığını hatırlatıyor. Öte yandan bilgisayar bilimleri ve psikoloji alanlarında çalışan Roger Schank aksini düşünüyor: “Her zaman kötü bir isimdi, ayrıca kötü bir fikir de” diyerek yapay zekâyı emekliye ayırmak istiyor.

Bir cevap da romancıdan gelsin. “Gerçek tek ölçü değildir. Yanlış olmanın öyle yolları vardır ki, diğerlerinin doğru olmasına yardımcı olur” diyor Ian McEwan. Hiçbir bilimsel fikrin bit pazarına gitmemesi taraftarı. Klasik numara; sorunun kendisini sorgula. “Shakespeare’i emekliye ayırmıyoruz. Bacon’ı da ayırmamalıyız.”

Benim favorilerimden biri ise Columbia Üniversitesi’nden Azra Raza’nın önerisi. “Laboratuvar deneylerinde fareleri kullanmayı bırakmalıyız” diyor. “Farelerdeki akut lösemiyi ilaçlarla iyileştirmeyi 1970’lerde başardık. Fakat insanlar üzerinde elde ettiğimiz sonuçlar berbat.”

Ünlü oyuncu ve yönetmen Alan Alda ise damardan giriyor: “Bir şeyin doğru ya da yanlış olduğu fikri artık istirahate çekilebilir.” Bilim insanlarının kararsız görüntüsünün, halkın güvenini sarstığını söylüyor: “Birisi şarap iyidir derken, diğeri azıcık da içilse zararlıdır diyor.” Bizim aile büyüklerinin yumurta ile yıllar süren mücadelesine benziyor: “Aman kolesterol yapar. Beyazı iyidir ama sarısından uzak dur.
Az pişir, çiğ ye, kabuğunu kaynat. Çılbır çıldırtır.”

Resimdeki masada ne konuşulduğunu bilmiyorum demiştim. Fakat ‘edge.org’ masasındakilerin hepsini okudum. Bir soru, yüzlerce cevap. Hem de dünyanın önde gelen beyinlerinden.

Edip Cansever’in enfes şiiri geldi aklıma: “Masa da masaymış ha!”