Bir ulustan hacker ordusu yaratmak

Otobüste, büfede, sokakta insanlar internete bağlanmanın türlü yollarından bahsediyorlar. 10 günde 15 milyon bilgisayar korsanı yarattık her yaştan...

Ülke, Silikon Vadisi’ne döndü. Otobüste, büfede, sokakta insanlar internete bağlanmanın türlü yollarından bahsediyorlar: “DNS’i boş ver, VPN’e gel. Olmadı arka kapıyı kullan. Anonim ol, canımı ye.”

10 günde 15 milyon bilgisayar korsanı yarattık her yaştan...
Bilgisayarlara olan ilgideki bu artış göz yaşartıyor. İnsanların kendilerine güvenleri geldi. Daha çok kurcalıyorlar bilgisayarlarını. Ne güzel! Arada kendini fazla kaptıranlar da oluyor tabii. “Bilgisayarlar yakında insanların yerini alacak” diye kehanette bulunuyorlar. Canım o kadar da değil. En azından şimdilik.

Hesap yapan papağan

Doğru; bilgisayarlar pek çok şeyi büyük bir süratle yapabiliyorlar. İlerde daha da marifetli olacaklar. Şimdiden kendi kendine giden arabalardan, satranç şampiyonu yazılımlardan ya da komutları anlayan telefonlardan bahsediyoruz.

Hayatımızı kolaylaştırdıkları da kesin. İsrail’de bir şirket, gözlüğe takılan bir kamera ve bilgisayar yardımıyla görme engellilere kılavuzluk edecek bir yazılım geliştirdi. Kullanıcı parmağı ile bir yazıyı işaret ettiğinde, metin anında taranıyor ve kullanıcıya okunuyor. Bilgi depolamada ise bir bilgisayarın yanına bile yaklaşamıyoruz. Mesela IBM’in geliştirdiği Watson isimli bilgisayar, 2011 yılında yapılan bir bilgi yarışmasında birinci oldu.

Bilgisayar teknolojisinin bu hızı insanın başını döndürüyor. Fakat iş bilgisayar bilimlerine, özellikle yapay zekâdaki gelişmelere gelince, benzer bir hızdan bahsetmek zor. Dünyanın en güçlü bilgisayarı bile espri yapıldığında bön bön bakabiliyor. Hâlâ bir bilgisayar ile muhabbetin belini kıramıyoruz. Çünkü karşımızda gelişkin bir hesap makinesi ya da maharetli bir papağandan daha fazlasını bekliyoruz. Kısacası bilgisayar da olsa saksıyı çalıştırsın istiyoruz.

‘Makine düşünebilir mi?’
Bu soruyu 65 yıl önce bilgisayar bilimlerinin kurucularından Alan Turing de sormuş. Hatta bir makinenin düşünüp düşünmediğini anlamak için bir de test önermiş. Bu testte bir hakem, herhangi bir konuda sorular soruyor. Soruları hakemin görmediği başka bir odadaki bir bilgisayar ve bir insan cevaplıyorlar. Bilgisayar, hakemi insan olduğuna inandırmaya uğraşıyor. Bu testi geçmeye çalışan yazılımlar, her yıl Loebner Ödülü’nü almak için yarışıyorlar. Fakat asıl amaç hakemleri kandırmak diye yarışma ve Turing Testi eleştiriliyor. Zaten yarışmayı kazanan yazılımlar genelde soruları geçiştiren, kelime oyunları yapan ya da dikkat dağıtmaya çalışan gıcıklar oluyor. Hatta aralarında deli numarası yapanlar bile çıkıyor. Eh, böyle bir yazılıma da yapay denebilir ama zeki olduğu söylenemez.

Eleştiren araştırmacılar daha basit bir deney öneriyorlar. Çoktan seçmeli sorulardan hazırlanmış bir test. Kandırma yok, laf ebeliğiyle cevap yok. Örnek bir soru:

Veli hızla arkasını dönünce, Ali elini uzatmadı çünkü tepkisinden çekindi. Çekinen kimdi?
a) Ali
b) Veli

Çok basit bir soru değil mi? Evdeki küçük çocuğunuz bile kolayca cevap verebilir. Oysa bir bilgisayar için güç bir soru. Ali kim? Veli kim? Tepki veren var mı? Hele internette arama yapmaya kalkarsa vay haline. Google, ilk sırada bir ayet tefsiri ikinci sırada ise Tuncel Kurtiz söyleşisi gösteriyor. Çıkabilirse çıksın işin içinden.

Düşünen makinelere daha zaman var. Olsun. Yine de bilgisayarlar bizi şaşırtmaya devam edecekler. Onun için aman kurcalamayı bırakmayın. Hevesiniz de kaçmasın. Hem korsanlığa soyununca çok güzel oluyorsunuz.