Biz o ahtapotu anca yeriz

Uzun zamandır beyin göçünü tersine çevirmekten bahsedilir. İyi ama farklı alanlarda çalışmak isteyenlerin Türkiye'de seçenekleri yok.

Yıllardır dilimize pelesenk olan ‘önüne geçilemeyen beyin göçü’ klişesini masaya yatırmanın zamanı geldi artık. Ama önce size Derya’dan bahsedeyim…

Derya Akkaynak, ODTÜ’de Havacılık Mühendisliği okuduktan sonra Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde (MIT) benzer alanda yüksek lisansını tamamlamış. Şimdi de okyanus bilimi alanında doktora yapıyor. Benim Derya ile tanışıklığım kendisinin Nesin Matematik Köyü’ne bir dolu kitap göndermesiyle başladı. Bir konferans için Boston’a gelince kendisiyle görüşme fırsatı yakaladım.

Kütüphane

Nesin Vakfı gözetiminde Matematik Köyü’nde devam eden hummalı bir kütüphane inşaatı var. Derya da bu inşaatı görünce yardımcı olmak istiyor. İlk aklına gelen para göndermek. Ama parası da kısıtlı. Sonra bir kütüphanenin en çok neye ihtiyacı olur diye düşünüyor. Tabii ki kitaba.

MIT’nin sosyal sorumluluk projelerini destekleyen bir ofisi var. Derya da onlara gidip, köyden ve orada yapılan muhteşem işlerden bahsediyor. Hemen bir bütçe ayırıyorlar. Derya da kitap avına çıkıyor. Geri dönüşüm kutularından ve koridorlardan kitapları topluyor.

Tam o aralar MIT Matematik Bölümü’nün boyanmasına karar veriliyor. Ne şans! Bu, hocaların ofislerini toplamaları ve yüzlerce kitabın dağıtılması demek. Birden kitap sayısında patlama oluyor. Derya yılmıyor. Kitapları tasnif ediyor, ayırıyor, diziyor. Tam deli işi. En sonunda kitapların resimlerini çekip Ali Nesin’e gönderiyor. Kitapların çoğunluğunu istiyor Matematik Köyü. Çoğunluğu derken hafife almayın; gönderilen kitapların toplam ağırlığı tam bir ton!

Derya’nın okul macerasından ve doktora konusundan bahsetmeyi unuttum. ODTÜ’ye başlıyor. Ancak havacılık mühendisliğini pek sevemiyor. Yine de birincilikle bitiriyor. Sonra MIT’de bir daha deniyor. Yine sevmiyor. Derya, deryaya kafayı takıyor. Onun için okyanus bilimi okumaya karar veriyor. Doktora konusu da renk körü ahtapotların muazzam kamuflaj yeteneklerini anlamak. Şimdi yüzmeye, dalmaya gidiyor. Bir yandan da araştırmasına şevkle devam ediyor.

Bırakın kalsınlar

Kısacası yurtdışında yaşayan yüzlerce parlak arkadaştan biri Derya. Tipik bir beyin göçü örneği yani. Uzun zamandır beyin göçünü tersine çevirmekten, bu arkadaşları memlekete getirmekten bahsedilir. İyi ama öyle konular var ki, bu alanları çalışmak isteyenlerin Türkiye’de seçenekleri yok. Alın işte Derya’nın araştırma konusu. Kendisinin ilgilendiği, ahtapotların kamuflajı konusunda çalışan bir avuç uzman var dünyada. Onların da tamamı yurtdışında. Bizimse ahtapotla olan ilişkimiz, ızgarası ile salatası arasında karar vermekten öteye zor geçiyor.

Tamam, bizim de çok iyi yüksek lisans programlarımız var. Ancak her konuda değil maalesef. En azından şimdilik. Kaldı ki bu gençlerin yurtdışına gitmeleri sadece akademik hayatları için önemli değil. Başka bir ülkede yaşamaları demek, oradaki atmosferi görmeleri, uzun yıllar ihtiyaç duyacakları ilişkileri kurmaları ve Türkiye’de kalıp etraflarına örebilecekleri kozadan çıkmaları demek.

Ah vah edip, sızlanmaya gerek yok. Bırakalım bu arkadaşları gitsinler. Onlarla uzaktan da olsa haberleşmek artık kolay. Yazları ailelerini görmeye geldiklerinde onları dinlesek, bizden olduklarını hissettirsek, kucaklasak yeter. Bazıları kesin dönüş yapıyorlar. Orada kalanlar ise buralardan yollara düşecek başka gençlerin önünü açıyorlar. Zaten göçen beyinlerin önemli bir kısmı Türkiye’yi unutmuyor. Derya birlikte çalıştığı ekiple İzmir’deki evinin önünde dalmaya geliyor. Bir başkası yazın Türkiye’de ders veriyor. Diğeri araştırmasını Anadolu’ya taşıyor. Yani durmuyorlar. Memleketi anlatıyorlar, yazıyorlar, çalışıyorlar.

Bize düşense ne anlatıyorlar, ne yazıyorlar, ne çalışıyorlar merak etmek ve peşlerini bırakmamak. Hepsi o!