Bugün bilim için ne yaptın?

Bilimsel bir projenin parçası olmak zor değil. Telefona yükleyeceğiniz bir programla, balkonunuza ekeceğiniz bir çiçekle bilime yardım edebilirsiniz.

Bundan birkaç yıl önce bir araştırma projesine davet edildim. Önce uzmanlığım konusunda olduğunu düşünüp havalara girdim. Meğer özel bir yazılım geliştiriyorlarmış. Bu yazılım ile insanlara işaret dili öğretmeyi amaçladıklarını söylediler. Beni de işaret dilini biliyorum diye çağırmışlar. Sordukları işaretleri gösterdim; onlar da videolarımı çektiler.

Ülkemizde hiç azımsanmayacak sayıda işitme engelli vatandaşımız var. Onların doktorlarla, avukatlarla, polislerle ya da diğer kamu görevlileri ile iletişim kurabilmeleri çok önemli. Onun için böyle bir projede görev alınca açıkçası kendimle gurur duydum.

Gel vatandaş!

Günümüzde bilimsel bir projenin parçası olmak hiç de zor değil. Elinizdeki telefona yükleyeceğiniz bir programla, balkonunuza ekeceğiniz bir çiçekle ya da alacağınız küçük notlarla bilim insanlarına yardım edebilirsiniz. Özü tam da bu fikre dayanan bir hareket var; ismi ‘Vatandaş Bilimi.’

Aslına bakarsanız, isim yeni ama fikir o kadar da yeni değil. Hatta kökleri oldukça eskilere gidiyor. Örneğin amatör astronomlar çok uzun yıllardır gökcisimleri keşfediyorlar. Ya da hiçbir eğitimi olmayan insanlar ünlü matematik problemlerini alt ediyorlar. Hoş bu başarılar anlatılırken biraz abartılıyor. Şansı yaver gidenlerin ya da dehaların öykülerini dinliyoruz hep. Kendini nasıl bilime vakfettiklerini, sabahlara kadar ne zorluklarla çalıştıklarını okuyoruz. Böyle bir fedakârlığı kaçımız yapabilir? Daha doğrusu sabahın köründen akşamın geç saatlerine kadar çalışan birinden böyle bir özveri istemek mantıklı mı? Peki ya para nereden gelecek? Hepsinden önemlisi nereden başlanacak?

Sanırım hedefler büyük olunca, sorular da böyle ağır oluyor. Altlarında ezilip pes ediyor insan. Oysa daha küçük hedefler ve biraz merak ile bayağı yol almak mümkün. En iyisi ufak ufak başlamak. Sonra bakarsınız çok sarar, arkasını da getirirsiniz. Kolayca katılacağınız projelerden daha zorlarına doğru ilerleyerek birkaç örnek vereyim.

Örnek projeler

Bugün pek çok evde bilgisayar, tablet ya da cep telefonu var. Hepsi de canavar gibi aletler. Sokakta gördüğünüz ortalama bir cep telefonunun işlem gücü, çok değil 20 yıl önceki bir süper bilgisayarın hızına eşit. Ve tüm bu kapasite, günün büyük kısmında atıl bekliyor. 

İşte o atıl kapasiteyi bilimin hizmetine adamak, harekete katılmanın en kolay yollarından biri. Örneğin BOINC adı verilen ücretsiz bir yazılımı bilgisayarınıza kurarak başlayabilirsiniz. Bu program, sizin başında olmadığınız zamanlarda bilgisayarınızı, yeni ilaç geliştirmede, iklim değişikliği hesaplarında ya da varsa dünya dışı canlılardan gelen sinyalleri dinlemede kullanıyor.

Ekran başında resimlere bakmaya ne dersiniz? Tek yapmanız gereken ‘ClicktoCure’ sayfasına gidip kayıt olmak. Sayfada binlerce hücre resmi var. Araştırmacılar, bu resimlerdeki renkli bölümleri belirlemenizi istiyorlar. Zor gözüküyor ama hiç değil. Zaten sayfadaki komutlar da sizi yönlendiriyor. Bu arada resimleri ayırarak ne yaptığınızı söylemeyi unuttum. Büyük çaplı bir kanser araştırmasının analizlerine yardımcı oluyorsunuz.

Araştırmanın asıl keyfi, veriyi kendin topladın mı çıkar. Ben de oradan başladım. Telefonuma NoiseTube uygulamasını yükleyip İstanbul’un ses haritasını çıkarmaya yardımcı oluyorum. Üstelik topladığım veriyi gönderince, harita üzerinde gezdiğim yerlere bakarak maruz kaldığım gürültünün izini görebiliyorum.

Daha yüzlerce proje var katılabileceğiniz. Umarım bazılarınızın aklını çelebilmişimdir. O da bana yeter zaten.