Büyüklere popüler bilim

Tabii ki ufaklara bilimi sevdirelim. Ama çocukların büyükleri örnek aldıklarını unutmayalım. Ve unutmayalım, Türkiye'de büyükler bilimle ilgilenmiyor.

Hadi Amerikalılar ile dalga geçelim. Amerika’da her dört kişiden biri Güneş’in Dünya etrafında döndüğünü sanıyormuş. Üstelik bu sonucu Ulusal Bilim Kurumu açıklamış. Yani kaynak sağlam, Coni cahil.

Hah ha ha. Güleriz ağlanacak halimize. Asıl bizde bilim okuryazarlığı yerlerde sürünüyor. İnanmazsanız birlikte test edelim. 

Etrafınızdakilere şu üç basit soruyu sorun:
1. Mevsimler nasıl oluşur?
2. Balina balık mıdır, yoksa memeli mi?
3. Dinozorlar, ilk insanlar ile aynı zamanda Dünya’da yaşadılar mı?

Aldığınız cevapları bana da gönderin lütfen. Ben de derleyip haftaya yazayım. Bakalım Amerikalılar da bize gülecekler mi?
Koca bebekler

“Bilim bilmiyoruz” dediğim zaman hemen şu söyleniyor: “Ağaç yaşken eğilir.” Ardından da minikler için bilim seferberliğinden bahsediliyor. Eğlenceli bilim, bilim müzeleri, güldüren robotlar, hoplatan deneyler... İğne ve balonla barometre yapmayan çocuk kalmasın!

Tüm bunların faydalarından şüphem yok. Tabii ki ufaklara bilimi sevdirelim. Ancak o çocukların eninde sonunda evdeki büyükleri örnek aldıklarını unutmayalım. Tabii şu acı gerçeği de akılda tutmakta fayda var: Türkiye’de büyükler bilimle ilgilenmiyorlar. Ama televizyona bayılıyorlar. Bu da demektir ki ilgi çekecek bir bilim programı ile pekâla ebeveynleri tavlayabiliriz. Rakiplerimiz ise derin diziler, paralel maçlar ve tartışma programları lobisi.

Önce şu şartlarda anlaşalım: Programı stüdyoda yapmak yasak, açık oturum katiyen yasak, birkaç uzmanı toplayıp sırayla söz vermek yasak, kötü espri yasak, bilim insanlarına robot gibi davranmak yasak... Şimdi yeni programı tasarlayabiliriz.

Bizim program

Eğer yeni bir program düşüneceksek içinde bizden bir şeyler olmalı. Bakın dünyadaki başarılı örneklere. İlk aklıma gelen, Discovery kanalındaki Efsane Avcıları. Fazlasıyla Amerikan. Hiç kaybetmeyen abartılı karakterler, zorlama hareketler, asfaltı ağlatan arabalar. Yine de on numara program. Kamu servisi veren kanallar arasındaysa herhalde en tepeye BBC oynar. Oradaki bilim programları biraz daha ayağı yere basan cinsten. Aksiyon az; müstehzi ifade çok. İngiliz olduğundan mı nedir, herkesin küçük parmakları hep havada gibi. Ne olursa olsun yayın akışı, hele belgeselleri harika.

Bizim programa gelince. Bir kere ekip bilim insanlarının ayağına gitmeli. Tersi değil. Ne yapacaklarsa elimizden tutup, bizi de yanlarına katsınlar. Örneğin tıp fakültesindeki anatomi dersine öğrencilerle birlikte girsinler. Ya da meteorolojiden bahsedeceklerse, ne bileyim, bir balona kamera monte etsinler. Yerküreye bir de bizim memleketin üzerinden bakalım.

Laboratuvarları ziyaret etmek de iyi bir fikir. İki sıvıyı bir tüpte karıştırıp, kesif bir dumanla aklımızı alsınlar. Sonra da hem olan biteni anlatsınlar hem de kahkahayı bassınlar. Biz ebeveynler severiz ‘Hababam Sınıfı’ şakalarını.

Ödülleri, başarıları, rekorları hızla geçebilirler. Bilim insanlarımızın insani yönlerini anlatsınlar bize. Hocaları arkadaşlarına değil, öğrencilerine sorsunlar. Profesörlerin hobilerini, garipliklerini, en çok da hatalarını öğrenelim. O zaman izleyenler bu insanlarda biraz da kendilerini bulabilirler. Bir yandan da bu ülkede pekâla bilim yapıldığını görmüş olurlar.

Yahu hep ben yazdım. Kim bilir sizlerin aklında neler vardır? Kısacası hepimize sorsunlar. Bize dokunursa, eminim bayıla bayıla izleriz bilim programlarını. Yanımızdaki çocuklar da ikramiye.