Çatlatmaya az kaldı

Kaya gazını çıkarmak fena bir fikir değil. Enerji ihtiyacımız artıyor ve doğalgazda dışarıya bağımlıyız. Fakat hidrolik çatlatmanın çevresel etkileri çok tartışmalı.

Kış pat diye geldi işte. Umarım havalar çok soğumaz da doğalgaz faturaları belimizi bükmez. Şimdilik doğalgaza mahkûmuz. Çünkü doğalgazın diğer fosil yakıtlara göre sera gazı etkisi daha düşük tutulabiliyor. Üstelik az kayıplı ve yüksek verimli bir enerji kaynağı. 

Doğalgazın hikâyesi şöyle: Organik madde milyonlarca yıl boyunca yer tabanına yığılıyor. Katman üstüne katman geliyor. Aşağıda basınç ve ısı artıyor. Bunun sonucunda ortaya doğalgaz çıkıyor ve katmanlar arasındaki gözeneklere doluyor. Ardından bulduğu kanallardan yukarı tırmanıyor. Sert bir katmana toslayınca yeraltındaki rezervlerde birikiyor.

Geleneksel yöntemde dik kuyular açılıp, rezervlerdeki gaz yüzeye çıkarılıyor. Bir de çok daha derinde ve sert oluşumlara nüfuz etmiş gaz var. Buna ‘kaya gazı’ deniyor. Yakın zamana kadar o derinlikteki katmanlara erişilemiyordu. Ancak son dönemde teknoloji gelişti ve kaya gazı üretimi hızla artmaya başladı.

Kaya gazı çıkarmak için farklı bir yöntem kullanılıyor. Bir kuyu kazılarak istenen katmana kadar iniliyor. Derinlik 2 bin ile 5 bin metre arası. Birkaç kilometrelik boru da yatay olarak döşeniyor. Yatay döşenen bu boruların uçlarında delikler oluyor. Ardından kuyuya çok yüksek basınçla katkı maddeli su pompalanıyor. Basınçlı su yatay kısımdaki deliklerden çıkarak kayayı çatlatmaya başlıyor.

Kilometrelerce yığın altında ezilen bu kayaları ha deyince çatlatmak kolay değil. O derinlikte gazı sıkıştıran basınç korkunç. Çatlatma aylar sürüyor. Çatlakların kapanmaması için pompalanan suya kum da katılıyor. Bu kum tanecikleri çatlaklara dolarak açık kalmalarını sağlıyor. Suyun basıncı kesilince kayalardan kaçan gaz, kuyuya doluyor ve yüzeye çıkıyor. Yönteme ‘hidrolik çatlatma’ deniyor.

Kaya gazı Türkiye’de de var. ABD Enerji Bilişim Enstitüsü’nün 2011 raporu, rezervin yarım trilyon metrekübe yakın olduğunu söylüyor. Haliyle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile özel sektör fırsatı kaçırmak istemiyor. Trakya’da ve Güneydoğu’da projelerden bahsediliyor. Ayrıca petrol kanunu ve ekleri ile bir mevzuat da hazırlanmış.

Kaya gazını çıkarmak fena bir fikir gibi görünmüyor. Çünkü enerji ihtiyacımız artıyor ve doğalgazda dışarıya bağımlıyız. Fakat hidrolik çatlatmanın çevresel etkileri dünyada çok tartışılıyor. Hatta birkaç ülke bu yöntemi tamamiyle yasaklamış durumda. Biz de tartışalım diyeceğim ama projelerin detayları yok. Oysa kaya gazı projeleri açıkça kamuoyuna anlatılsa ve şeffaf bir süreç izlense tereddütler azalır.
Bir kere çatlatma bizim memlekette yapılıyor. Tamam, bu yöntemin depremi doğrudan tetiklemesi gibi bir durum henüz görülmedi. Ancak bizim toprağın altı da mübarek kristal vazo. Fay hatları fink atıyor. Deprem ise milli kâbusumuz. En azından sismik bilgiler toplanıp kamuoyu rahatlatıldı mı?

Kuyuya basılan suda sağlığa zararlı kimyasallar var. Kaya gazının yeraltı sularından çok daha derinde olduğu doğru. Ancak gaz ve su, yeraltı sularının bulunduğu seviyeden borularla geçecek. Sızma olmayacağı garantisi var mı? Kuyu içine basılan su arıtıldıktan sonra tekrar kullanılabiliyor. Fakat bir noktada kirli suyun havuzlarda toplanması gerekecek. Bu havuzlardan yerüstü sularına sızıntı olmayacağından eminiz değil mi?

Aşırı su kullanımı ne olacak? Çevrede su sıkıntısı yaratmasın bu iş? Bu su barajdan mı nehirden mi gelecek? Yoksa taşınacak mı? Sadece bir kuyu ortalama 15 bin metreküp su istiyor. Bu kabaca 600 kamyon su taşınması demek. Binlerce kamyonun yaratacağı trafik ve kaza riski ne olacak? Amma soru sordum. Ve bunlar sadece ilk etapta aklıma gelenler. Kafam çatlamak üzere.