Cepten deprem bilim

Belki depremden kaçış yok. Fakat ardından gelecek ikincil afetlerin önüne geçmeye çalışabiliriz. İhtiyacımız olan biraz teknoloji, biraz da imece.

Deprem bizim buraların gerçeği. Çünkü dört bir yanımız yeryüzü hareketlerine emanet. Anadolu’nun kuzeyinde ve güneyinde fay hatları var. Ege’de sallantılar olduğu hepimizin malumu. Doğu desek, 2011 Van depreminin acıları hâlâ taze. 

Depremleri anlamak için yeryüzünü oluşturan hareketli plakalardan bahsetmek gerek. Elinize bir top alın. Bu top Dünya olsun. Şimdi yüzeyini karton parçaları ile kaplayın. Kartonlar kayacak ve birleşme noktalarında birbirlerinin üzerine çıkacaklar. İşte o karton parçaları dünyamızı saran irili ufaklı tektonik levhalar ve plakalar. Bu plakalar da kayıyor, üst üste çıkıyorlar. Birleştikleri noktalarda dağlar gibi yeryüzü şekilleri ve fay hatları oluşuyor. Tabii depremler de cabası. Mesela depremi bol olan Japonya, üç plakanın kesişiminde.
Ülkemiz ise Anadolu Levhası üzerinde. Kuzeyimiz ve güneyimizde iki dev plaka var: Avrasya Plakası ve Arap Plakası. Arap Plakası, Avrasya Plakası’nın altına giriyor. Bu esnada da 
Anadolu Levhası’nı batıya itiyor. Dış politikamızın antitezi gibi oldu ama yer hareketleri durumumuz bu. 

Rasathane 

Tarih boyunca Türkiye’de pek çok deprem olmuş. Bundan sonra da olacak. Maalesef depremi çok önceden tahmin edecek bir teknoloji henüz yok. Fakat erken uyarı ve acil müdahale konusunda yapabileceklerimiz var. Yapılıyormuş da. Kandilli Rasathanesi’nden Dr. Can Zülfikar’dan öğrendim. Bu aralar yenilenen sistem, 2002 yılında Profesör Mustafa Erdik öncülüğünde kurulmuş. 

Deprem Erken Uyarı Sistemi, ana Marmara fay hattına yakın deniz dibine ya da karaya yerleştirilmiş kuvvetli yer hareketi kayıt istasyonlarından oluşuyor. Bu istasyonlardan aralıksız veri toplanıyor. Eğer belirli bir seviyenin üzerinde hareket tespit edilirse, sistem hemen uyarı veriyor.
Toplanan veri rasathanenin yanı sıra, sisteme entegre olmuş tesislere de iletiliyor. Hatta bazı işletmelerin kendi istasyonları var. Bu sayede sistemden gelen veri ile kendi topladıklarını birleştirebiliyorlar. Yani daha güvenilir bir bilgi ile hareket edebiliyorlar. Örneğin İGDAŞ, deprem tehlikesi olduğunu tespit ederse bölge regülatörlerinde otomatik kapama yapıyor ve 
doğalgaz akışını kesiyor. Benzer bir sistem Marmaray’da da var. Bu işletmelerin diğerleri tarafından örnek alınması ve sayıların artması dileğimiz. 

Uygulama 

Bunun dışında bir de acil müdahale istasyonları var. Bu istasyonlar çoğunlukla nüfusun yoğun olduğu yerlerde. Temel görevleri ise depremin nerede, ne tür etki yapacağını belirlemek için şiddet ve hasar haritaları çıkarmak.
Sıkça karıştırılıyor ama depremin şiddeti ile büyüklüğü farklı şeyler. Büyüklük depremin boyu posu; şiddet ise gücü kuvveti. Yani şiddet ne kadar fazla olursa deprem o kadar yıkıcı oluyor. Bir şiddet haritası ise soğan halkalarına benziyor. Soğanın cücüğü depremin merkezi. O noktada şiddet en yüksek. Dış halkalara çıkıldıkça yıkıcı etki azalıyor. Bu haritalar, depremden en fazla etkilenen yerlere süratle müdahale etmek için kullanılıyorlar. 

Şiddet ve hasar haritalarının çıkarılmasına bizler de yardım edebiliriz. Bunun için cep telefonuna bir uygulama kurmak yeterli. ‘Deprem Bilgi Sistemi’ ismindeki uygulama, depremi hissedenlerin veri girişi yapmasına yardımcı oluyor. Depremin küçük ya da büyük olması fark etmiyor. İş ki bilgi verilsin. Çünkü sisteme ne kadar çok bilgi aktarılırsa, o kadar hassas haritalar çıkarılabiliyor. 

Belki depremden kaçış yok. Fakat ardından gelecek ikincil afetlerin önüne geçmeye çalışabiliriz. İhtiyacımız olan biraz teknoloji, biraz da imece.