Çürük irade

Herkes bir koltuğa bir kamyon karpuz sıkıştırmakla övünüyor. Bir sürü işi aynı anda yapınca, on parmağımızda on marifet var sanıyoruz. İşin aslı pek öyle değil.

Okuduğunuz yazıya başlamadan yaptıklarımın muhasebesi: 

- Twitter’a göz atma; beş kez.
- Mesajları kontrol etme; üç kez.
- Facebook haberlerine dalma; dört kez.

Listeye bak! Bunları yapmasam yazıyı bir saat önce bitirebilirdim. Aslına bakarsanız tüm günüm bu şekilde dağılan dikkatimi toplamakla geçiyor. Sağ omzumdaki melek “Aman boş ver. İnternette takıl, telefona bir göz at” diyor. Sol omzumdaki melekse “Dünya kadar işin var, önce onları bitir” diye akıl veriyor. İlker’in İlker’le mücadelesi. İşin garibi, arada kalan da yine benim.

Deneyler

Kaliforniya Üniversitesi’nden Prof. Gloria Mark, bir ofis çalışanının ortalama her üç dakikada bir bölündüğünü hesaplamış. Dikkat iyice dağılırsa, tekrar aynı işe geri dönmek yaklaşık 23 dakika sürüyormuş. Yani bölündükçe insanların çalışma veriminde ciddi düşüş oluyor.
Oysa herkes bir koltuğa bir kamyon karpuz sıkıştırmakla övünüyor. Bir sürü işi aynı anda yapınca, on parmağımızda on marifet var sanıyoruz. İşin aslı pek öyle değil. Bu konudaki ilk araştırmalardan biri Stanford Üniversitesi’nden Prof. Clifford Nass’ın. Elde ettiği sonuçlar, o çok maharetli gözüken arkadaşların aslında hiç de parlak düşünemediklerini ortaya seriyor. Prof. Nass, bu iş cambazlarının kolayca dağıldıklarını, hatta özellikle alakasız şeylere kapılıp gittiklerini söylüyor.

Geçen mayısta, Bob Sullivan ve Hugh Thompson imzasıyla New York Times gazetesinde bir yazı çıktı. Yazarlar, Carnegie Mellon Üniversitesi’nden iki araştırmacı ile bir araya gelerek bir deney hazırlamışlar. Deney iki testten oluşuyor.

İlk testte, 136 katılımcıdan kısa bir yazıyı okumaları ve sorulan soruları yanıtlamaları isteniyor. Ardından insanlar üç gruba ayrılıyor. İlk gruptakiler hiç bölünmeden testi tamamlayacak şanslı adaylar. İkinci ve üçüncü gruptaki insanlara ise sınav sırasında test ile ilgili kısa mesajlar alabilecekleri söyleniyor. Keza sınav sırasında bu iki gruptakilere iki mesaj atılıyor. Beklendiği üzere mesajları alanlar, birinci gruptakilere göre sorulara yüzde 20 daha az doğru cevap verebiliyor.

Diken üstünde

İkinci testte, tekrar kısa bir okuma veriliyor. Ancak bu sefer sadece ikinci gruptakilere mesaj atılıyor. Üçüncü gruptakilerin ise bölünmeden testi bitirmelerine müsaade ediliyor. İkinci gruptakiler ilk teste göre daha iyi yapıp, ilk gruptaki şanslıların performansını yakalıyorlar. Aralarındaki fark yüzde 14’e geriliyor. Araştırmacılar başarıdaki bu artışı, insanların ilk testten tecrübeli olmalarına bağlıyorlar.

Asıl bombayı üçüncü gruptakiler patlatıyor. Onlar performanslarını yüzde 43 gibi yüksek bir oranda iyileştirip, ilk gruptakileri bile geçiyorlar. Belli ki ilk testte edinilen tecrübeden fazlası var ortada. Araştırmayı yürütenlerden Dr. Peer, her an dağılabilirim düşüncesinin insanlar üzerinde baskı yaratmış olabileceğini düşünüyor. “Bu sayede işlerini bitirmek için daha iyi konsantre oluyorlar” diyor. Yani bir nevi yumurta kapıya dayandı psikolojisi ile pürdikkat çalışıyorlar.

Bense ilk gruptakiler gibi bölünmeyeceğim bir zaman ayarlamaya kararlıyım. Plan yaptım: Her gün 17.00-21.00 arasında mesajlara bakmak yok, Facebook yok, Twitter yok. İnternet’te gezinmek yasak. Hele telefon, hele telefon! En uzak köşeye saklandı; ortaya çıkarılmayacak meret.

Hoş ben bunları düşünürken zaten gece olmuştu. Tok karnına diyete başlamak kolay. İlerleyen günlerde bakalım neler olacak göreceğiz. 5’ten önce, 9’dan sonra da size yazarım.