Genelle-me!

Kayıtlar montaj mı değil mi derken arada olan TÜBİTAK'a oldu. Yönetimin bir kararı orada çalışan herkesin görüşü gibi algılanıyor. Oysa değil.
Genelle-me!

Kayıtlar montaj mı değil mi derken arada olan TÜBİTAK’a oldu. Beğenirsiniz beğenmezseniz ama Türkiye’nin bilime yatırım yapan en büyük kurumu orası... Bir haftadır öyle yazılar okudum ki ağzım açık kaldı. Koskoca kurumu madara ettiler. Raporun bilimselliğini sorgulayarak yazısına başlayan biri, aklına gelen tüm falsoları kuruma mal ediyor. Okuyanların zihninde ise şöyle bir TÜBİTAK tablosu beliriyor: Sözümona bilimle ilgilenen ama aslında içi boş, kukla bir kurum.

Tablo

Rapora geleceğim. Fakat önce çizilen bu tablonun TÜBİTAK’ın çeşitli kademelerinde çalışan herkesi resmetmediğini söylemeliyim. Bir kere bu gibi kurumlarda katı, dikey bir yönetim var. Alt kademelerdeki arkadaşlar inisiyatif almaya çalışsalar bile üst kademe bu girişimleri kolayca ezebiliyor. Yönetimin bir kararı orada çalışan herkesin görüşü gibi algılanıyor. Oysa değil. Onun için Darwin yerine Başbakan’ın süslediği dergi kapaklarına biraz da bu açıdan bakmalı.

Evet, hükümetin güdümünde bir grup her noktaya el atmak istiyor. Tavuskuşu gibi şişinip, höt zöt ediyorlar. Ancak onlar bile kurumun bel kemiğini oluşturan bir kadrodan vazgeçemiyorlar. Çünkü bu kadronun arasında iyi araştırmacılar, çok gayretli insanlar var ve o insanlara bu ölçüsüz eleştiriler ve ezberden konuşmalar ile haksızlık ediliyor. Kısacası kurunun yanında yaş da yakılıyor.

Aslında bu toptan kestirip atma illeti çok daha yaygın. İşin fenası memleketin kutuplaşmasından çıkarı olanların değirmenine su taşıyor. “Zaten bu ülkede bilim mi var?” Evet, var. Hem de âlâsı... Belki sayıları çok değil ama canını dişine takmış parlak insanlar var. “Sizlere cahil dediler, küçük gördüler.” Hayır, yüz kere hayır. Sadece son iki yılda bu ülke için bir şeyler yapmak isteyen, farklı görüşlerde pek çok insanla tanıştım. Bir konuyu iyi biliyorlar diye diğerlerini küçük gördükleri falan yok. Arada burnu Kaf Dağı’nda, herkese tepeden bakanlar var tabii. Onları ciddiye almaya değmez. Aklı başında olanlar da almıyorlar zaten.

Rapor

Raporu sona bıraktım çünkü o kolay. Pek çok insan, asıl montajın açıklanan rapor ile yapıldığını söylüyor. Mantıklı soruları da var. Mesela raporu kimin hazırladığını merak ediyorlar. 

Raporlara konu olan kayıtlar ile insanların dinledikleri aynı mı diye soruyorlar. Diğer uzmanların analizleri ile bu rapor arasındaki farkın sebebini anlamak istiyorlar.

Diyelim ki dava söz konusu olduğu için bilirkişilerin isimleri verilemiyor. Olabilir. Mahkeme heyeti her kafadan ses çıkmasını istemiyordur belki... Ona da olabilir diyelim. Fakat biraz geç kalınmadı mı? Konu çoktan kamuya mal olmuş durumda. Toplumun bir yarısı kayıtlara inanmıyorsa, diğer yarısı inanıyor. Eğer yapılan analizin doğruluğu konusunda bir tereddüt yoksa kayıtlar herkesle paylaşılır. Montaj ya da değil diyenler de kayıtları incelerler. Kendi raporlarını yazarlar. Biz de raporları karşılaştırırız. Bu çok daha bilimsel. Hem montaj olduğu anlaşılırsa, mahkemeye sunulan raporun doğruluğu mühürlenmiş olur. Fena mı?

Ben daha çok beklerim. Tahminen bunların hiçbiri olmayacak. Ama bari arada olan ülkenin özverili ve çalışkan insanlarına olmasın.