Huzur ışınlamada

Işınlama bilimsel olarak mümkün. Fiyakalı da bir ismi var: 'Kuantum teleportasyon.' Ayrıca sadece teorisi değil, uygulaması da mevcut!

Bugün yarın hükümetten bir açıklama gelebilir: “Birlik, beraberlik ve ışınlama cihazına en çok ihtiyacımız olan günlerden geçiyoruz.”
Gülmeyin. Ya da gülün ama bir yandan da düşünün: Böyle bir cihazı gerçekten üretsek ne çok şey yapabiliriz. Legal olarak tabii. Bir kere tüm dünyadaki trafiği çözeriz; kirlilik azalır, insanların ömrü uzar. Cihazın satışıyla yapacağımız iktisat hamlesine girmiyorum bile.

İyi de bilimsel olarak ışınlama mümkün mü? Evet mümkün. Fiyakalı da bir ismi var: ‘Kuantum teleportasyon.’ Ayrıca sadece teorisi değil, uygulaması da mevcut! Bundan tam 17 yıl önce Avusturyalı bilim insanları ışık parçacıklarını (fotonlar) ışınlamayı başarmışlar. O gün bugündür de yalnız fotonlar değil, atomlar gibi parçacıklar da ışınlandı. Zaten bu konudaki çalışmalar harıl harıl devam ediyor. Sadece geçen yıl ünlü Nature dergisinde kuantum ışınlama konusunda en az dört makale yayımlandı.

Kuantum dolmuş

Kuantum dünyası dediğimiz zaman atomlar ve daha küçük parçacıkların dünyasından bahsediyoruz. O dünya bizim çevremizde gördüğümüzden çok farklı. Kendine has fizik yasaları var. Ayrıca bu garip dünyaya hâkim olan tek şey belirsizlik. Mesela bir parçacığın nerede ve hangi hızda olduğunu aynı anda bilmek mümkün değil. Çünkü nerede olduğunu ölçerseniz hızı değişiyor ya da hızını ölçerseniz yerini bilemiyorsunuz lanet şeyin. Onun için deneylerin tamamı ihtimal hesaplarına bağlı. Şimdi kuantum teorisine girsek, hayatta çıkamayız. İyisi mi ben size sadece ışınlamada en sık kullanılan yöntemi anlatayım. Hikâyemizin ismi ‘kuantum dolaşıklığı’.

Kuantum dünyasında, iki parçacık arasındaki mesafe çok azalınca birbirlerine dolaşıyorlar. Diğer bir deyişle yapışık ikizler oluyorlar. Ancak bu ikizlerin huyları tamamıyla zıt. Yani bir tanesinin sağa döndüğünü ölçersek biliyoruz ki diğeri sola dönüyor. Veya biri yukarı dönüyorsa, diğeri aşağıya dönüyor. Asıl ilginci, dolaşık ikizleri ayırıp, her birini evrenin iki ayrı noktasına götürsek bile aralarındaki iletişim kopmuyor. Hâlâ birinin ne yöne döndüğünü ölçtüğümüz anda, diğerinin tam zıt yönde döndüğünü biliyoruz.
Bu bilgi ile ışınlama nasıl yapılır görelim. Başrolde üç atom olsun; A, B ve C. İlk ikisi, yani A ile B birbirlerine dolanmış ikizler olsun (A≥B). A’yı ayırıp, C’nin yanına koyalım. Öyle ki C ile A yeni yapışık ikizler olsunlar (C≥A). Fakat A zaten B ile ikizdi. Onun için anında B atomu da C’nin bir kopyası haline geldi. Yani eski B artık C oldu. Daha doğrusu C ile ilgili tüm bilgi B’ye kopyalanmış oldu (B=C). Alın size ışınlama!

Ufacık tefecik parçacıklar tamam, ya bir insanı ışınlamak? İşte o zor. Çünkü insan dediğin, aklımızın almayacağı kadar çok parçacıktan oluşuyor. O parçacıklardan her birinin vücuttaki tam yerini ve hızını belirlemek neredeyse imkânsız. Ama hadi belirledik diyelim, koordinatları nereye kaydedeceğiz? Dünyadaki bütün kayıt aletlerinin trilyonlarca misli elimizde olsa yine yetmez.
Kısacası istediğimiz gibi bir ışınlama cihazı henüz ufukta gözükmüyor. Hatta maalesef düş kurmak için bile erken...

* * *

Bu arada unutmadan söyleyeyim. Geçen haftaki sorulara bir genelleme yapacak kadar cevap gelmedi. Fakat “İnsanlar ile dinozorlar bir arada yaşadılar mı?” sorusuna aldığım cevabı yazmalıyım: “Hayır” diye başlıyor. Aman pek güzel. Gel gör ki “İnsanları yediler” diye bitiyor. Hayda! Neyse, kıyamadım gidiş yolundan puan verdim yine de.