İlahi grip, sen adamı öldürürsün!

Aşı olmak gribe karşı alınacak en kolay önlemlerden biri. Üstelik aşı yüksek risk grubunda olanlara ücretsiz. Buna rağmen Türkiye'de aşılanma oranları çok düşük.

Böyle yazılınca insan belki hafife alıyor ama grip gerçekten üzücü sonuçlara yol açabilen bir hastalık. Özellikle 65 yaş üstündekiler ya da astım hastaları gibi yüksek risk grubunda olanların gribi kesinlikle ciddiye almaları gerek.

Toplumda maalesef işin vahameti pek bilinmiyor. Bunun önemli nedenlerinden biri gribin ölüm sebebi olarak görülmemesi. Bir insanı, örneğin diyabetten ya da kalpten kaybetmeyi biliyoruz. Daha doğrusu üzülerek öğrendik. Fakat normal şartlarda uzun bir ömür sürebilecek yakınlarımızı, gribin hastalıklarını tetiklemesi yüzünden uğurlamış olabileceğimizi pek düşünmüyoruz.

Ölüm en kötüsü elbet. Öte yandan diğer kayıpları da hesaba katmak gerek. Her yıl gribin neden olduğu işgünü kaybı büyük rakamlara çıkıyor. Üstelik bu sadece çalışanların hastalanması nedeniyle olmuyor. Evdeki ufaklardan biri hasta olunca anne ya da baba işten izin alıp çocuğuyla ilgilenmek zorunda kalıyor. Tüm bu yiten zamanı üst üste koyunca gribin ekonomiye yaptığı darbe daha iyi anlaşılıyor.

Aşı meselesi

İş aşılanmaya gelince konunun uzmanından akıl almak en doğrusu. Ben de İstanbul Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Selim Badur’la buluşup sorularıma birinci elden cevaplar aldım. Yakın zamanda kendisinin önderliğinde bağımsız bir grip platformu kuruldu. Farklı alanlardan gelen uzmanlar ile Türkiye’de

gribin etkilerini ve yapılması gerekenleri araştırıyorlar. Aşı olmak gribe karşı alınacak en kolay önlemlerden biri. Üstelik aşı yüksek risk grubunda olanlara ücretsiz; diğerleri için de oldukça hesaplı. Tüm bunlara rağmen Türkiye’de aşılanma oranları çok düşük. Örneğin 60 yaş üzeri aşılanma Hollanda’da yüzde 70’leri geçerken bizde aynı oran yüzde 15’e zor geliyor.

Aşıya karşı bu direncin birkaç sebebi var. Bunların arasında yalan yanlış bilgilerin yeri büyük. Grip aşısı sizi grip yapmaz. Çünkü aşıdaki virüs ölü. Dirilip sizi hasta edemez. Ancak aşının etkisini göstermesi 10 gün sürüyor. Bu sürede hasta olunca da suçu aşıya atmak doğru değil. Aşıyı erken, yani ağustos-eylül aylarında olmanız şart değil. Aksine, Selim Badur ve ekibinin çalışmalarına göre ülkemizde salgın aralık sonunda başlıyor ve mayıs sonuna kadar devam ediyor. Dolayısıyla şu aralar, hatta nisan ortasına kadar pekâlâ aşı olunabilir.

Şüpheciler

Bir de aşı meselesine kuşkuyla yaklaşanlar var. Aşı olduktan sonra grip virüsüyle savaşacak antikorları vücudumuzun neden üretmediğini soruyorlar. Oysa üretiyor. Ama zaman içinde bu bağışıklık azalıyor. Ayrıca tıpkı kanser gibi, grip virüsü de kolay yapı değiştiriyor.

O nedenle her yıl aşının içeriği Dünya Sağlık Örgütü tarafından tekrar belirleniyor. En etkin aşıyı geliştirmek için de ulusal referans merkezlerinden gelen veriler kullanılıyor. Bazı yıllar aşı istendiği kadar etkili olmayabiliyor. Ancak yine de koruma sağladığı unutulmamalı. Örneğin bu yıl Amerika’da büyük bir grip salgını oldu. O durumda bile aşının yüzde 60’lara varan oranda etkili olduğu söylendi.

Komplo arayanlara sorsanız grip salgını bir aldatmaca. İlaç endüstrisi sadece kesesini doldurmak için aşıları piyasaya sürüyor. Keselerinin dolduğu doğru. Fakat aşı sıkı denetimlerden ve uluslararası sağlık kuruluşlarının kontrollerinden geçiyor. Dolayısıyla bizi kandırdıkları savı pek inandırıcı gözükmüyor.

Selim Badur kuş gribinden de bahsetti. Hemen endişelenmeyin. Kuş gribine yol açan virüsler insana ender bulaşıyor. Bulaşması için hastalığı olan hayvanların çok yakınında derin nefes almak gerek. Zaten şu ana kadar da ülkemizde kayıtlı sadece 12 vaka olmuş. Bunlardan bir tanesi var ki çok acıklı. Kesilmesini istemediği için tavuğunu yatağına alıp, ona sıkı sıkı sarılan bir çocuğa bulaşmış bu illet. Ufağı da öyle kaybetmişiz. Tam bir Ercan Kesal hikâyesi.