Ortamlarda hepsini okudum dersin

Jean-Baptiste Michel'in başı çektiği yazar grubu, beş milyonun üzerinde dijital kitabın analizini yapmış. Uğraştıkları sözcük sayısı 500 milyarın üzerinde!
Ortamlarda hepsini okudum dersin

Bir öbek kitap masanın üzerinden bana bakıyor. Okunmayı bekliyorlar. Ben de onlara karşı boş değilim. Ancak ne zaman başlarım bilemiyorum. Bu arada henüz almadığım ama merak ettiklerimi saymıyorum bile. İki emekliliğe yetecek liste var elimde.

Dünyada bugüne kadar yaklaşık 130 milyon kitap basılmış. Google bu kitapların önemli bir kısmını dijital ortama taşıyor. Her kitap taranıyor ve dijital metin haline getiriliyor. Bu koleksiyonun tamamını bir insanın okuması mümkün değil. Fakat güçlü bir bilgisayar ile çok şey yapılabilir.

Kelimelerin evrimi

2011 yılında Science dergisinde harika bir makale çıktı. Jean-Baptiste Michel’in başı çektiği kalabalık bir yazar grubu, Google ekibi ile birlikte beş milyonun üzerinde dijital kitabın metin analizini yapmışlar. Yani koleksiyondaki kitaplara tek tek bakıp içlerinde geçen tüm sözcükleri sayıyor ve grupluyorlar. Uğraştıkları toplam sözcük sayısı 500 milyarın üzerinde! Kitapların tamamı 1800-2000 yılları arasında basılmış. Koleksiyondaki kitaplardan sadece 2000 yılında çıkmış olanları okumak için bile bir insanın, uyku ve yemek molası vermeden, 80 yıl ayırması gerek.

Araştırma, kullanılan dilin ve ortak hafızanın zaman içinde nasıl değiştiğini ya da ünlü insanların hangi hızla unutulduklarını gösteriyor. Mesela, 1915-1941 yılları arasında ‘Büyük Savaş’ denilirken, daha sonraki metinlerde ‘Birinci Dünya Savaşı’ ve ‘İkinci Dünya Savaşı’ geçiyor. Bazı kelimeler ise bir dönem popülerken, sonradan onları kimse kullanmıyor. Örneğin ‘silinebilir’ anlamındaki ‘deletable’ kelimesi gerçekten silinmiş.

Araştırmacılar büyük sözlüklerin de bu değişimi takip edip etmediklerine bakmışlar. Sözlük çıkaranları takdir etmek gerek. Daha sık kullanılan ve güncel kelimeler sözlüklerde yer alırken, diğerleri isabetli bir seçimle çıkarılıyorlar.

Toplumsal bellek

Kadınların zorlu mücadelesini de kelimelerden takip etmek mümkün. 19. yy sonu ve 20. yy başındaki feminizm hareketiyle birlikte ‘kadınlar’ metinlerde ‘erkekler’ kadar yer bulmaya başlıyor. Hatta 2000’li yıllara yaklaşınca ‘kadınlar’ hızla ‘erkekler’in önüne geçiyor. 

Hepimizin kolayca tahmin edeceğini metin analizleri de söylüyor. Günümüze yaklaştıkça insanlar daha genç yaşta ve daha hızlı ünlü oluyorlar. Ancak bu ün maalesef eskiye göre çok daha kısa sürüyor. Üstelik bu sadece sanatçılar ya da politikacılar için geçerli değil. Bilimsel başarılar hatta bilim insanları da bu eğilimden nasiplerini alıyorlar.

Bilim insanları demişken bir sonuç çok ilginç. Galileo, Darwin, Einstein gibi üç dâhi çeşitli dönemlerde çok konuşulsa da hiçbiri Freud’un hızlı yükselişine yaklaşamıyor. Hele günümüze yaklaştıkça Freud bilinçaltımıza iyiden iyiye sirayet etmiş gibi. Dünyanın ruh sağlığı iyi değil diyorum; inanmıyorsunuz.

Hemen okunmayı bekleyen dijital kitaplarımı toparladım. Metin analizi işlerinden anlayan bir arkadaşıma da haber verdim. Kitapları bilgisayarda analiz edip, özetlerinden doz aşımı yapacağız. Hedefimiz bir günde yüz kitap. Haydi rastgele!