Sınırlarımızda bir hayalet dolaşıyor

Suriye'den gelenler zorlu koşullarda yaşıyor. Önemli kısmı çadır kentlerde. O bölgedeki çocuklarımızın aşı kontrolünden geçmesi iki kez daha önemli.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) çocuk felcinin yayılması ile ilgili uluslararası acil sağlık duyurusu yaptı. Benzer bir duyuru, 2009’da domuz gribi için yapılmıştı. Grip de fenaydı ama bu seferki doğrudan beş yaş altını etkiliyor. Daha önemli bir konu yok.

DSÖ özellikle üç ülkeye dikkat çekmiş: Pakistan, Kamerun ve Suriye. Çünkü bu ülkelerden diğerlerine virüsün geçmesi riski var. Halihazırda Pakistan’dan Afganistan’a, Suriye’den Irak’a atladığı söyleniyor. Suriye ve Irak denince de upuzun ortak sınırımızı düşünüyor insan. Geçen yılın sonlarında DSÖ, Suriye’nin kuzeydoğusunda hastalığın hortladığını teyit etti. Oysa bu ülkede en son vaka 15 yıl önce görülmüştü. İç savaşın görünmeyen korkunç yüzü.

Mendebur virüs

Hem de ne mendebur! Sadece insandan insana ve büyük bir süratle geçiyor. Bir kişide hastalık tespit edilmesi onlarca kişinin virüsü çoktan yaymaya başladığı anlamına geliyor. Nadiren görülse de insanın kanını donduran bir etkisi olabiliyor. Önce sinir sistemini ele geçiriyor ve saatler içinde hastayı felç ediyor. Solunum kaslarının etkilenmesi ise ölümle sonuçlanıyor. Dediğim gibi mendebur bir hastalık. Neyse ki etkin mücadele yöntemlerimiz mevcut. İğne ya da ağızdan damla ile kolayca bağışıklık kazanmak mümkün. Aşı, 1955 yılında Jonas Salk tarafından keşfedilmiş. Birkaç yıl sonra Albert Sabin de ağızdan damlayı geliştirmiş. Bugün çocuk felci, aşı ile önlenebilen en ciddi hastalık.

1988’de tüm dünyada çocuk felcine karşı yoğun bir mücadeleye girişildi. İlk başlandığında yılda yaklaşık 400 bin çocuk ölürken, 2009’da bu sayı iki bin vakaya çekildi. Şu anda ülkelerin büyük çoğunluğunda hastalığın esamesi okunmuyor. Örneğin dünyanın en kalabalık ikinci ülkesi Hindistan ve Güneydoğu Asya bölgesi, geçen mart ayında DSÖ tarafından çocuk felcinden arınmış ilan edildi.
Bizim çocuk felciyle mücadele karnemiz de fena değil. Önleyici tedbirleri 1963’ten beri uyguluyoruz ve 15 yılı aşkın bir süredir de ülkemizde vakaya rastlanmadı. Henüz bebekken karma aşıların içinde ilk dozları alıyoruz. Şu anda virüsten arınmış şanslı bölgelerden biriyiz. Ancak tedbiri elden bırakamayız. Çünkü DSÖ’nün uyarısı açık: Tek bir çocuk bile bağışıklık kazanmadıkça hiçbir çocuk güvende değil.

Sağlık Bakanlığı

Büyükler zamanında aşılanmış dahi olsalar kolayca taşıyıcı olabiliyorlar. Biliyorsunuz; Suriye’den ülkemize gelen insanlar zorlu koşullarda hayatlarına devam ediyorlar. Önemli bir kısmı çadırkentlerde birbirlerine sokulmuş biçimde yaşıyor. O bölgedeki Suriyeli olsun olmasın tüm çocuklarımızın aşı kontrolünden geçmesi bu yüzden iki kez daha önemli. Yoksa her doğan bebek tehlikede demektir.

Bunları yazmışken Sağlık Bakanlığı’nın çalışmalarını söylemeliyim. Gerek geçen yıl Suriye’deki çocuk felci vakasından sonra, gerekse son duyurunun ardından sınıra yakın illerimizde bakanlık kampanya başlattı. Beş yaşın altındaki tüm çocuklar aşılanıyor. Ülkemize tekrar ayak bastıysa yakında bu belalı virüsten kurtulacağız umarım. 

DSÖ’nün hedefi 2018 yılında tüm dünyadan çocuk felcini silmek. Tıpkı çiçek hastalığını sildiğimiz gibi. Bizim üzerimize düşen de çocuklarımızın aşılandıklarından emin olmak. Son söz, Dalhouise Üniversitesi’nden pediatri doktoru Noni Mac Donald’ın: “Üç yaşındaki bir çocuğa çocuk felcine nasıl yakalandığını açıklayın bakalım. Bu onların kavgası değil. Bu onların savaşı değil. Bu adil değil.”