Zamanı anlayan beri gelsin

Asıl muamma yedi günlük hafta. Neden yedi belli değil. Ancak yedinin kuvvetli referansları olduğu kesin: Yedi harika, yedi ölümcül günah, yedi tepeli şehir...

Kesin konsantrasyon sorunu var bende. Bir türlü yazma havasına giremedim. Sallanmaya, duvardaki saate göz atmaya başladım. Ondan sonra kafamdan sırasıyla şunlar geçti: “Buçuk olmasına daha yarım saat var. Saat de bir garip. Asıl 60 dakika olması daha garip. Hem 60 ne yahu? Sanki 24 saatlik gün, normal. Ya bir haftada yedi gün olmasına ne demeli? Sahi aklımdaki konu neydi?” 

Yıl, ay, hafta
Dünya, Güneş’in etrafını 365 günde turluyor. Bu sürede mevsimler geçiyor. Tarımla ilgilenen Mısırlılar için de mevsimleri belirlemek çok önemli. Bereket Nil’den gelince, düzenli olarak nehirdeki su seviyesini kaydediyorlar. Bu ölçümler, yaklaşık 30 günde bir aynı şekli alan Ay’a bir türlü uymuyor. Hesaplarına göre 30 günlük 12 aya, bir beş gün daha ekleyince mevsimler gayet güzel tahmin ediliyor. Böylece Güneş Yılı’nı kullanmaya başlıyorlar. Sene M.Ö. 4000 civarı.

Mısırlıların bu takvimi 16. yüzyıla kadar kullanılıyor. Fakat takvimde ufak bir problem var. Bir süre sonra aylar aynı mevsimlere denk gelmemeye başlıyor. Çünkü, Dünya’nın turu aslında 365 gün, 5 saat, 48 dakika ve 46 saniye. İşte o üç-beş saat de birikip günleri kaydırmaya başlıyor. Temmuzda kış, ocakta bahar için birkaç yüz yıl yetiyor. Neyse ki bu problem de artık yılların eklenmesi ile çözülüyor. 

Asıl muamma yedi günlük hafta. Neden yedi belli değil. Ancak yedinin kuvvetli referansları olduğu kesin: Yedi harika, yedi ölümcül günah, yedi tepeli şehir. Pek çok Batı dilinde haftanın günleri yedi gök cismine karşılık geliyor. Bunlar Güneş, Ay, Mars, Merkür, Jüpiter, Venüs ve Satürn. Bizdeyse günlerin anlamları şöyle: Pazar, zaten adı üstünde çarşı günü. Salı, çarşamba ve perşembe ise üçüncü, dördüncü ve beşinci günler anlamında. Cuma ise toplanma günü demek. Cumartesi ve pazartesi için söylenecek fazla bir şey yok. Bu ikisine sıra gelene kadar isim bulma işinden sıkılmış olabilirler.

Gün, saat, dakika, saniye
Bizler 10’luk sistemde hesap yapıyoruz. Yani herhangi bir sayının basamakları 0 ile 9 rakamlarından oluşuyor. Ayrıca toplam 10 parmağımız var. Yani el hesabı kolay. Ancak tarih öncesinde Mısırlılar 12’lik sistemi kullanıyorlar. İlk başta karışık gözükse de aslında hesap açısından 10’a göre daha avantajlı. Çünkü 2’ye, 3’e, 4’e ve 6’ya tam bölünüyor. Öyle 10 gibi sadece 2’ye ve 5’e değil. Mısırlıların bu sistemi seçmelerinde toplam 12 ay dönümü olması etkili olabilir deniyor. Bir diğer teori de yine el hesabına dayalı. Ben ikinci teoriyi daha çok sevdim. Şimdi avucunuzu kendinize çevirin, başparmağınız hariç diğer parmaklardaki boğumları sayın. Evet, tam 12 tane... Neyse, aynı Mısırlılar günü 12 parçaya bölüyorlar. Gündüz 12, gece 12 ve toplamda 24 saat.

Sümerliler ise 60’lık sistemi kullanıyorlar. Neden böyle olduğu kesin olarak bilinmiyor. En kuvvetli teori, 60’ın tıpkı 12 gibi pek çok sayıya bölünmesi (60 uzuvlu Sümerli teorisi yok). Babilliler de Sümerlilerden öğrendikleri bu sistemi astronomide kullanıyorlar. Onlardan da Yunanlılara geçiyor. Yunanlıların geometri aşkları malum. Önce daireyi 60 parçaya sonra da her parçayı tekrar 60’a bölüyorlar. Daha doğrusu büyük astronom Ptolemy böyle anlatıyor. İlk bölme dakika, ikinci bölme saniye. İngilizce ‘second’ kelimesinin hem ikinci, hem de ‘saniye’ anlamına gelmesi bu yüzden. Bizim ‘saniye’ ise Arapçadan geliyor ve o da ‘ikinci’ anlamında. 

Zaman olayı işte böyle. Aslında bundan çok daha fazlası. Meraklısına Daniel J. Boorstin’in ‘Keşifler ve Buluşlar’ isimli kitabını tavsiye ederim. Ben de ondan yararlandım. Bu arada masaya ne yazmak için oturduğumu şimdi hatırladım. İklim değişikliğinden bahsedecektim. Zaman uçtu gitti.