Bir Marina var ki bende, benden içeri!

Star mertebesine erişen performans sanatçısı Marina Abramovic'in Londra Serpentine Gallery'deki yeni sergisi, 512 saat hiçbir şey hakkında olmama iddiasında!

Sanat okulunda öğrenciyken hocalarımızdan biri hiçbir şey hakkında olmayacak bir sanat işi yapmamızı ödev vermişti. Konu hiçbir şey olunca pek çoğumuz ne kadar uğraşsak da yaptığımız işleri muttlaka bir yere bağlamış, sonunda da bir cevaba ulaşamadığımıza karar vermiştik. Gerçekten de konusu hiçbir şey olan bir sanat eseri olabilir miydi?

Geçtiğimiz hafta Londra’da sansasyonel bir şekilde açılan bir sergi de hiçbir şey hakkında olmama iddiasını taşıyor. Sanat dünyasının star mertebesine erişen ismi Marina Abramoviç’in yeni projesi ‘512 Saat’ bu soruyu cevaplama iddasında.

Sergiye girmek için önce bir saat kadar kuyrukta bekliyorsunuz. Sıra yavaş yavaş ilerliyor. Bu sırada yanınıza gelen görevli sırada beklemenin aslında işin bir parçası olduğunu, amacın sizi biraz yavaşlatmak olduğunu söylüyor. Nihayet sıra bittiğinde birkaç kişiyle beraber sizi de içeriye alıyorlar. İçeriye girmeden önce çantaları ve tüm elektronik eşyalarınızı bırakmak zorundasınız.

İçeride kocaman bembeyaz bir odaya giriyorsunuz, sizden başka 160 seyirci daha var. Ortama tuhaf bir sessizlik hakim, bazı insanlar odanın ortasında gözleri kapalı ayakta dururken, bazıları yüzünü duvara dönmüş, kimi ise bir sandalyeye oturmuş gözleri kapalı yavaş yavaş nefes alıyor, diğerleri ise onları izliyor. Bir süre sonra farkediyorsunuz ki, Marina Abramovic ve onun gibi koyu renkte giyinmiş 5-6 kişilik bir grup insanları ellerinden tutup odanın farklı yerlerine götürüyor, kulaklarına bir şeyler fısıldıyor.

İçerideki bu ‘ruhani’ hava gerçekten herkesin katıldığı tuhaf bir ibadet havasında. Gözlerini kapatmış duranlar ve onları izleyenlerin rolleri sürekli değişiyor. Tüm bu sakinliğin içinde absürd olan o ki, seyircilerden bazıları gerçekten ibadet edercesine Marina’yı odanın içinde nereye giderse gitsin takip ediyor. Biraz sonra Marina’nın elimden tutup beni de odanın bir köşesine çekmesiyle öğreniyorum ki, kulağa fısıldanan o cümleler ‘Gözlerini kapat ve yavaş nefes al. Bir süre böyle kal,’ imiş. ‘Peki’ deyip ayak uyduruyorum. Kalabalığın içinde yavaşlamak gerçekten zor, konsantrasyonu tutmaya çalışsam da bir süre sonra bırakıp diğerlerini izlemeye devam ediyorum. Çıkanların yerine yenileri geldikçe sahne değişiyor.

Abramovic’in 12 Ağustos’a kadar haftada altı gün, sekizer saat olarak Serpentine Gallery’de devam edecek performansı her ne kadar hiç ir somut nesne ortaya koymasa da, aslında seyircisini işin kendisi haline getirmesi ve hayatın akışını bir süreliğine durdurup insanı kendi zihnini dinlemeye yöneltmesi açısından hiçliği konu almaya çalışıyor. Sergiye gelenlerin söylediklerine bakılırsa kimileri gerçekten sanat yoluyla bu deneyimi yaşamış olmaktan mutlu. Öte yandan sanatçının işlerini bilenler için ‘512 saat’ biraz eski işlerin tekrarı gibi duruyor, hatta Marina ismi serginin önüne geçmiş gibi.

Hiçlikten bahsetmişken, bazen hiç bir şey söylememek onca söylenenin yanında daha çok şey anlatabiliyor. Hiç bir veda ise mutlu olmuyor. Radikal kağıt baskıya veda ederken, bu köşede bundan böyle internet üzerinden konuşacağız sizinle. Hem çok şey hem de bazen böyle hiçbir şey üzerine...

İyi haftalar.

Aklınıza takılan tüm sorular için:
guncelsanatkafasi@gmail.com Twitter: @sanatkafasi @isilegri