Bir memleket sendromu: "Sen benim kim olduğumu biliyor musun?"

İnsanlar sokakta birbirlerine "Sen benim kim olduğumu biliyor musun?" diye bağırıyor, gırtlaklıyor, tepiniyorlarmış. Okulda öğrenciler hocalara "Sen benim kim olduğumu biliyor musun?" diye bağırıyor, bunu duyanlar hocalar da "Sen benim kim olduğumu biliyor musun?" diye cevap veriyor, gittikleri müdür de olayı çözmek yerine "Siz benim kim olduğumu biliyor musunuz?" diye bağırıyormuş.

Günlerden bir gün ülkenin birinde garip bir hastalık belirmiş. İnsanlar yavaş yavaş konuşmayı unutur olmuşlar. Daha doğrusu herkes sadece tek bir cümleyi tekrarlıyor, geri kalan hiç bir cümleyi hatırlamıyormuş. O cümle de “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” imiş.  

Tabi bu hastalık birdenbire yayılmamış, yavaş yavaş olmuş. Mesela önce şöyle hadiseler yaşanmış. Adamın biri markete yoğurt almaya gitmiş. Tam kasada parayı ödeyecekken kasiyer ücreti söylemek yerine “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” demeye başlamış papağan gibi. Adam ısrarla “yoğurt kaç para yoğuurt” diye ötelerken, kasiyer “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” diye gözlerini devirerek yineliyormuş. Neyse ki adamı başka bir kasaya almışlar o sırada. Olay çözülmüş.

Ama tabii olaylar böyle kolay çözülmemiş her zaman. Başka bir şehirde “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?”  hastalığına tutulan bazı diğer insanlar da ortalığı karıştırmaya başlamışlar. Mesela dolmuşta para isteyen şöföre “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” diye bağıran kadını oracıkta dolmuştan atmışlar. Başka bir şehirde de müşterilere sürekli “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” diye cevap veren bir banka çalışanını işten uzaklaştırmışlar.

Öte yandan hastalık giderek yayılmaya başlamış. Hastanın birini tedavi etmesi için götürdükleri bir doktor bir süre sonra “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” demeye başlayınca işin boyutu biraz anlaşılmış. Ama meselenin asıl ciddiyeti, bu olay yayılıp televizyona kadar ulaştığında, haberleri sunan spikerin ekrana boş boş bakıp “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” diye arka arkaya tekrarlamaya başlamasıyla anlaşılmış. Haberleri izleyen herkes anında hastalığı kapmış, onlar da ekrana bağırmaya başlamışlar.

Hastalık ülkede hızla ilerlemeye başlamış. İnsanlar sokakta birbirlerine “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” diye bağırıyor, gırtlaklıyor, tepiniyorlarmış. Okulda öğrenciler hocalara “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” diye bağırıyor, bunu duyanlar hocalar da “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” diye cevap veriyor, gittikleri müdür de olayı çözmek yerine “Siz benim kim olduğumu biliyor musunuz?” diye bağırıyormuş. Konuşmayı yeni öğrenen çocuklar bile ilk annelerine “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” demeye başlamışlar. Artık konuşulan tek cümle bu imiş. Yazılan şiiirler bile “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” diye tekrarlanıyor, gazetelerde sadece “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” başlıklı haberler çıkıyormuş. (içerikleri de aynıymış) Siyasetçileri karıştırmıyoruz bile, ülkeyi yönetenler zaten sadece “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” dedikleri için hastalık onları çok etkilememiş. Sevgililer birbirleriyle “Sen benim kim olduğumu biliyor musun aşkım?” diye kavga eder olmuş..

Bir süre sonra ülkede hastalığa yakalanmayan neredeyse kimse kalmamış. Gene de insanlar sürekli birbirlerine bağırmaktan ve kavga etmekten bezmemişler. Ses telleri iyice gelişmiş bağıra bağıra. Topluca “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” sesleri yükseliyormuş mahallelerden. Ses dalgaları öyle yükselmiş öyle yükselmiş ki bir koroya dönüşmüş. Ülkenin bütün insanları aynı anda “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” diye inlemeye, tepinmeye, saçlarını yolup dövünmeye başlamışlar.

İşin aslı o ki kimse onların kim olduğunu bilmiyormuş. Başka ülkelerden insanlar da olan biteni televizyonlardan izleyip onların kim olduğunu hatırlamaya çalışmış. Ama hatırlayamamışlar. O kadar uzun zamandır tepinip bağırarak “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” diyorlarmış ki, kimse onların kim olduğunu, ne olduğunu bilememiş. Böylelilke kendi kendilerine unutulup gitmişler. Ortak olan tek yanları “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” demeleri olmuş. Bağırıyor, bağırıyor, bağırıyorlarmış çılgınlar gibi. Herkes birbirine kim olduğunu bilip bilmediğini soruyor, ama kimse aslında kim olduğunu bilmiyormuş.. Herkes her şeyi unutmuş. Zaten başka bildikleri de yokmuş..

Güncel sanatla ilgili aklınıza takılan tüm sorular için: guncelsanatkafasi@gmail.com 

Twitter: @sanatkafasi @isilegri