Bu şarkı bitmez usta!

Bir hoparlörü söküyorlar, başka bir hoparlör başlıyor, sonra bir başkası, sonra başkası.. Hoparlörler bitmiyor. Şarkı hiç bitmiyor.

Hikâyemiz bundan neredeyse yüz elli yıl önce başladı. 1872’de Namık Kemal’in devletin istila çağını ele aldığı ‘Evrak-ı Perişan’ adlı kitabı yasaklandı. Duruma sinirlenen Namık Kemal üst üste beş yazı yayımlasa da, bu kez yayımladığı İbret gazetesi kapatıldı.

1923’te Komünist Manifesto Türkçe’ye çevrildi. Bundan bir kaç yıl sonra Nâzım Hikmet’in beş şiir kitabı ‘sınıf edebiyatı yaptığı ve grevi öven şiirler yazdığı’ gerekçesiyle mahkemeye verildi.

1933’te Kazım Karabekir’in ‘İstiklal Harbimizin Esasları’ adlı kitabı yakılarak imha edildi. Aynı yıllarda H.C Armstrong’un Mustafa Kemal’i eleştiren ‘Bozkurt’ adlı kitabı ‘şahsa hakaret’ içerdiği sebebiyle yasaklandı.

40’lara doğru Pierre Louis’nin ‘Afrodit’ adlı kitabı temiz Türk ahlakına aykırı olduğu iddiası ile mahkemeye verildi. Adliye salonunu dolduran üniversiteli gençler ‘Afrodit… Afrodit…’ diye bağırarak kararın okunmasını engellediler.

60’larda halk ozanı Âşık İhsani işsizlik, yoksulluk ve sefaletten söz ettiği manzumlarında ‘düzenbazlardan ve dini alınıp satılır bir meta haline dönüştürenlerden’ bahsettiği sebebiyle hüküm giydi.

Aynı yıllarda Necip Fazıl’ın ‘Vatan Dostu Vahidüddin’ adlı kitabı toplatıldığı gibi, mahkeme kitabın yazarına da bir yıl hapis cezası verilmesine karar verdi. Rıfat Ilgaz’ın ‘Karikatür Albümü’ ve ‘Sınıf’ adlı kitapları komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle yasaklandı. Komünist Manifesto’nun yayıncısı Süleyman Ege hapse gönderildi.

Daha sonraları televizyon dizisi olarak karşımıza çıkan Ömer Okçu’nun ‘Minyeli Abdullah’ adlı kitabı ve Said-i Nursi’nin ‘İhlas Risaleleri’ laikliğe aykırı oldukları gerekçesiyle toplatıldı.

70 ve 80’lerde Sevgi Soysal, Çetin Altan, Ahmet Altan ve Küçük İskender gibi isimlerin kitapları ‘müstehcen neşriyat’ oldukları gerekçesiyle yasaklandı. Filiz Bingölçe’nin derlediği ‘Kadın Argosu Sözlüğü’ ne aynı gerekçeyle dava açıldı.

Sosyolog İsmail Beşikçi Kürt sorunu üzerine araştırmaları ve yayınları sebebiyle sekiz kez cezaevine girip çıktı ve yaşamının 17 yılı cezaevinde geçti. Öte yandan, Nadire Mater’in ‘Mehmedin Kitabı’ adlı Güneydoğu’da savaşmış gazilerle röportajlarını yayımladığı kitabı toplatıldı ve mahkemeye verildi.

Kenan Evren döneminde milyonlarca kitap yakıldı ya da kağıda dönüştürüldü. Şimdi sayısı 23.000’i bulan yasaklı kitapların büyük bölümü onun döneminde oluşturuldu. Sonraki yıllarda da Ermenileri, Kürtleri, dini azınlıkları konu alan kitaplar yasaklandı, toplatıldı, yazarları hapse girdi, kimisi mahkemelerde hayatını kaybetti.

Yukarıdaki isimler binlerin arasında sadece bir kaçı. Toplatılan, yasaklanan, yakılan kitapları burada özetlemek mümkün değil. Bu haftaki twitter yasağı da bu zihniyetin bir uzantısı niteliğinde. Öte yandan ortaya çıkan resim akıllara bir şey çağrıştırıyor: Bir kaç gündür sosyal medyada bir video paylaşılan bir film sahnesi. Usta yönetmen Costa-Gavras’ın ‘Sıkıyönetim’ filminden. Filmde üniversitelerinin özerkliğini savunan gençler meydanda bir hoparlörden Ernesto Che Guevara için yazılan “Hasta Siempre” şarkısını çalıyorlar. Şarkıyı duyan güvenlik güçleri hoparlörü söküyor. Bu sefer de aynı şarkı başka bir hoparlörden çalmaya devam ediyor. O hoparlörü söküyorlar, başka bir hoparlör başlıyor, sonra bir başkası, sonra başkası.. Hoparlörler bitmiyor. Şarkı hiç bitmiyor.

Hayırlı haftalar!

Kaynakça: Emin Karaca- Vaaay Kitabın Başına Gelenler

Güncel sanatla ve hayatla ilgili aklınıza takılan tüm sorular için: guncelsanatkafasi@gmail.com
Twitter: @sanatkafasi