Haruki Murakami kafasıyla Türkiye'ye bakmak

Haruki neyin gerçek neyin rüya olduğunu unutur. Topladığı sigara izmaritlerinde Tekel 2000 yazmaktadır. Onları her sabah toplar ve atar.
Haruki Murakami kafasıyla Türkiye'ye bakmak

Haruki çok ünlü Japon bir yazardır. Milyonlarca satan kitapları, neredeyse her ülkede kendisi için kuyrukta bekleyen okurları, senelerce işlettiği başarılı bir jazz barı, hatta ve hatta mutlu bir evliliği vardır. Ha bir de koşmaya tutkundur, 100 kilometrelik bir parkuru bile bitirmişliği vardır. Öylesine disiplinlidir.

Haruki Murakami bir gece ansızın uykusudan uyandığında kendisinde bir tuhaflık hisseder. Sanki uyku ile uyanıklık arasında bir yerde durmaktadır. Belki de hala uyanmamıştır. Sebebini anlamadığı bir şekilde derin bir ses kendisini uzaktan çağırır. Haruki Murakami gözlerini açar, yataktan kalkar. Mutfağa gidip üst üste dört bardak su içer iyice ayılmak için. Dört de sigara. Sonra gidip televizyonu açar. Haberlerde bir spiker sanki onu görüyormuşçasına salonun içine bakıp anlamadığı bir dilde mırıl mırıl bir sesle bir şeyler anlatmaktadır. Görüntülerde saçları havaya dikilmiş bir kadın ve ona doğru su gibi bişeyler püskürten bir adam vardır. Haruki uykulu gözlerle ne olduğunu tam anlamaz, televizyonu kapatıp yatağa yatar.

Tam yorganı kafasına çekip uyumak üzeredir ki, birdenbire bi adam salonun ortasında belirir.  Aslında belki de gelen sadece adamın gölgesidir. Tam anlayamaz karanlıkta. Gölgenin elinde bir çift kazma kürek ve bir sürü fidan vardır. Hızla salonun ortasını kazmaya başlar gölge. Bir yandan da söylenmektedir. Haruki ne söylediğini anlayamaz tam olarak.

Gölge salonun ortasını kazıp ortasına fidanları dimdik yerleştirir. Mutfağa gidip az önce Haruki’nin içtiği bardakla su alır, fidanları sular. Toprakla diplerini iyice sıkılaştırır. Sonra bir sigara yakar. Sigara bitince izmariti diktiği fidelerin dibine atıp söndürür. Televizyonun içine doğru yürüyüp kaybolur gölge.

Haruki yattığı yerden salonun ortasındaki fidanları izler. Fidanlar bir gecede ışık hızıyla büyür. Büyürler. Ertesi sabah ise kaybolurlar. Haruki her gece uyanıp fidanların orda olup olmadığına bakar. Her gece Japonya saatiyle tam 4’te, yani Türkiye saatiyle 11’de aynı gölge gelip fidanları diker. Sabah uyandığında ise fidanlar kaybolmuştur. Haruki neyin gerçek neyin rüya olduğunu unutur. Topladığı sigara izmaritlerinde Tekel 2000 yazmaktadır. İzmaritleri her sabah toplar ve atar. Gölge bir yerlerde yaşamakta, fidanları sürekli bir yerlere dikmektedir. Acaba fidanlar gerçek midir?

NOT: Bu öykünün Haruki Murakami’nin gerçek kimliği ile alakası yoktur. Geçen hafta çıkan 'Kırmızılı kadın'a biber gazı sıkan polise 600 fidan dikme cezası’ haberine ithafen yazılmıştır.

 

 

Güncel sanatla ilgili aklınıza takılan tüm sorular için: guncelsanatkafasi@gmail.com 
Twitter: @sanatkafasi @isilegri