Hayır demeyi bilemeyenlerin ülkesi

Buralarda hayır demek ayıp, hayır demek edebe aykırı, hayır demek hak değil.

Adam konuşurken gözleri dolu dolu anlatıyor. “Biz Türkler bilmiyorduk hayır demeyi. Bilsek de diyemezdik zaten. Alman işçilere söylüyorlardı ‘inin madene, şurada çalışacaksınız’ diye, adamların cevabı ‘nein, nein orası çok tehlikeli’. Biz Türklere gelince baktılar biz her şeye ‘ja, ja’ diyoruz. Oralara saldılar bizi. Çünkü biz hayır demenin ne olduğunu bilmezdik, bilemezdik zaten.”

Karşımdaki adam 35 yıllık bir madenci, Zonguldak’tan kalkıp Almanya’nın ufak bir şehrine gelmiş, babasının Zonguldak’ta başladığı madenciliğe bu kez o yabancı bir memlekette devam etmiş. Çırak olarak girmiş işe, sonra Almanca öğrenip usta olmuş. Sendikalı olmuş, haklarını öğrenmiş. Öğrendikçe önce Türk, sonra Alman işçileri örgütlemiş. Sonra tüm işçileri arkasına alıp sendika başkanı olmuş.

Anlatıyor. Nasıl olup da ilk zamanlar iş kazalarının hep yabancı işçilere rast geldiğini, gurbete sapasağlam gidip memlekete yarım dönenlerin hikâyelerini anlatıyor. “Tesadüf değil,” diyor. “Göçük hep olur. Mesele tehlikeyi görüp gerektiğinde ‘hayır’ diyebilmekte. Biz bunu yapabileceğimizi yıllar sonra öğrendik.”

Hayır diyebilmek kısmına takılıyor aklım. Hayır demenin hiç bir kitapta yazılı olmadığı bir memlekette yaşamaya... İşverene, denetimciye, taşeron firmaya bırak hayır demenin, ağzını açmanın lüksten sayıldığı bir yer burası.

Buralarda hayır demek ayıp, hayır demek edebe aykırı, hayır demek hak değil. Başını eğip ‘he’ demenin bize yeğ görüldüğü bir yer burası. Tekmelensek de, gazlansak da, tokatlansak da, babamız öldürülse de başımızı eğip ‘he’ demenin bize layık görüldüğü bir yer. Burası hayır diyemeyenlerin ülkesi.

Ama hayır diyebilenler çıkıyor. Çıkacak. Onlar maden kapısında, kent meydanında, market önünde, üniversitede, pencerelerinde ‘hayır’ diyorlar, diyebildikleri için cılız bir umut oluyorlar.

Madenciye soruyorum, hayır demeyi öğrenebilecek miyiz diye? “Kolay değil” diyor. Doğru, hayır demek kolay değil. Patronuna, eşine, evladına, arkadaşına, hatta acımadan üzerimize üzerimize vuranlara dahi hayır demek kolay değil.

Hadi bu hafta bir deneyelim. Bir seferinde de zorlama edebimizle değil yüreğimizle hareket edip bir kereliğine bir şeylere ‘hayır’ diyelim. Diyelim ki vicdanın hayır diyebilen kadar diyeni anlayabilende yattığını görelim.

NOT: Bu hafta gündemi güncel sanatla açıklayamadım. Haftaya kaldığımız yerden devam etmek üzere, herkese iyi haftalar.

Güncel sanatla ve hayatla ilgili aklınıza takılan tüm sorular için: guncelsanatkafasi@gmail.com Twitter: @sanatkafasi @isilegri