Heykeller de yüksekten uçar!

Kahramanım gelmişti. Uçarak Necla'yı kaptı. Vedalaşamadık bile. Olsun dedim kendi kendime. Necla bir yerlerde güvende olacaktı.

Gece yarısı uyanmış, su içmeye kalkmıştım. Sürahide su kalmadığı ve damacanın tepesine aşağı yukarı basmanın hayattaki en zor işlerden biri gibi göründüğü o an balkonda bir karartı gördüm önce. Hemen saklandım, bi süre sonra ses gelmediğini anlayıp, pencereye yaklaştım korkarak. Balkonun ortasında bir kadın kıpırtısız duruyordu. Tek elini havaya kaldırmış, tek elini yana açmış, dansediyor gibi görünse de öyle dikiliyordu işte.

Cama vurdum, “pardon” dedim. “Bakar mısınız?” Vururken sözlerimin saçmalığını farkettim. Sonuçta balkon benim balkonumdu, gecenin bi vakti danseder gibi duran kadının ne işi vardı orda? Kadından ses çıkmadığını anlayınca “öldü mü acaba” diye düşünüp daha da korktum.

Birden “pşşt” dedi. “Pşşt mi?” dedim elimde su bardağıyla perdenin arkasında zıplarken. “Bi çıksana balkona.” Çekinerek paltomu giydim, balkona çıktım. “Yaklaş” dedi. “Sen niye kımıldamıyorsun ki” diye carlanmak üzere ağzımı açmıştım ki, kadının gri olduğunu farkettim. Elbiseleri, yüzü, gözleri, ayakları... Griydi kadın. Siyah beyaz fotoğraf gibi, beton gibi bir şeydi. Yaklaştım, omzuna dokundum, soğuktu.

“Heykelim ben” dedi. “Anladım” dedim. “Peki ne işin var burada?” “Beni arıyorlar her yerde, propaganda mıymış neymişim işte, buldukları yerde işim bitti. En üst kat diye buraya saklandım ama hava çok soğuk, heykel de olsa insan üşüyor tabii,” dedi. Önce bi kucaklayıp kaldırmayı denedim, salonda durabilirdi sonuçta. Baktım çok ağır, içeri gidip annemin getirdiği hazır toz saleplerden birini yaptım, getirdim. “Al dedim kankito, iç bunu sen, ben de ne yapabileceğimizi düşüneyim”. “Adım Necla” dedi kanki samimiyetime karşılık olarak. Peki dedim, “ben de Işıl”.

O sırada aşağıdan sesler gelmeye başladı. Daha doğrusu aşağıda kalabalık birikmiş, birileri resmen kapıları yumrukluyordu. “Geldiler” dedi Necla. “Sakin ol Neco, bu iş bende” dedim ne yapacağımı bilmeden. Gelen mahalle polisiydi. Üstelik fena halde kızgındılar her zamanki gibi. Sanat adı altında ahlaksız şeyler yapılıyor, kızlar erkekler öpüşüyor, bunlar yetmiyor gibi propagandist heykeller her yanımızı sarmış milli değerlerimize zarar veriyordu. Sanata karşı değiliz tabi, ama öz değerlerimiz diye inliyordu ortalık. Necla’yı buldukları anda IŞİD militanları gibi gerçekten parçalayabilirlerdi. Benim de bu durumdan nasibimi almam an meselesiydi. Gece yarısı kurban gidecek en son durum işte gelip gene beni bulmuştu. Ama memleket böyleydi işte.. “Bana bak dertlenmenin zamanı değil bir şeyler yap” dedi Necla. Haklıydı.

O an nasıl aklıma geldi bilmiyorum, kriz anlarında parlayan bir fikir fırtınasının sonucu da olabilir. Haftalar önce gaz bulutlarının altında tanıştığım zenci Süperman’i düşündüm. Hemen arka sokakta oturuyordu. Süper güç, süper nefes, süper işitme ve süper görüş yeteneklerine sahip olmasına rağmen genelde geceleri geç saate kadar oturup bira eşliğinde Beşiktaş maçlarının tekrarını izleyen bir şahsiyetti. Uyanıktır kesin dedim. Üstelik neyse ki 2015 yılında kimseye ulaşmak o kadar zor değildi. Necla’ya hazır olmasını söyleyip içeri koştum. Feysten hemen zenci Süperman’e mesaj atıp “abi acil yetiş, Necla’yı parçalayacaklar, bi de yürüyerek geliyim deme sakın, senin de başın yanar o taytla” dedim. Gürültüler yükseliyordu. Yukarıya doğru çıkmaya başlamışlardı ki gökyüzünde zenci Süperman’i gördüm. Kahramanım gelmişti. Uçarak Necla’yı kaptı. Vedalaşamadık bile. Olsun dedim kendi kendime. Necla bir yerlerde güvende olacaktı. İkisinin arkasından el sallarken mahallenin hassas abileri gökyüzünde fırıl fırıl dönen ufonun nerden çıktığını anlamaya çalışıyordu.

Ekstra linkler- Bunları da okuyun:

http://www.radikal.com.tr/turkiye/heykeltirasa_pkk_uyeligi_davasi_heykelinde_mekap_tarzi_ayakkabi_var-1302758

http://www.radikal.com.tr/kultur/tophanede_yine_galeriye_saldiri-1299455

 

NOT: Bu öyküyü yazarken Yaşar Kemal’in vefat ettiğini öğrendim. Güzel uyu büyük insan, toprağın bol olsun.

 

Güncel sanatla ilgili aklınıza takılan tüm sorular için: guncelsanatkafasi@gmail.com Twitter: @sanatkafasi @isilegri