Kapıda kalanlar

Bu ülkede artık habercilik kapalı kapılar ardında yatan görüşmelerle yapılıyor. Kapıda kalanlara diğerlerine ise işte böyle hikayeler yazmak düşüyor.

Kapıda kalmanın değişik şekilleri vardır. Örneğin bundan yıllar önce, İtalya’nın en gizemli sanatçılarından biri olan Gino De Dominicis sadece hayvanların görebileceği bir sergi yapmaya karar verir. Serginin açılışına gelen izleyiciler galerinin kapısından içeri alınmaz, hepsi kapıda kalır. Sergi büyük tepki uyandırır. Dominicis ise insanın yönettiği bu dünyada başka türlü bir aklın, başka bakış açılarının da varolabileceğini söylemektedir. Nihayetinde, içerde ne olduğunu hayvanlar ve Dominicis dışında hiç bir varlık bilmez.

Başka bir sanatçı, Santiego Sierra birkaç yıl önce Venedik’te gerçekleştirdiği bir işinde sadece İspanyol pasaportu taşıyan seyircilerin içeri girebileceğini söyler. Aslında etnik kimlik ve onunla birlikte gelen ayrıcalıkları (ya da tam tersi) vurgulayan bu işte, sadece İspanyol kimliği ve pasaportu taşıyanlar içerde ne olduğunu görebilir, diğerleri ise kapıda kalır.

Kapıda kalmak günlük hayatta çok düşünmediğimiz bir eylem olsa da, değişik şekilleri vardır. Örneğin kapılar bazen etten de olabilir. Ünlü ikili Marina Abromoviç ve Ulay yaptıkları bir performansta, bir galerinin kapısında karşılıklı çıplak durmuş, içeriye girenlerin onlara sürtünmesi icap etmiştir. Bu tecrübeyi atlatabilenler içeri girmiş, yaşamak istemeyenler ise kapıda kalmıştır.

Kapıda kalmak yaşaması zor bir tecrübedir. Çocukken, henüz cep telefonları olmadığı bir dönemde, misafirliğe gittiğimizde ev sahibi evde yoksa kapıda kalırdık. Bazen de anahtarı unutup evde kesin birileri olduğunu düşündüğümüz anda. Kapıda kalmak insanı geriye doğru düşünmeye sevk eder, çoğu zaman da pişman... Zira kapı, çoğu zaman farkına varmasak da, geçilmesi gereken bir engel gibidir. İçerde ve dışarda hayat akıp giderken engeli geçemeyenler yola devam edemez. Tasavvufta geçen Şeriat, Tarikat, Marifet ve Hakikat kapıları Hak yolunda birer basamaktır. Tanrısal varlığa ulaşmanın yolu bu kapılardan bir bir geçmekle vuku bulur.

Kapalı kapılar ardında kalmak ise hem içerdeki hem dışardakine zordur. Birine sıkkınlık, birine ise dışlanmışlık hissi verir.

Bunları neden yazdığımı soracak olursanız, kapalı kapılar ardında yapılan görüşmelere ve katılımcılarına daha bir dikkatle göz atmanızı dilerim. Zira bu ülkede artık habercilik kapalı kapılar ardında yatan görüşmelerle yapılıyor. Kapıda kalanlara diğerlerine ise işte böyle hikayeler yazmak düşüyor.

Bir gün kapıların herkese açık olması dileğiyle, Gino De Dominicis ile başladığımız yazıyı Mevlana ile bitirelim.

“Kapı açılır sen yeter ki vurmayı bil. Ne zaman? Bilmem. Yeter ki o kapıda durmayı bil.”

Aklınıza takılan tüm sorular için:
guncelsanatkafasi@gmail.com Twitter: @sanatkafasi @isilegri