Schön Türkler

Bu hafta Erdoğan'ın Köln'deki konuşmasından çıkıp Almanya'nın küçük bir şehrinde düzenlenen bir tiyaro festivaline uzanıyoruz.
Schön Türkler

Dönüşüm Muhteşem Olacak

Mannheim Köln’den birkaç saat uzaklıkta ufak bir Alman şehri. Tayyip Erdoğan’ın Köln’de olduğu saatlerde biz davetli olarak her üç yılda düzenlenen tiyatro festivali Theater Der Welt’teyiz. Burası Köln’ün aksine sakin, protestolardan uzakta, paralel bir politik gerçeklikte yaşıyor gibi.

Theater Der Welt fesivali her seferinde ayrı bir şehirde düzenleniyor. Bu yıl Mannheim Tiyatrosu’nunun 175. Yıl dönümü olduğu için Mannheim lokasyon olarak seçilmiş. Nüfusunun yüzde 38’ini göçmenlerin oluşturduğu bu şehirde festival bir Türk mahallesinin ortasında gerçekleşiyor. Etraftaki yüksek tavanlı binaları, kiliseleri ve az sayıdaki Almanca tabelaları saymazsak sanki İstanbul’un kıyı semtlerinden birinde olduğumuz söylenebilir.

Erdoğan’ın “Artık Almanya’da schön (iyi) Türkler var” dediği saatlerde Mannheim’da etrafa bakıyoruz. Gerçekten de etrafta bilindik kebapçı, kuaför ve kasap dükkânları var, pek çoğu göçmen işçi olarak gelip yıllar içinde işini kurmuş. Öte yandan bunların yanında Almanya’da başka türlü “Schön Türkler”i de görmek mümkün. Kendilerini Erdoğan’ın mitinginde okuduğu Necip Fazıl’ın ‘Gurbet’ şiirinden çok daha fazlasıyla tanımlayan Türkleri. Gurbet imgesine sarılıp kalmak yerine hem kendilerini hem bulundukları konumu dönüştürebilen Türkleri. Sahi acaba onlar Erdoğan’ın “schön Türkler” tanımının neresinde duruyor?

Gerçekten de bugün Almanya’da kültür sanat alanında çalışan ve emek veren pek çok Türk var. Neredeyse bir efsane haline gelen Berlin Maxim Gorki Tiyatrosu’nun direktörü Şermin Langhoff, tüm dünyada tanınan ve uluslararası platformlarda işlerini sergileyen Ayşe Erkmen, Nevin Aladağ, Nilbar Güreş, Nasan Tur, Özlem Günyol ve Mustafa Kunt gibi güncel sanatçılar Almanlar için hiç de yabancı değil. Peki ya Türk otoriteler için?

Festival direktörü ile konuşuyoruz. Almanlar için son derece önemli ve konuşulmaktan neredeyse içi boşaltılmış olan entegrasyon fikrinin sanat ile aslında çok daha farklı olabileceğinin altını çiziyor. Sadece tiyatro sahnesinde değil, şehrin 20 ayrı noktasında, ki çoğunu aralarında Türklerin sahibi olduğu küçük ölçekteki dükkânlar oluşturuyor, düzenlenecek performanslar da bunun için yapılıyor. Politikacıların yıllar yılı sağlayamadığı entegrasyonu bir nebze sağlasın diye.

Erdoğan “Türkiye artık göç veren ülke değil, 70 sente muhtaç hiç değil,” diyor Köln’de. Doğrusu bakıyoruz da ertesi gün düzenlenen yerel seçimler için Türk adayların afişleri sokakları süslüyor. Schön Türkler gerçekten değişiyor, değişime ayak uyduruyor. Asıl sorun ise bunu görmek istemeyenlerde yatıyor belki de…

NOT: Festivalin davetlisi olarak oynayacağımız ‘Dönüşüm Muhteşem Olacak’ 26 ve 27 Mayıs’ta Mannheim Zeitraumexit sahnesinde olacak. Gelebilecek olanları bekliyoruz.

http://www.theaterderwelt.de/en/programm/programm_detail.php?SID=93

Güncel sanatla ve hayatla ilgili aklınıza takılan tüm sorular için: guncelsanatkafasi@gmail.com Twitter: @sanatkafasi @isilegri