Şehirleri yönetenlerin yaratıcılığı...

Mockus'un eylemleri, sanat ve sanatsal taktiklerden besleniyor. Bir röportajında şöyle diyor, "Zorda kaldığım zaman, bir sanatçı ne yapıyorsa onu yapıyorum."

Bundan yirmi yıl önce matematikçi ve filozof Antanas Mockus Kolombiya’nın başkenti Bogota’nın belediye başkanı seçildiğinde şehir suç, yolsuzluk, cinsiyetçilik ve uyuşturucunun merkezi niteliğindeydi.

Mockus profesyonel bir politikacı değildi, seçim kampanyasını tamamen bir şeylerin, farklı bir dünyanın mümkün olabileceği üzerine kurmuştu. Bir belediye başkanı olarak yapabileceği en önemli şeyin insanların kendine güvenmesi ve  sorumluluk alması olacağını savunuyor, bunun için de aşağıda yazacağım durumlarda bile televizyona çıkıp örnek olmaktan sakınmıyordu.

Mockus “Subart” diye bir terim ortaya atmıştı. Yani elit olarak görülen yüksek sanattan yöntemler alıp bunları gündelik hayatın içine uyarlamak.

Örneğin Kolombiyalıların trafikte ceza almaktan çok herkesin içinde gülünç duruma düşmekten farkettiklerini görünce, şehirde zaten rüşvet batağının içine saplanmış olan trafik polislerini işten çıkarıp yerine pandomimcileri dikti. Sonuç, birkaç ay sonra şehirde trafik ihlalleri düşmeye başladı.

Mockus’un kimilerinin dudak bükeceği eylemleri çeşitliydi. Suikast oranının çok yüksek olduğu bir şehirde politikacıların giymek zorunda olduğu çelik yeleğinin önünü kalp şeklinde kesti. Su kaynaklarının azaldığına dikkat çekmek için kamera önünde duş alıp, sabun-şampuan yaparken suyu kısarak insanları aynı şekilde davranmaya teşvik etti. Şehirde insanların kimlik vermeden ya da para ödemeden bedava kitap ve DVD alabileceği kütüphaneler kurdu, bu kurumlar sadece güven sistemiyle işliyordu. “Erkeksiz akşamlar” adlı bir kampanya düzenledi, böylelikle haftada bir gün akşam erkeklerin evde kalıp çocuk bakmalarını teşvik etti. En karikatür davranışı ise Superman’e benzeyen bir süper vatandaş kostümü giyip dolaşarak kendi kendiyle dalga geçmesiydi. Üç yıl sonra şehirde su kullanımı yüzde kırk, trafik oranları yüzde elli, suç oranı ise yüzde yetmişbeş düşmüştü.

İçinden geçtiğimiz şu kasvetli ortamda Mockus’un davranışları fazla iyimser görünebilir. Oysa bahsettiğimiz şehir Bogota, dünyanın en büyük kokain üretici ve ihracatçısı olmasıyla bilinen bir ülkenin başkenti, uyuşturucu trafiği, çeteleşme, insan kaçırma ve suç oranının çok yüksek olduğu, sınıf ayrımının arttığı, FARC ve ELN silahlı güçlerinin eylemlerine sahne olan bir şehir. Mockus’un yaptıkları ise tek bir insanın bile istediğinde yaratabileceği farkı gösteriyor.

Mockus’un eylemleri, sanat ve sanatsal taktiklerden besleniyor. Bir röportajında şöyle diyor, “Zorda kaldığım zaman, bir sanatçı ne yapıyorsa onu yapıyorum.” Politikacı gibi değil, sanatçı gibi düşünerek, ama insanları ön plana koyarak hareket eden Mockus sadece bir şehir için değil evrensel bir umut vaadediyor.

Yılbaşı için her şehre bir Mockus diliyorum.

NOT: Haftaya geleneksel “yılın çağdaş sanatla yarışacak en iyi 10 eylemi” ni yazacağım. Önerilerinizi mutlaka mail ya da twitter yoluyla bana iletin. Hatırlamak isteyenler için geçen yılın yazısı.

http://www.radikal.com.tr/yazarlar/isil-egrikavuk/2014un-cagdas-sanatla-yarisacak-en-iyi-10-eylemi-1260833/

Güncel sanatla ilgili aklınıza takılan tüm sorular için:

guncelsanatkafasi@gmail.com

Twitter: @sanatkafasi @isilegri