Şifreler, güncellemeler ve Boris Yeltsin

Yapmamız gereken tek şey hemen tüm uygulamalardan çıkıp bilgisayarları, banka hesaplarını falan kapatmaktı. Buraya kadar olan kısmı iyi anlamıştım. Ama Boris Yeltsin de neydi?

Kar yağıyordu çok fena.  Üç gündür evden çıkmaya üşenmiştim. Oturuyordum evde. Camdan yağan karı seyrederek eğleniyordum boş zamanımda. Aslında durmaksızın facebook ve twitter’a bakıyordum Cizre’de olan biteni takip etmek için…  Ki bakarken telefon çaldı. Açtım.

Bir kadındı telefondaki. Daha doğrusu otomatik bir kadın operatör sesiydi.

“Merhaba” dedi. “Merhaba” dedim ben de otomatik bir refleksle. “Şifrenizi en son ne zaman güncellediniz?” diye sordu. Hangi şifremi diye cevap verdim. “Kaç şifreniz var ki?” dedi otomatik kadın. Düşündüm. Banka kartı şifresi, telefon pin kodu, email adresi, facebook, twitter ve birsürü başka aplikasyona giriş şifresi, bunun dışında evin güvenlik şifresi, evin internet ağ şifresi, bankanın telefon güvenliği şifresi, bankanın internet bankacılığı şifresi, bilgisayarın açılış şifresi, kredi kartımın şifresi, pay-pal ve airbnb gibi sözde güvenlik içeren her web sitesinin şifresi, e-vatandaşlık şifresi… 123456q.. A7532d.. isilisil83.. batman99x... O kadar çok şifrem vardı ki neyin şifresi olup olmadığını biliyor olmam bile bir mucizeydi. İşte bunları düşünüyordum ki, ansızın “orası önemli değil” diyerek düşüncelerimi bozdu telefondaki ses. “Neden” dedim.

Bir an durdu. Ben de durdum. “Kod çoktan bozuldu - artık sadece Boris Yeltsin var” diye cevapladı kadın. Sesi sanki otomatik operatörden çıkıp bir insan sesine dönmüş gibiydi. “Boris mi Yeltsin?” dedim sanırım, ya da demeye çalıştım. 80’lerden kalma B sınıfı bir bilim kurgu filminin içindeydim sanki. Facebook önümde açık duruyordu. Önüme düşen linklere bakıyordum … Hitler, kodlar falan, haberler yağıyordu. Boris Yeltsin neydi? Kafam karışmıştı.

“Şimdi yerinden kalk ve sana söylediklerimi yap” dedi telefondaki artık otomatik olmayan ses. Yerimden kalktım. Telefonda dolandırılan ve haberlerde “o anda nutkum tutuldu sanki” diyerek yaşadığı olayı anlatan emeklilerden biri gibi telefondaki ses bana ne söylerse yapmaya başladım.

Ses durmaksızın anlatıyordu. Valla ben de anladığım kadarıyla buraya yazıyorum zira şifreler ve kodlardan çok anlamıyorum. Söylediğine göre şifreler ve güncellemeler dünyayı çoktan ele geçirmişti. Yapmamız gereken tek şey hemen tüm uygulamalardan çıkıp bilgisayarları, banka hesaplarını falan kapatmaktı. Ama Boris Yeltsin de neydi? Hem o ölmemiş miydi? Ya Putin? Zaten aramız bozuktu onla, ya bi de kızarsaydı?

“Boris Yeltsin de bir kod işte, hala anlamadın mı” dedi telefondaki ses. Anlamamıştım. Tek kodlu bir sistem oluşturmaya çabalayan bir örgüttü bu, istedikleri tek şey herkesin aynı anda aynı kodu kullanmasıydı. Tek bir şifre. Herkes aynı anda aynı şifreyi kullanırsa tüm sistemleri çökerteceklerini düşünüyorlardı. Boris bir paravandı, bir nevi komünist-hacker sayılacak bu örgütün simgesiydi işte. Tek  sorun Boris Yeltsin zamanında komünizmin de bitmiş olmasıydı. Ama bu umurlarında değildi sanırım. Bir şey söylemedim.

Değiştirdim. Söyledikleri gibi, haberlere çıkıp hikayelerini anlatan emekli amcalar gibi ne söylerlerse değiştirdim. Uzun sürdü tüm siteleri ve sistemleri açıp girmem. Ama yaptım. Tüm şifrelerim BorisYeltsin’di artık. Açıp bakabilirsiniz isterseniz.

“Tebrikler” dedi telefondaki ses. “Noluyoruz” dedim. “Moskova seyahati çekilişi için bir bilet kazandınız” diye ekledi. “Şaka mı yapıyorsunuz yaa” diye bağırdım. “Herhalde şaka yapıyoruz, şimdi çeneni kapa ve şifre değiştirecek insan bulmamıza yardım et” dedi. Bu emir veren tonu sevmemiştim. Kandırılmıştım belki de. Haberlere çıkıp anlatmalıyım diye düşündüm. Ama kimse inanmazdı ki… Üstelik rezil bile olabilrdim. Çat diye kapattım telefonu. “Boris’inize de size de” diye söylenmeye başladım. Kandırılmıştım muhtemelen. Şifrelerimi geri değiştirecek hatta bu kez numaralı caps’li yapacaktım inadına.

Telefon hala elimdeyken birden pencerenin önünden bir karaltı geçti.  Bir surat gibi. Soğuk ve beyaz. Sanki biri uzaktan bana bakıyordu. Noel Baba mıydı acaba? Yoksa Boris Yeltsin in ruhu mu? Belki de sokağın köşesinde duran bakkal Noel Baba kostümü giymiş uçuyordu. Yoksa Putin bacadan içeri mi girmeye çalışıyordu? Bacanın güvenlik şifresi yoktu. Bilmiyorum ya ülkemde her şey çok karışıktı. Şifreler olmadan biz bir hiçtik. Güvenliğimiz onlara bağlıydı yoksa büyük tehlike altındaydık. Kar yağmaya devam ediyordu.  Camı açıp sabah yaptığım kardan adama bir güvenlik şifresi koymak için dışarı çıktım. 

Güncel sanatla ilgili aklınıza takılan tüm sorular için: 

guncelsanatkafasi@gmail.com 

Twitter: @sanatkafasi @isilegri