Tekrarlar...

Adam altıdan sonra acaba yedi mi önce gelmektedir, yoksa sekiz mi bir türlü hatırlayamaz.

Çocukken oturduğumuz mahallede bir adam vardı, apartmandan çıkar, 50 metre kadar yürür, sonra bir şey unutmuş gibi evine geri gider, sonra tekrar evden çıkar, bu hareketi arka arkaya tekrarlardı. Biz çocuk kafasıyla adamın bu gidip gelmelerine anlam veremez, gülerdik. Acaba adam her seferinde evde bir şey mi unutuyordu yoksa evden çıkıp yürüdüğünü mü hatırlayamıyordu? Bir yerlerde sıkışıp kalmıştı adam, ne ileri ne geri gidemiyordu.

Üniversitede sanat fakültesindeyken bir hocamız vardı, sınıfa girip kapıyı kapatmış, sonra tekrar kapı kolunu tutup kapıyı açmış, gene kapatmış, sonra gene açıp, gene kapatmış, bu hareketi bir on dakika tekrarlamış, bir türlü sınıfa adım atamamıştı. Bir anlık görünen kapıyı açıp içeri girme hareketi, tekrar tekrar yapılınca bambaşka bir şeye dönüşmüş, sanki dünyanın en basit hareketiyken tiyatro gibi seyirlik bir hal almıştı. Kapı açılıp kapanıyor, ama hoca bir türlü içeri giremiyordu. Orda takılıp kalmıştı işte.

Kuzenimin dokuz aylık bebeğinin adım atma çabalarını izliyorum. Her seferinde aynı şeyi yapıyor. Önce koltuk gibi yüksek bir yere tutunarak kendini kaldırıyor. Sonra geri dönüyor, koltuğu tek eliyle tutuyor. Sağ ayağını ileri doğru atıyor, sol ayağını da kaldırırken koltukta kalan tek elini bıraktığı anda pat yere düşüyor. Tekrar başlıyor. Yerle koltuk arasında bir yerde kalkıyor, düşüyor.

Yazar Daniil Kharms’ın bir öyküsünde markete giden karakterlerden biri altıdan sonra acaba yedi mi önce gelmektedir yoksa sekiz mi bir türlü hatırlayamaz. Gidip etraftakilere sorar ama kimse cevap veremez. Bazısı yedinin önce geldiğini savunur, bazısı da sekizin. Bir türlü cevabı bulamazlar, altıya kadar sayıp yine başa dönerler.

Bazen basit bir hareketi üst üste üst üste tekrar etmek o hareketi bambaşka bir gözle görmemizi sağlar demişti sanatçı Allan Kaprow. Hazırladığı koreografilerde aynı hareketi defalarca tekrarladığı oluyordu. Hareket ilk yapılış amacından çıkıp ayrı bir şeye dönüşüyor, kendi içinde ayrı bir anlam kazanıyordu. Tıpkı kapıyı üstü üste açmak ya da o ilk adımı atamadan düşüp mücadeleye devam etmek gibi.

Bazense tekrar etmek hayatta nerede takıldığımızı bize daha iyi gösteriyor. Aynı hareketi üstü üste yapmak gibi, aynı politikacıları seçmek, aynı siyasi iklimin gerilimini hissetmek, aynı nutuklarla, aynı baskılarla, haksızlıklarla yaşayacağımızı bilmek bir filmin tekrarı gibi olsa da, her tekrar kendi içinde kendi dinamiklerini yeşertiyor. Tıpkı altıdan sonra hangi rakamın geldiğini hatırlamasak da bir yerde bir şeylerin eksik olduğunu bilmemiz gibi. Adı tekrar olsa da hiç bir tekrar bir öncekinin aynı olmuyor, olmayacak. Sonunda hayırlara vesile olan tekrarlar yaşamamız dileğiyle...


Aklınıza takılan tüm sorular için:
guncelsanatkafasi@gmail.com Twitter: @sanatkafasi @isilegri