17 yaşında bir çocuk mu?

Kimse tek katilin o çocuk olduğunu söylemesin. Lumpen milliyetçiliği kullanan iktidar, 'yabancı düşmanı' muhalefet, medya, ordu, reklamcı... Bu işte herkesin suçu var.

Adı Ogün Samast'mış, 1990 doğumluymuş. Yaptığından gurur duyduğu için suçunu hemen itiraf etmiş, 'Önce cuma namazını kıldım, sonra da öldürdüm Ermeniyi' demiş, 'Kirli kan lafı kanıma dokundu' demiş, 'Öldürmezden 10 dakika önce sokakta göz göze geldik, tedirgin oldu' demiş.
Evet belki tetiği o çekmiş ama aslında bu cinayette yalnız değildi. Bir kere o bu ve benzeri cinayetlere azmettirmeye kararlı kocaman kocaman kalabalıklar, etkili mi etkili kişiler, kurumlar var ve olmaya da devam edecek. Sonra, baksanıza cinayetin daha birkaç dakika ertesinden itibaren internetten yükselen ulumalara... Cinayeti alkışlamaktan çekinmeyen alçaklar bunlar, orada da durmuyor sormaya başlıyorlar: Şimdi kimi öldürelim? Yakında bu isimde bir site de açarlar ve anketler yapmaya başlarlarsa hiç şaşırmayacağım.
Bunlar aklımdan geçerken birden Hrant'ın cansız bedeni gözümün önüne geliyor yeniden. O 17 yaşındaki çocuk Hrant'ın herhangi bir yazısını başından sonuna kadar okumuş muydu acaba? Hayır, elbette okumamıştı. Ama onu öldürdü. Dağ gibi Hrant gitti, 17 yaşındaki o pis maşa kaldı.
***
Bunu söylüyorum, hep söylemeye de devam edeceğim: Mesela son olayda katil zanlısının bir ara 'Nizamı Âlem ocaklarına takıldığı' söyleniyor, hemen açıklama geliyor: Bizim ocaklarımızda bu isimde kayıtlı bir üyemiz yoktur.
Ne zaman vardır ki zaten? Olması da gerekmez ayrıca. Siz ülkenizde öyle bir atmosfer, öyle bir ekosistem yaratmışsınız ki, Hrant Dink'in, Hasan Cemal'in, Murat Belge'nin, Orhan Pamuk'un, Elif Şafak'ın ve daha burada adını sayamadığım onlarca kişinin bu kadar yaşaması bile mucize aslında.
Bu atmosferi kim mi yaratıyor?
Lumpen milliyetçiliği 'sattırıcı unsur' olarak kullanan reklamcı ve reklamveren, Türkiye'yi dünyadan izole etmeyi savunan, yabancı düşmanlığını artık utanmadan açıkça yapan ana ve yavru muhalefet partilerinin sözcüleri, muhalefetin 'düşmanlarımız' söyleminden beslenen bu negatif milliyetçiliğinin karşısına pozitif milliyetçiliği koymak yerine en kaba saba lumpen milliyetçiliği yapmaya başlayan iktidar, NATO sebebiyle Türkiye'nin Batılı eşiti kurumlarla en iç içe geçmiş kurumu olan ama son birkaç yılda geliştirdiği üçüncü dünyacı, zaman zaman izolasyonist antiemperyalist söylemle Türk Silahlı Kuvvetleri, sebebini açıklamaya bile gerek olmaksızın biz medya ve en önemlisi her fikir tartışmasını 'siz vatan hainisiniz'le bitirenlerin tamamı... Evet evet hepimiz bu katil atmosferin oluşumundan sorumluyuz.
Ogün denen çocuğun eline silahı kim vermiş, o silah verenler daha önce ramazanda yemek veriyor diye bir fast-food lokantasını bombalamışmış vs. Bunlar hep önemli olmakla beraber hikâye.
Hrant diyor ki, 'En çok Veli Küçük'ten korktum.' Sahiden Veli Küçük onu
korkuttu mu, yoksa Veli Küçük'ün adını kullanan birileri mi yaptı bu işi bilinmez, çok önemli de değil.
Nasıl Nizamı Âlem Ocaklarına üye olup olmaması önemli değilse aynen
o yüzden önemli değil. Çünkü, diyelim bugün bir dernek başkanlığı yapmakta olan emekli orgeneralle, televizyon sahibi gazeteci, o televizyonda gece yarısı ekrana çıkıp Kürtlerle ilgili akla hayale gelmez ırkçı konuşmalar yapan çirkin kadın, emekli general Veli Küçük, müteveffa katil Abdullah Çatlı, hayali bir dizi karakteri olan Polat Alemdar, Danıştay'a saldırıp yüksek yargıçları öldüren o adam, birtakım emekli büyükelçiler, ana muhalefet partisinin bazı yöneticileri, Kemal Kerinçsiz ve arkadaşları, bir aşırı milliyetçi gazetenin "Darağacı kurulsun, Hasan Cemal'i ben asmak istiyorum" diyen yazarı ve Ogün Samast arasında bir akrabalıktan söz edilemezse de bir hısımlık ilişkisinden söz etmek yanlış olmaz.
O hısımlık sayesinde dün Nizamı Âlem'e 'takılan' çocuk, yarın 'ulusalcı' çevrelerle iç içe hale gelebiliyor, ertesi gün İslami sebeple bir yeri bombalamış birinden silah alıp Hrant'ı vurmaya İstanbul'a gelebiliyor.
O yüzden kimse bana tek katilin o 17 yaşındaki çocuk olduğunu söylemesin.