20 yıl önce ve bugün

Bugün İstanbul'da Hilton Oteli'nde en önemli uluslararası meslek örgütlerimizden birinin yıllık genel kurul toplantısı var. Uluslararası Basın Enstitüsü IPI, 20 yıllık bir aradan sonra yeniden toplantısını İstanbul'da yapıyor.

Bugün İstanbul'da Hilton Oteli'nde en önemli uluslararası meslek örgütlerimizden birinin yıllık genel kurul toplantısı var. Uluslararası Basın Enstitüsü IPI, 20 yıllık bir aradan sonra yeniden toplantısını İstanbul'da yapıyor.
Bu sabah başlayacak olan toplantıların açılış konuşmasını 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel yapacak. Bilmiyorum Demirel ne diyecek ama merak ediyorum, 20 yıl önce, henüz siyasi yasakları devam ederken IPI'ın kendisine kürsüsünü açmış olduğunu hatırlayacak mı acaba?
20 yıl önce Türkiye'de basın özgürlüğünden söz etmek mümkün değildi. Evet gazeteler çıkıyordu yine ama onlarca meslektaşımız hapislerdeydi, yüzlercesi hapis tehdidiyle karşı karşıyaydı, ülkenin önemli bir bölümünde sıkıyönetim devam ediyor, askeri darbe yönetiminden sivil yönetime geçişin sancıları yaşanıyor, ülkeyi seçilmiş ANAP ve Turgut Özal hükümetinin mi yönettiği, yoksa hâlâ cuntanın Milli Güvenlik Konseyi'nin bütün ipleri elinde mi tuttuğu sorusu ancak alçak sesle sorulabiliyordu.
Türkiye'nin yarı demokrasi bile sayılamayacağının en önemli göstergesi, Anayasada hâlâ bazı kişilere yönelik beş ve 10 yıllık siyasi yasakların devam ediyor oluşuydu. Süleyman Demirel ve Bülent Ecevit, 10 yıllığına (Anayasa'ya göre 1992 Kasımı'na kadar) siyaset yapmaktan yasaklanmışların en önde gelen iki ismiydi.
IPI'ın 1987 Mayısı'nda İstanbul'da bugün Ceylan Intercontinental adını taşıyan o zamanki Sheraton Oteli'nde yapılan toplantısına dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in davet edilmesi önerilmişti, hem de bizzat bir basın meslek örgütü olan İstanbul Gazeteciler Cemiyeti tarafından. O zamanki IPI İcra Kurulu Başkanı, İspanya'nın demokrasiye geçişinde büyük emeği olan gazetesi El Pais'in o dönemki Genel Yayın Müdürü (şimdi aynı şirketin CEO'su) Jorge Luis Cebrian, 'Hayır' demişti, 'Özgürlükleri konuşacağımız bir toplantıya bir darbeciyi davet edemeyiz.' İstanbullu gazeteciler hayal kırıklığına uğramıştı!
Kenan Evren'in davetli olmadığı toplantıya İstanbul Gazeteciler Cemiyeti'ni daha da hayal kırıklığına uğratacak şekilde Süleyman Demirel ve Bülent Ecevit panelist olarak katılmış, konuşmalarını yapmış, uluslararası basının sorularını yanıtlamışlardı. Kısa bir süre öncesine kadar uluslararası basına konuştuğu için hapis yatan Ecevit ve kendisinden gazetelerde adıyla söz edilemediği için 'Bir bilen' ve 'Baba' takma adını almış olan Demirel IPI sayesinde nefes almışlardı.
Bugün Ecevit artık yaşamıyor. Demirel ise 20 yıl önce kendisinden esirgendiği için doğru dürüst konuşamadığı bir Türkiye'den bugün darbe çağrılarının bile yüksek sesle konuşulduğu bir Türkiye'ye varılmış olmasını, bugün konuşanların daha çok özgürlükleri boğmak için konuştuklarını, Türkiye'nin gazetecileri sırf aykırı konuşuyor ve
yazıyorlar ama daha önemlisi aykırı bir etnik kimliğe sahipler diye sokak ortasında öldürüldüğünü, Nobel ödüllü yazarlarının kendi ülkesinde barınamadığını, hükümetten ve devletten gelen baskılar nedeniyle yayın organlarının kapanmak zorunda kaldığını bakalım nasıl anlatacak?
Sahiden merak ediyorum: Acaba Demirel, bundan 20 yıl önce başını kendisinin çektiği 'Konuşan Türkiye' sloganlı demokratik dinamiğin bugün tam tersine dönmüş olmasını nasıl değerlendiriyor? Bu terse dönüşten ötürü herhangi bir rahatsızlık hissediyor mu, mesela Genelkurmay'ın 27 Nisan bildirisi için ne düşünüyor, yoksa olan biteni 'normal' mi karşılıyor?
Bu sabah bu merakla Hilton'a gidip Demirel'i dinleyeceğim.