3 hafta sonra neye oy vereceğiz?

Üç hafta sonra bir referandum yapılacak ama bırakın propogandayı bu referandumu vatandaşa hatırlatan bile yok.

Pazar akşamüzeri bir arkadaşım aradı, 'Biz üç hafta sonra neye oy vereceğiz?' diye sordu. Cumhurbaşkanı'nı halkın seçip seçmemesine dair referandumda evet veya hayır oyu kullanacağımızı söylediğimde, 'Peki ne
oy vereceğim?' diye ekledi.
Arkadaşım ne isterse onu verir ama sizce de ortada bir acayiplik yok mu: Sadece üç hafta sonra ülkemizde bir anayasa referandumu yapılacak ve vatandaşı oy vermeye davet eden, bırakın evet veya hayır yönünde propaganda yapmayı, vatandaşa bu referandumu hatırlatan bile yok.
Biz, son 20 yılda iki kez referandum yaptık. İlk referandumumuz 1987'de 12 Eylül Anayasası'nın öngördüğü 5 ve 10 yıllık siyasi yasakların kaldırılmasıyla ilgiliydi, kılı kılına evet oyu çıktı.
Ardından Turgut Özal, yerel seçimlerin öne alınmasıyla ilgili bir referandum düzenledi. Onda da yenilince bir daha referanduma gitmeyi aklının köşesinden bile geçirmedi.
Sadece Özal da değil, ondan sonra gelen hükümetler ve Meclisler için de referandum korkulu bir rüya gibiydi, kimse yanına bile yaklaşmak istemedi. Mesela Adalet ve Kalkınma Partisi, 2B adı verilen orman niteliğini kaybetmiş arazilerle ilgili Anayasa değişikliğini çok önemsemesine rağmen referanduma götürmeye cesaret edemedi, Cumhurbaşkanı'ndan veto yiyen teklif hâlâ Anayasa Komisyonu'nda uyuyor.
Bu kez nasıl oldu da referanduma cesaret edildi? Herhalde, Cumhurbaşkanı'nı halkın seçmesini öngören bir değişikliğe kimse
açıkça hayır diyemeyeceği için. Ama işin ilginç tarafı, referanduma 20 gün kaldığı halde 'evet' diyen kimse de yok ortada. Adeta bu referandum unutturulmaya çalışılıyor.
Tabii, eğer referandum yapılacaksa, her durumda bir kaosla karşılaşacağımız da kesin. Eğer hayır oyu çıkarsa, Anayasa'yı toptan değiştirmeye hazırlanan AKP önemli bir prestij kaybına uğrayacak.
Eğer evet oyu çıkarsa, bu kez başka bir kaosla karşı karşıya kalabileceğiz.
Eğer referandumda evet oyu çıkarsa kabul etmiş olacağımız ve yürürlüğe girecek olan Anayasa değişikliklerinden biri bir geçici madde. Madde şöyle başlıyor:
"Onbirinci Cumhurbaşkanı seçiminin ilk tur oylaması, bu Kanunun Resmi
Gazete'de yayımını takip eden kırkıncı günden sonraki ilk Pazar günü, ikinci tur oylaması ise ilk tur oylamayı takip eden ikinci Pazar günü yapılır."
Bu fıkrada iki tane sorun var:
1. 'Onbirinci Cumhurbaşkanı'ndan kasıt kimdir ve nedir?; 2. Cumhurbaşkanlığı makamı dolu bile olsa bu fıkra yeniden seçim yapmamızı mı öngörmektedir?
Teker teker gidelim:
1. 'Onbirinci Cumhurbaşkanı' ifadesinden kasıt, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı'na 11. kez seçim yapılması ise, sanıyorum biz bu seçimi 1957 yılında, yani 50 yıl önce yapmıştık! Şaka değil, Atatürk dört, İsmet İnönü dört kez Cumhurbaşkanı seçildi. Celal Bayar
ise üç kez. Yani 1957'de yapılan seçim Cumhurbaşkanlığı makamı için
yapılan 11. seçimdi!
Yok bu ifadeden kasıt, Cumhurbaşkanlığı yapan 'onbirinci isim' ise, evet onu da 28 Ağustos 2007'de, referandumda kabul edilirse yürürlüğe girecek olan Anayasa maddesinin resmen varolmasından iki ay önce seçtik, Abdullah Gül. Yani her durumda bu fıkranın ilk kelimeleri 'anlamsız'.
2. Ama öte yandan bu bir Anayasa hükmü, dolayısıyla diyelim Yüksek Seçim Kurulu referandumun sonucunu oylamadan bir hafta sonra, 28 Ekim'de resmen ilan etti, demek ki madde bize aralık ayı ortasında ve sonunda Cumhurbaşkanı seçimi yapmayı emrediyor. Ancak Anayasa hükmüne göre yapılacak seçim bize aslında 'Geçmişi değiştirmemizi' emrediyor; çünkü az önce söylediğim gibi biz 11. Cumhurbaşkanı'nı bakış açısına göre değişmekle birlikte ya 50 yıl önce ya da iki ay önce seçtik zaten. Eh, Anayasa koyucu irade abesle iştigal edemeyeceğine göre, geçmişi değiştireceğiz!
Evet, gelin de çıkın işin içinden.