Ahlak sukut edince cingözlere gün doğar

Bana soracak olursanız Türkiye'nin en önemli sosyal sorunlarının başında ahlaktan uzaklaşma geliyor. Tam olarak 'ahlaksızlık' diyemiyorum ama yavaş yavaş bu ülkede ahlak diye bir şeyden söz...

Bana soracak olursanız Türkiye'nin en önemli sosyal sorunlarının başında ahlaktan uzaklaşma geliyor. Tam olarak 'ahlaksızlık' diyemiyorum ama yavaş yavaş bu ülkede ahlak diye bir şeyden söz edilemez hale gelmekte olduğunu düşünüyorum.
Eğitimden yıllardır verdiğim örneği yineleyeyim: bugünlerde liselerin son sınıfları ile ilköğretim okullarının son sınıfları bir hayli tenha. Bu tenhalığın nedeni, gelmeyen öğrencilerin üniversite sınavına
veya OKS'ye sınavına hazırlanıyor olmaları.
Sınava hazırlanmak için dershaneye giden veya evde özel ders alan öğrencilerin okula gelmemesi 'normal' ve mi, ahlaki mi sizce? Bence değil.
Çünkü amaç sınavı kazanmak değil, okulunu düzgün biçimde bitirmektir, okuldan öğrenebildiğinin en fazlasını almaktır.
Devam edelim. Bunca gün okula gitmeyen bu öğrenciler bu sebeple sınıfta kalıyor mu peki?
Hayır kalmıyorlar; çünkü Milli Eğitim Bakanlığı, onların doktor raporu almaları halinde okula gelmemelerini yasallaştırıyor.
Peki doktor raporu nasıl alınıyor? Çünkü bu çocuklar hasta değil, sadece sınava hazırlanıyorlar. Doktorlar, sanki yaptıkları bir kamu hizmetiymiş
gibi sahte raporları bazen de para karşılığı veriyorlar, Milli Eğitim Bakanlığı da raporları sahte olduklarını bile bile kabul ediyor.
Böylece öğrencilerimiz daha hayata adım atmadan işinizi görmek için her türlü sahtekârlığa bu ülkede göz yumulabildiğini öğreniyorlar.
Hem de kimden? Milli Eğitim Bakanlığı'ndan!
***
Siyaset sahnesine bakın bir de...
Bir siyasi partimiz, seçimlere parti kimliğiyle değil de adaylarını bağımsız göstererek girmeye karar veriyor.
Şaka değil. Bu karar resmen alındı. Acaba seçime bağımsızlarla girmek ne kadar ahlaki? Çünkü o adayların 'bağımsız' değil, o partinin adayı olduğunu bilmeyen yok. O zaman?
Derken memleketimizin geri kalan partileri, başka hiçbir konuda yan yana gelemezken, hatta kanlı bıçaklı kavga etmeye devam ederlerken bir oluyorlar ve bu bağımsız adayların seçilmesini güçleştirici bir düzenleme yapıyorlar. Bu ahlaki mi? Hiç de değil.
***
Bir partimiz, Meclis çoğunluğuna dayanarak Cumhurbaşkanını kendisi seçmek istiyor ve hiç kimseyle bu konuyu son dakika gelene kadar bırakın pazarlık etmeyi konuşmuyor bile. Bu tutum ahlaki mi?
Ana muhalefet partimiz, kendisinin bile ciddiye almadığını söylediği bir hukuki argümana dayanarak Meclis'in işlemini Anayasa Mahkemesi'ne gönderiyor. Bu tutum ahlaki mi?
Genelkurmay, mesele mahkemedeyken sert bir açıklama yapıyor. Bu, konumuz bakımından ahlaki mi?
Ana muhalefet partimiz, 'Anayasa Mahkemesi bizim başvurumuz doğrultusunda karar vermezde ülkede kaos çıkar' diyebiliyor. Bu ahlaki mi?
***
Cumhurbaşkanını seçmesi Anayasa Mahkemesi, Genelkurmay ve muhalefet partileri tarafından engellenen iktidar, yine burnundan kıl aldırmıyor,
bu konuyu kimseyle pazarlık etme gereği duymadan son dakikada Cumhurbaşkanı seçmenin kuralını değiştiriyor.
Üstelik bunu, alelacele seçim tarihini ilan etmiş, günleri sayılı bir parlamentoyla yapıyor. Bu ahlaki mi?
***
Bir ülkede ahlak ve adalet duyguları ortadan kaybolduğu zaman boşluğu önce 'cingözlükler' doldurur, ardından da güçlünün kuralları uygulanmaya başlanır.
Bizde güçlünün kim olduğu belli: Ordu.
Sivillerin eğer bir gücü varsa bu güç, sadece seçim sandığından gelmez. Ahlaktan ve adaletli olmaktan da gelir, hatta daha çok oralardan gelir.
Seçim sonuçları 'ahlaklı' ve 'adil' olmalı.