Ahlaki seçimlerimiz ne kadar ahlaki?

Beynimizin sırlarıyla ilgilenmeye devam edelim. Geçen hafta, beynimizde genetik yolla veya sonradan meydana gelen anormalliklerin bize belki </br>de 'istemediğimiz' şeyleri yaptırtabildiğinden hareketle bir soru sormuştum:

Beynimizin sırlarıyla ilgilenmeye devam edelim. Geçen hafta, beynimizde genetik yolla veya sonradan meydana gelen anormalliklerin bize belki
de 'istemediğimiz' şeyleri yaptırtabildiğinden hareketle bir soru sormuştum: Biz mi beynimize aitiz, beynimiz mi bize? Daha da ötesi: Beynimizin ötesinde bir 'ben'imiz de var mı, olabilir mi?
Bu hafta, çok uzun zamandan beri felsefecileri meşgul eden bir konuya ilişkin bir testle devam etmek istiyorum.
Teste katılan deneklere önce şu soru soruluyor: Tren yolunun üzerinde beş kişi duruyor ve tren onlara doğru büyük bir hızla geliyor. Elinizin altındaki bir düğmeye basarsanız tren makas değiştirecek ve o zaman da o yolun üzerindeki bir kişi ölecek, düğmeye basar mısınız? Deneye katılanların ezici çoğunluğu düğmeye basıyor.
Teste katılanlara sonra sorulan soru da şu: Bu kez bir yaya köprüsünde olduğunuzu varsayın. Yine tren geliyor ve beş kişi ölecek. Yanınızda duran obez kişiyi aşağı atarsanız tren duracak, atar mısınız? Bu soruya muhatap olan deneklerin ezici bir çoğunluğu 'Hayır' diyor.
Bu açmazın neden kaynaklandığı onyıllardır tartışıladursun, biri Harvard'dan, diğeri Princeton'dan iki nörolog, aynı deneyi bu kez manyetik titreşimle görüntüleme (M.R.I. yani birde kısaca 'emar'diye bilinen cihaz) cihazında tekrarlamış.
İki doktorumuz, ilk soru sorulduğunda beynimizin sorun çözme ve özkontrolla ilgili bölümü olan 'dorsolateral prefrontal cortex'te ciddi bir hareketlenme gözlemişler.
Bunun tam tersi olarak, ikinci soru, yani bir kişiye ellerinizle zarar vermek söz konusu olduğunda ise bu kez deneklerin beyninin duygularla ilgili bölümü hareketlenmiş.
Bu sonuçlar yeterince defa tekrarlanınca doktorlarımız şuna karar vermişler: Ahlaki seçimlerimiz veya yargılarımız tek bir karardan oluşmuyor, çoğunlukla duruma bağlı olarak duygularımızın veya mantıki seçimlerimizin süzgecinden geçiyor.
Bu çok sıradan gibi gözüken sonucu biraz yorumlamama izin verin: Nürologlar açısından biz beynimizden ibaretiz, yaptığımız veya yapmadığımız her şey beynimizden kaynaklanıyor. Eğer bu çıkarsama doğruysa, mesela kanun önünde hepimiz davranışlarımızın veya yaptığımız seçimlerin sonuçlarının farkında olup olmadığımıza göre değerlendiriliyoruz, o zaman bu kanuni bakış açısının kökten değişmesi gerekebilir. Çünkü biz, diyelim çorba ile salata arasında akılcı bir seçim yaptığımızı sanıyoruz ama belki de beynimizde bizim bu kararımızı yönlendiren merkezlerden birinin şu veya bu sebeple daha baskın veya zayıf olması yüzünden o seçimi yapmış olabiliriz. Kararımızı mantıkla veya duyguyla vermiş olabiliriz.
Son bir deneyi anlatarak bu yazıyı bitireyim. 1970 ve 80'lerde yapılan ünlü bir deney bu. Deneklerden, canları istediği zaman parmaklarını oynatmaları istenmiş. Doktorlar, parmak kımıldamazdan 400 milisaniye önce beynin ilgili bölgesinde aktivite saptamışlar. Doktorlara göre bu sonuç, insanlara beynin bilinçsizce aldığı parmak kıpırdatma kararını bilinçle veto etmeleri için yaklaşık 100 milisaniye verdiğini hesaplamış.
Bu sonucu bir başka nerolog, insanların 'serbest irade'ye (free will) değil, 'serbest yapmama iradesi'ne (free won't) sahip olduğu şeklinde yorumlamış.
Araba kullanırken pek çok şeyi bilinçsizce, neredeyse refleks olarak yaparız. Buna iki öndeki araba frene bastığında ayağı gazdan çekmek gibi şeyler de dahil. Mesela trafikte, yapmamayı bilinçle seçtiğimiz
şeyler belki de gerçek seçimlerimiz olur. Kavga sırasında saldırıdan korunmak için bir yumruk sallamak bilinçsizce, düşünmeden yapılmış olabilir. Düşündüğümüzde belki de bunu yapmayız.
Ne dersiniz, üstünde düşünmeye değmez mi?