Alınganlar cenneti

Türkiye'nin en okumuş yazmışları bile ironileri anlamıyor. Bazı tepkiler insanı delirtir...

Türker Alkan'ın o yazısı enfesti. 'Hepimiz Ermeniyiz' sloganını anlamayanları bir fıkra anlattığınızda oradaki espriyi anlamayanlara benzetiyordu.
Açıkçası, 'Hepimiz Hrant'ız, Hepimiz Ermeniyiz' sloganını ilk duyduğumda kendi kendime 'Eyvah' demiştim, 'Eyvah şimdi bu lafı yanlış anlayacaklar ve ortalık karışacak.' Aynen de öyle oldu.
Söylemesi ayıptır, benim bir gazete yöneticisi olarak, özellikle de başlıklarında zaman zaman espriler yapmaya, ironi veya benzetmeleri başlıklarında kullanmaya çalışan bir gazetenin yöneticisi olarak Türk milletinin bu çeşit şeyleri nasıl anladığına ilişkin bazı tecrübelerim var.
Bu tecrübelerim de bana, benzetmelerden, açık açık tarif edilip anlatılmamış ironilerden kaçınmayı emrediyor her seferinde. Çünkü kaçınmazsam yanlış anlaşılıyorum.
Türkler böyle şeyleri sadece yanlış anlamıyor, bir de ciddi alınganlığıyla sorunları ikiye hatta beşe ona katlıyor.
Bakın son örnek Mersin. Radikal'de bu kentte etnik temelli ayrılıkçılığı körüklemek isteyen yeni yeni örgütlenmelere dikkat çektik, hemen protestolar yağdı: 'Mersin barışın ve hoşgörünün kentidir.' Tamam öyledir ama amaç öyle de kalmasını sağlamak. Hata mı ettik yani uyarmakla?
Geçenlerde Hrant Dink'in öldürülmesinin moral bozukluğuyla duygusal bir yazı yazdım, 'Acaba bu işleri bıraksam da sanat veya spor yazarı mı olsam, Mesut Yılmaz'ın bana tavsiye ettiği gibi' dedim.
Hop, ertesi sabah sanat eleştirmeni dostumuz Ali Akay'dan bir makale geldi bizim Yorum sayfasına: "Sanat yazarlığı da siyasete dairdir."
Hey Allahım, delirmemek elde değil, arkadan Radikal yazarlarından, sevgili dostum Beral Madra'nın bütün sanat eleştirmeni meslektaşları adına açıklaması gelmesin mi: "Sanat yazmak önemlidir ve siyasidir, İsmet Berkan'ı kınıyoruz."
Bunlar da Türkiye'nin en okumuş yazmış, en Batı görmüş, en 'derin' konularıyla uğraşan insanları. Alınganlık ve anlayış bu raddede yani.
Yıllar önce Perihan Mağden bir yazısında benzetme olarak 'hemşire' kelimesini kullanmıştı, Türkiye'nin dört bir yanında örgütlenen hemşireler yüzlerce dava açmışlardı ona. Kastedilen hemşirelik mesleği değildi halbuki.
Acı bir şey ama, son tahlilde Hrant Dink de, tamamen yanlış anlaşılan veya kasıtlı olarak yanlış anlaşılan bir benzetmesinden ötürü 'Türklüğe hakaret'ten mahkûm olmadı ve sonunda da öldürülmedi mi?
Benzetmeler yapmak, ironileri herkesin anlayacağını sanmak bu ülkede çok ama çok büyük hatalar.
O yüzden işimiz gerçekten zor hem de çok zor.