Anayasadan üç madde...

Yasaklamacı mantık, anayasa taslağının temel hak ve özgürlüklere dair üç maddesinde var. Özgürlükleri kısıtlamak 12 Eylül ruhunun yaşaması demek.

Nihayet Prof. Dr. Ergun Özbudun başkanlığındaki akademisyenler grubunun Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından verilen görev sonrası hazırladığı anayasa taslağının tam metni belli oldu. Artık tartışmalarımızı daha sağlıklı bir zeminde, en azından metnin içinden cımbızlanmış cümleler üzerinde değil metnin tamamı üzerinde yapabileceğiz.
Sıkcı olmayı göze alarak önümüzdeki dönem boyunca araya çok önemli başka gündem maddeleri girmedikçe yeni anayasa üzerinde durmak, gerekirse bu metni madde madde tartışmak istiyorum. İki gündür laiklik ve din-vicdan hürriyeti gibi konuların üzerinde duruyordum, bugün temel hakların kısıtlanması merakını biraz konuşmak istiyorum.
Yeni anayasa taslağında, Türkiye Cumhuriyeti'nin 'insan haklarına dayanan' bir devlet olduğu söyleniyor. Başka bir yerde de, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi dahil Türkiye'nin imzalamış olduğu uluslararası belgelerin iç hukuk metni değerinde olduğu belirtiliyor.
Ama sonra art arda şu üç madde geliyor:
"Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması
Madde 12 (1) Temel hak ve hürriyetler, sadece Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerle ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz. Kanun, temel hak ve hürriyetlerin özüne dokunamaz.
(2) Temel hak ve hürriyetler, yabancılar için, milletlerarası hukuka uygun olarak kanunla sınırlanabilir.
Temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılamaması
Alternatif 1: Madde 13 Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesine veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasına imkân verecek şekilde yorumlanamaz.
Alternatif 2: Madde 13 (1) Anayasada yer alan temel hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmaya ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmaya yönelik eylemler biçiminde kullanılamaz.
(2) Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesine veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasına imkân verecek şekilde yorumlanamaz.
Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması
Madde 14 (1) Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, temel hak ve hürriyetlerin kullanılması, durumun gerektirdiği ölçüde sınırlandırılabilir veya durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
(2) Birinci fıkrada belirtilen durumlarda dahi, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse dinî inançlarını, vicdanî kanaatlerini ve düşüncelerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalara ilişkin hükümler geçmişe yürütülemez; suçluluğu kesinleşmiş mahkeme kararı ile sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
* * *
İtiraf edeyim ben, Türkiye'de bu aktardığım üç maddeye sinen yasaklamacı mantığın nedenlerini anlayabilsem dahi bunu kabul edemiyorum.
Sıkıyönetim veya olağanüstü hal gibi, olağanüstü durumlarda başvurulan çarelerin, anayasayla teminat altına alınmış olması gereken özgürlüklerin kısıtlanması için birer fırsata dönüşmesini ve üstelik bunun da aynı özgürlükleri tanıyan anayasa metnine girmesini kabul etmekte gerçekten zorlanıyorum.
Dün Hasan Bülent Kahraman gibi bir akademisyen bile aynı hataya düşmüş, anayasanın devlet ile toplum arasında bir sözleşme olduğunu ileri sürmüştü. Anlaşılan Prof. Özbudun ve arkadaşları da aynı sanıya sahipler, devlet ile bireyler arasında bir denge gözetiyorlar.
Oysa anayasa devlet ile toplum arasında değil, toplumu oluşturan bireylerin birbirleriyle yaptıkları bir sözleşmedir. Bir arada yaşama, yaşarken de özgürlüklerimizin sınırlarını belirleme sözleşmesi. Ancak biz o sözleşmeyi yaptığımızda devlet ortaya çıkar, sözleşme yokken devlet de yoktur.
Özgürlükleri önce verip sonra da şöyle kısıtlarım demek bence 12 Eylül ruhunun bugün de yaşaması demek. Amerikan anayasasına bir bakın, temel özgürlüklerin hangi şartlarda kısıtlanacağına dair bir şey bulabilecek misiniz?