Avrupalılar kartları açıyor

Türkiye ile AB arasında bugünden itibaren 17 gün boyunca sıkı pazarlık yaşanacak. Görünen en ciddi konu, Gümrük Birliği'nin Kıbrıs'a genişlemesi.

Avrupa Birliği, 16-17 Aralık'taki kritik zirve öncesinde, zirve bildirisinde kullanılacak Türkiye ile ilgili bölümün ilk taslağını hazırladı ve bu taslak dün itibarıyla basına sızdı.
Taslağı okuduğumda ilk izlenimim aynen Radikal'in manşetindeki gibi oldu: AB, pazarlığı yüksekten açıyordu. Nitekim daha sonra aynı izlenimin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül tarafından da paylaşıldığı anlaşıldı, Gül, 'Bu bir taktik' dedi.
Aslında basına kasıtlı olarak sızdırıldığına kesin gözüyle bakmamız gereken metinde bir temel eksiklik var: Karar cümlesi yok.
Daha ilk paragrafta Konsey'in geçmiş kararları hatırlatılıyor ama bu paragrafta da hatırlatıldığı gibi Komisyon'un Türkiye için, 'Kopenhag Kriterleri yerine getirilmiştir, Türkiye ile müzakerelere gecikmeksizin başlanmalıdır' tavsiyesine hiçbir referansta bulunulmuyor. Bu referans verilmediği gibi, AB Konseyi'nin Türkiye ile müzakerelere başlamaya karar verip vermediği de söylenmiyor.
Elbette bugün bu konu AB'ye hatırlatıldığında bize şunu söyleyecekler: 'Henüz Avrupa Parlamentosu bir karar vermeden bizim bir karar açıklamamız uygun düşmezdi.'
Doğrudur, AP, Türkiye ile ilgili kararını aralık ayının 13 veya 14'ünde verebilecek. Ve Konsey kararı da ancak AP kararından sonra oluşacak; çünkü Konsey'in AP ile çelişmesi ya da AP'ye bir karar empoze ediyormuş gibi gözükmesi gerçekten 'şık' olmaz.
O zaman da akla bir soru geliyor: Peki bu metin neden şimdi sızdırıldı?
Sorunun cevabını en başta verdim sanırım: Pazarlık için. AB, Türiye'nin neyi nereye kadar kabul edebileceğini şimdiden görmek istiyor.
Metni izlemeye devam ediyoruz. Hemen üçüncü, yani şu anki taslakta 19 numaralı paragrafta, Türkiye'nin gümrük birliğini Kıbrıs Cumhuriyeti'ne de genişletme kararına gönderme yapılıyor. Henüz Türkiye böyle bir genişletmeyi yapmış değil ama AB, Türkiye'nin bunu yapmasını istiyor. Avrupa Parlamentosu için şık olmayan şey Türkiye için yapılıyor.
Her neyse, Türkiye, 17 Aralık öncesinde Kıbrıs Cumhuriyeti'ni gümrük birliğine dahil etmesi gerektiğini en azından 6 Ekim'den beri biliyordu. Tam üyelik müzakereleri için karar almanın şartlarından biri bu. Müzakereye başlamak için de Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanımamız gerekecek, şimdiden bilelim, bunu son dakikada fark etmeyelim.
Taslak metinde müzakereye başlanmasına karar verildiğine ilişkin cümle yok ama müzakerenin çerçevesiyle ilgili hayli uzun paragraflar ve cümleler var.
Burada, emeğin serbest dolaşımı konusuna kalıcı kısıtlamalar getirilebileceğinden söz edilmesi bu aşamada çok da önemli değil bence. Kısıtlama olup olmayacağı müzakere sürecinde, hatta onun da son aylarında belli olacak çünkü. Kaldı ki kısıtlama olabilir ama bu kısıtlamaların kalıcı olması AB'yi AB yapan temel değerlere aykırı; o yüzden gerçekleşme olasılığı da yok. Zaten her şart altında en azından 10 yıl sonra pazarlığı yapılacak bir konudan söz ediyoruz.
Taslakta, her müzakere başlığının açılabilmesi ve geçici olarak tamamlanabilmesine ilişkin birtakım kriterler (benchmark) getirileceği söyleniyor. Bu cümle malumun ilanı. Önemli olan o kriterlerin eşiğinin ne kadar yüksek ya da alçak olacağı.
İzleyen paragrafta eğer AB'den para istiyorsak tam üyeliğin 2014'ten önce olamayacağı açıkça yazılmış. Bu da biliniyordu.
Sonra henüz yazılmamış ama nasıl yazılacağı hakkında ipucu verilmiş bir paragraf var. Bu, meşhur müzakerenin ucu açık bir süreç olduğunu, sonucunun şimdiden söylenemeyeceğini söyleyen meşhur cümleye referans veriyor. Türkiye'nin bu cümleyle ve o cümlenin yazım biçimiyle ilgili ciddi kaygıları var. Pazarlıklar esasen bu çerçevede yürüyecek.
Ve sondan bir önceki paragrafta da tam üyelik müzakerelerinin hangi şartlar altında askıya alınabileceği konusu detaylandırılmış.
Devlet adamlarımızın ve diplomatlarımızın hoşuna gitmeyebilir ama ben bir vatandaş olarak bu paragrafın biz sade vatandaşların demokratik hakları için verilmiş bir garanti olduğunu düşünüyorum.
Sonuç olarak, bugünden başlayarak 17 gün boyunca sıkı pazarlıklar yaşanacak. AB tarafı, bu pazarlık öncesi kartlarını açmış oldu. Bana soracak olursanız, bu metinde bir ölçüde ciddiye alınabilecek yegâne konu gümrük birliğinin Kıbrıs Cumhuriyeti'ne de genişletilmesi, yani bu ülkenin Türkiye tarafından fiilen tanınması konusu. Gerisi hep üstesinden gelinebilir şeyler.