Bayram coşkusu

29 Ekim'de dört yaşındaki oğlumla Vatan Caddesi'ndeydik. Kalabalık büyüktü. Aklım bayram günü operasyonlara gitti.

Bu yıl da 29 Ekim'de dört yaşındaki oğlumla birlikte İstanbul'da Vatan Caddesi'ndeydik. Elimizde bayraklar tören geçişini izledik. Bana mı öyle geldi bilmiyorum ama sanki geçmiş yıllara göre çok daha büyük bir kalabalık vardı Cumhuriyet Bayramı'nı tören yerinde kutlamaya gelen.
Bir yanda liselerin ve askeri birliklerin (biz en çok tankları görmek istiyorduk) geçişi devam ederken çeşitli haber kanallarından cep telefonuma mesajlar geliyordu. Gelen haberlerden biri, Hakkâri İkiyaka'da yaklaşık 100 kişilik bir PKK'lı grupla 'temas' sağlandığı yolundaydı. Aklım bayram günü yine oralara gitti.
***
Eğer internete bağlı bir bilgisayarınız varsa Google Earth programını indirin, yoksa da bir yerden herhangi bir ortaokul atlası bulun, Hakkâri'nin ve Şırnak'ın Irak sınırlarına bakın. Hakkâri sınırımızda bir girinti dikkanizi çekecek.
O girintinin Kuzey ucunda, Türkiye tarafında Dağlıca köyü var, sınıra yakın. Buraya pergelinizi koyun ve pergelin öteki ucunu Çukurca'ya yerleştirip Irak'a doğru bir yarım tur döndürün ve yeniden Türk sınırını bulun.
İşte İkiyaka sizin pergelinizle belirlediğiniz alanın içinde, gazetelerin bugünlerde çok sevdiği deyimle 'sıfır noktası'nda bir köy. Normal şartlarda orada da bir 'İç Güvenlik Taburu'muz var, ama dokuz gündür 'normal' değil oralar, Dağlıca'ya yapılan saldırıdan sonra şimdi sizin pergelinizle belirlediğiniz bölge üç aşağı-beş yukarı operasyon bölgesi.
Binlerce asker, ben bu yazıyı yazarken ve siz bu satırları okurken o dağları tarıyor. Helikopterlerimiz, özellikle de elimizde sadece altı tane bulunan Süper Kobra'larımız, gece gündüz orada 'savaş uçuşu' yapıyor. Bazı birliklerimiz veya bazı unsurlarımız benim tahminime göre 10-12 kilometre Irak sınırından içeride, teröristten başka insanın yaşamadığı o bölgede her taşın altına bakmaya çalışarak ilerliyor.
Dün haberi gelen İkiyaka'daki 100 kişilik grup, bir ihtimal geçen pazar Dağlıca'ya saldıran büyük grubun bir parçası. Buna yine aynı sınır bölgesindeki Yeşilyurt'a saldıran ve 30 ölü veren PKK'lı grubu da eklerseniz, sizin az önce pergelinizle çizdiğiniz o bölgede 10 gün önceye kadar en az 300 PKK'lı olduğu sonucuna varmanız gerekir. Şimdi o 300 kişi çembere alınmış durumda. Zaten içlerinden en az 70'i öldü şu ana kadar.
Yani, geçen hafta cumartesi gece yarısından sonra Dağlıca'ya yapılan saldırı sonrası başlayan operasyon, belki 1997'den beri sınır ötesini de kapsayan en büyük PKK operasyonuna dönüşmüş durumda.
Deniz seviyesinden yüksekliği 1500 metre ile 3 bin 400 metre arasında değişen sarp ve kayalık dağlarda çok büyük şeyler yaşanıyor şu anda.
***
PKK'lı teröristin düşman olduğuna, elinde silah dağa çıkan adamla silahla karşılık vermek gerektiğinden şüphe duymayan biri olarak söylüyorum bu söyleyeceğimi: Yine de, o dağa çıkan adamı hangi sebebin dağa çıkarttığına, 23 yıla sığan 25 binden fazla PKK'lı ölüye rağmen o örgütün hâlâ nasıl dağa çıkacak adam bulduğuna da kafa yormak gerekmez mi?
Evet Barzani'ye kızıyoruz, Amerika'ya kızıyoruz. Kızalım da. Ama öfkemiz gözümüzü ve aklımızı karartmasın, PKK ile mücadelenin tek cephesi dağlarda yapılan operasyonlar, sınır ötesine geçip PKK'nın yanı sıra başkalarını da cezalandırmak değil. Hatta bence bu esas cephe bile değil. Esas cephe, PKK'nın dağa insan çıkaramamasını sağlayacak yöntemlerde.
Bir haftayı aşkın süredir Türk ordusu uzun yılların en büyük ve kapsamlı sınır ötesine de uzanan sıcak takip operasyonunu yapıyor. PKK'nın kayıpları şimdiden bu çapta bir örgüt için çok yüksek noktalarda ve herhalde daha da yükselecek.
Ama biz PKK'nın insan kaynağını kesecek siyasi, ekonomik ve kültürel önlemleri almamakta ısrar ediyorsak, daha bu çeşitten çok operasyonlar göreceğiz. Sadece Kuzey Irak'ı değil, bütün Irak'ı işgal etsek de göreceğiz maalesef.