Belediye başkanlarına güvence

Yerel yöneticilerimizi biz seçiyoruz ama İçişleri Bakanı onları görevden alabiliyor. Oysa yerel yöneticiler sadece yargı kararıyla görevden alınabilmeli.

Biliyorsunuz, yerel yöneticilerimizi, yani belediye başkanlarımızı ve belediye meclis üyelerimizi biz seçiyoruz. Biz seçiyoruz ama onlar
İçişleri Bakanı tarafından görevden alınabiliyorlar. Her ne kadar bu görevden almalar belli şartlara bağlanmış olsa da ve görevden alma kararı yargı denetimine tabi olsa da, görevden alma kararının bir başka siyasi tarafından veriliyor olması bir demokraside her zaman tartışmalara yol açan bir şey.
Bir demokraside, halkın tercihiyle göreve gelen kişilerin idari kararlarla görevlerini kaybetmeleri demokrasinin özüyle bağdaşabilir bir şey değil.
Kuşkusuz bu kişiler görevde suç işliyorlarsa, görevlerini kötüye kullanıyorlarsa veya daha önce işledikleri suçlar varsa, yargılanmalılar. Bunu nasıl merkezi yönetim için, milletvekilleri ve bakanlar için söylüyorsak, aynı şeyi yerel yöneticiler veya meclis üyeleri için de söylemeliyiz.
Ve bu kişiler, ancak ve ancak suçlu bulunurlarsa, yani suçları kesinleşirse görevlerini ya da sıfatlarını kaybetmeliler.
Yani, bir idari kararla değil, mahkeme kararıyla.
Uygulamaya baktığımızda, Türkiye'de İçişleri Bakanlığı'nın çok sayıda belediye başkanını görevden aldığını görüyoruz. Bunların önemli bir bölümü bugün DTP adını taşıyan partinin ve onun öncülü olan partilerin mensupları. Ve az önce de söyledim, bu uygulama, yani İçişleri Bakanı'nın bir idari kararla belediye başkanlarını görevden alabilme imkânı son derece antidemokratik ve tartışmalı bir imkân.
Bakın, Prof. Ergun Özbudun ve arkadaşları tarafından hazırlanan anayasa taslağının 96. maddesi nasıl bir düzenleme getiriyor:
"Madde 96 (1) Mahallî idareler; il, belediye veya köy halkının müşterek mahallî ihtiyaçlarını karşılamak üzere, kuruluş esasları kanunla belirlenen, karar organları seçimle oluşan kamu tüzelkişileridir.
(2) Mahallî idarelerin kuruluşu, görevleri, yetkileri; karar organlarının seçim usul ve esasları ile görev ve yetkileri, yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunla düzenlenir. Kanun, büyük yerleşim merkezleri için özel yönetim biçimleri getirebilir.
(3) Mahallî idarelerin seçimleri, 36'ncı maddedeki esaslara göre dört yılda bir yapılır. Ancak, milletvekili genel veya ara seçiminden önceki veya sonraki bir yıl içinde yapılması gereken mahallî idareler genel veya ara seçimleri, milletvekili genel veya ara seçimleriyle birlikte yapılır.
(4) Mahallî idarelerin seçilmiş organlarının organlık sıfatını kazanma ve kaybetmeleri konusundaki denetim, ancak yargı yolu ile olur.
(5) Merkezî idare, mahallî idareler üzerinde, kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde idarî vesayet yetkisine sahiptir.
(6) Mahallî idarelerin belirli kamu hizmetlerinin görülmesi amacı ile, kendi aralarında Bakanlar Kurulu'nun izni ile birlik kurmaları, görevleri, yetkileri, maliye ve kolluk işleri ve merkezî idare ile karşılıklı bağ ve ilgileri kanunla düzenlenir.
(7) Mahallî idarelere, görevleri ile orantılı gelir kaynakları sağlanır ve bu amaçla gerekli düzenlemeler yapılır."
Evet, eğer bu madde aynen kabul görürse, yerel yönetimlere güvenilen yeni bir döneme başlayacağız demektir.