Benazir'den sonra Pakistan

Pakistan'da Taliban kafasındaki bir rejimin gelme olasılığı, her geçen gün güçleniyor.

Pakistan'da durum kısaca şu: Temel dört siyasi güç var. Bunlardan birincisi ve belki de en büyüğü, Benazir Butto'nun Pakistan Halk Partisi. Benazir'in öldürülmesiyle birlikte bu partinin bir 'liderlik krizi'ne girdiğine kuşku yok. İkinci büyük siyasi güç, darbeci general Pervez Müşerref'in 'Pakistan İslam Birliği' partisi. Müşerref'in popülaritesinin her geçen gün daha da azalmasıyla bu partinin ne kadar güçlü olmaya devam ettiği konusu şüphede. Üçüncü güç, Navaz Şerif'in 'Pakistan İslam Birliği' partisi. Şerif'in partisinin 'büyük yarısı' bir zamanlar Müşerref'in tarafına geçmişti, şimdi onun eski gücünü toplayıp toplamadığını bilmiyoruz ama Navaz veya kardeşi Şahbaz Şerif olmadan partinin gücünü ölçmek imkânsız. Dördüncü güç ise bir grup aşırı dinci partinin bir araya gelmesiyle kurulan Birleşik Eylem Cephesi. Onlar 2002'de Meclis'teki sandalyelerin neredeyse yüzde 20'sini almışlardı.
Şimdi Benazir'in öldürülmesiyle birlikte büyük soru şu: 8 Ocak seçimi yapılacak mı, yapılmayacak mı? Dün bu satırlar yazılırken konu tartışılıyordu. Seçimlerin yapılmaması, belli bir süre için ertelenmesi güçlü bir olasılık. Ve belki de en iyi, en doğru olasılık Pakistan için.
Çünkü, Benazir'in öldürülmesine rağmen 8 Ocak'ta seçim yapılırsa, aşırı İslamcı Birleşik Eylem Cephesi zaten seçimi boykot ediyordu, boykot devam edecektir. Navaz Şerif de kendisi aday olamadığı için seçimi boykot ediyordu, boykot çağrısını dün ve önceki gün yineledi. Peki acaba Benazir'in partisi ne yapacak bu durumda? Büyük olasılıkla onlar da boykot edince seçim Müşerref açısından tek kale maça dönüşecek ama seçim sonrası ülke çapında yapılacak büyük gösteriler Pakistan'ın istikrarsızlığını daha da artıracak.
Ancak öte yandan seçimin ertelenmesi de tam olarak bir çare değil. Çare, Benazir'in korunabilmesi, ölmemesi ve iktidar değişikliğinin seçim yoluyla gerçekleşebilmesindeydi Pakistan'da. Şimdi durum iyice umutsuz oldu. Ülke, Ziya ül Hak'ın darbesinden beri girdiği İslamlaşma yolunda çok daha aşırı, çok daha fazla adımlar atmaya başlayacak demektir. Bana soracak olursanız sonunda Taliban kafasında bir rejimin gelip Pakistan'ın başına oturması olasılığı her geçen gün biraz daha güçleniyor. Benazir bu gidişi durduramasa bile yavaşlatabilecek isimlerden biriydi, onun aradan çıkması işi iyice içinden çıkılmaz hale getirdi.
Bu iş biraz Pakistan'ın kaderi gibi. İktidar çok kırılgan ve yönetime gelenler hiçbir zaman ülkeyi tam anlamıyla yönetemiyor, halka hizmet edemiyor, Pakistan'ın kronikleşmiş sorunlarına en ufak bir çare bile üretemiyorlar, o yüzden iktidarda kalmaya devam edebilmek için İslam kartını oynuyorlar, ülkeyi şeriat devleti olmaya daha da yaklaştırıyorlar.
Bakın, Benazir'in ölmezden önce miting düzenlediği alanın adı Liyakat Parkı'ydı. Miting alanından ayrılırken sun-roof'undan kafasını çıkartıp halkı selamlarken kurşunlara hedef olup öldüğü yolun adı da Liyakat Caddesi'ydi.
Neden Liyakat? Çünkü, Pakistan'ın ilk başbakanı Liyakat Ali Han, Benazir'in öldürüldüğü noktadan beş-on metre ötede öldürülmüştü 1951'de ve cadde ile çevredeki parka onun adı verilmişti.
Bu size neyi hatırlatıyor? Bana, cennet vatanımızdaki 'Uğur Mumcu', 'Abdi İpekçi', 'Çetin Emeç' caddelerini, parklarını, meydanlarını hatırlatıyor ister istemez.
Umarım sonumuz da Pakistan'a benzemez...