Bir sınav kalkarken

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik bugün OKS'nin kaldırılacağını açıklayacak. ÖSS de bir an önce kaldırılmalı. Çünkü bu sınavlar haksızlık yaratıyor.

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, bugün kısaca OKS diye bilinen Ortaöğretim Kurumları Sınavı'nın 2009 yılından itibaren yapılmayacağını açıklayacak. Bakanın OKS sınavının neyle ikame edileceğine ilişkin açıklamasının bütün ayrıntılar bilinmemekle birlikte, bundan böyle ilköğretimin 6, 7 ve 8. sınıflarında birer 'seviye tespit sınavı' yapılacağı, ayrıca liseye girişlerde ders notları dahil pek çok faktörün artık daha fazla rol oynayacağı gibi yeniliklerin geleceği biliniyor.
Esasen bir süreden beri OKS adıyla yapılmakta olan sınav da, üniversiteye girişte yapılan ÖSS sınavı da, tam anlamıyla birer 'sınav' değiller. Bundan kastım şu: Sınavın amacı öğrencinin seviyesini belirlemektir. Yani sınav bir ölçme-değerlendirme yöntemidir.
Ama ya sınava katılanların önemli bir bölümü, diyelim Anadolu liselerine, diyelim üniversitelere girebilmek için gerekli asgari başarıyı elde edebiliyorsa ne yapacaksınız? O zaman sınav ister istemez bir ölçme-değerlendirme aracı olmaktan çıkıyor, fazla sayıdaki öğrenciyi eleme aracı haline dönüşüyor.
Tabii bu eleme işlemi yıllar boyunca yapıldıkça giderek daha ince ve daha ince yöntemler uygulanmaya, bilgi arayan soruların yerini şaşırtmacalı sorular almaya başlıyor. Ve bir süre sonra bir bakıyorsunuz ki, sınavda sorduğunuz sorularınızın çoğunluğu öğrencinin o konuyu bilip bilmediğini aramaktan çok öğrenciye vakit kaybettirmeye, onun yanılmasını sağlamaya yönelik olarak hazırlanmaya başlanmış.
Nitekim bu yüzden, mesela ÖSS'nin çeşitli türlerinde, tek bir soruyu yanlış yapmak bile çok ama çok önemli farklara yol açabiliyor, yanlış cevap veren öğrenci ile her soruyu doğru cevaplayan öğrencinin arasına on binlerce kişi girebiliyor.
Oysa fark sadece tek bir soruda. Aynı durum OKS için de geçerli.
Bu sınavlar Türkiye'de uzun zamandan beri tartışılıyor, nasıl bir haksızlık yarattığı konuşuluyor. Bence, burada üzerinde durmaya çalıştığım nokta, yani sınavların eleme sınavına dönüşmüş olması ve soruların da artık çoğunlukla şaşırtmacalı sorulardan oluşması hiç sözü edilmeyen başka bir çöküntüyü de beraberinde getiriyor: Ahlaki çöküntü.
Her an her yerden şaşırtmacalı bir soru geleceği beklentisine giren öğrenciler, hayat hakkında çok ama çok yanlış bir fikre kapılıyorlar: Karşısındakini şaşırtmanın, onu yanıltmaya çalışmanın normal ve olağan olduğu duygusu bu.
Şimdi Milli Eğitim Bakanlığı'nın OKS'yi tamamen kaldıracak bir düzenlemeye girişmesi o bakımdan çok ama çok önemli ve yerinde, hatta geç kalınmış bir şey. Ama geç olması hiç olmamasından iyidir kuşkusuz.
Bir sonraki adım ÖSS sınavından kurtulmak olmalı. Belki bir merkezi sınavdan tamamen kurtulmak mümkün de gerçekçi de olmayabilir ama gencecik insanların hayatlarının 2 saat 15 dakikalık bir zaman dilimine sakışması, bunun da çok dramatik bir biçimde bütün Türkiye'de aynı anda yapılması gerçekten çok sakıncalı.
Benim önerim, yılda en az üç kez seviye tespiti amaçlı ÖSS yapılması, böylece de öğrencilere sınava hazırlanmak için birden fazla seçenek tanınması. Öte yandan merkezi sınavla seviyesi belirlenen öğrencilerin, taban puan açıklayacak üniversitelere bireysel olarak başvurmaları ve üniversitelerin gerekirse sadece kendilerine başvuranlar arasında sınav düzenlemesi.