Bir yöntem önerim var

Başbakan Erdoğan, 'Kurucu Meclis' fikrini elinin tersiyle itti. Ancak, geniş bir uzlaşmaya bu yöntemle ulaşmak belki de çok daha kolay olurdu.

Ne olurdu sanki, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Rektörler Komitesi'ne 'Siz işinize bakın' diyeceğine, 'Biz anayasayı mümkün olan en geniş katılım ve eleştiri-katkı süreci sonunda hazırlamak istiyoruz, o bakımdan rektörlerimizin hiç değilse anayasanın bir maddesi hakkında görüş açıklaması iyi oldu, ama biz türban sorunu dışındaki konularda da, mesela temel hak ve özgürlüklerin genişletilmesi, demokrasinin kalitesinin ve yönetebilirliğinin artması gibi konularda da onlardan katkı bekliyoruz' deseydi?
Ne olurdu sanki Başbakan, belki de bir çatışma ortamı arayan rektörler komitesinin hevesini kursağında bırakan bir demokratik tartışma olgunluğuna sahip olsaydı, onlara istedikleri çatışmayı gümüş tepside sunmak yerine?
* * *
Biz bir anayasa hazırlamak istiyoruz, herhangi bir siyasi tercihin ürünü olacak bir yasa değil. Ve o anayasa 1961 veya 1982 Anayasası gibi tartışılmasın, uzunca bir süre herkes tarafından kabul edilsin istiyoruz.
Tartışılmayan, herkesin içine sinecek ve mümkünse Meclis'ten oybirliğiyle geçecek, halkoylamasında da ezici bir çoğunluk tarafından kabul edilecek bir metin peşindeyiz.
Yoksa, yeni anayasa keskin çatışmalara ve boykotlara neden olacaksa, yarın öbür gün tek başına iktidara gelecek her parti kendi anayasasını hazırlamaya kalkar, yani en temel konsensüs metnimiz birden ortadan kalkabilir.
Başbakan, 'Kurucu Meclis' fikrini elinin tersiyle itti. Ama belki de, sözünü ettiğim türden bir uzlaşmaya bu yolla ulaşmak belki de daha kolay olurdu.
Dün Başbakan Yardımcısı ve hükümet sözcüsü Cemil Çiçek, TÜSİAD'ın toplantısında 'Yöntem önerilerine de açığız' dedi, Başbakan'ın tersine. Bence doğrusu da budur, eğer daha iyi ve daha doğru bir anayasaya ulaşmamıza yardımcı olacaksa, hiçbir öneriye kapıyı kapatmamak gerekir.
* * *
İşte bu anlayışla ben Adalet ve Kalkınma Partisi'ne bir öneri götürmek istiyorum.
Yarından tezi yok, oturup bir uzun geçici anayasa maddesi kaleme almaya başlasınlar.
Bugünkü Anayasamıza eklenecek olan bu geçici madde şunları içersin:

    1. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nı 'insan haklarına dayanan, laik, demokratik, sosyal, hukuk devleti' ilkelerini içermek şartıyla, toplumun ve çağın gereklerine göre yeniden baştan sona yazmak için, halkın oyuyla seçilecek 100 kişilik bir 'Anayasa Meclisi' oluşturur.
    2. Yine TBMM, bu 100 kişilik 'Anayasa Meclisi'ne danışmanlık görevi yapmak üzere hepsi de kendi alanında uzman, çeşitli disiplinlerden 50 hukukçudan oluşan bir 'Danışma Komisyonu' oluşturur.
    3. Seçim sonrası toplanacak 'Anayasa Meclisi'nin görevi, 'Danışma Komisyonu'nun da yardımıyla, 2008 yılı Aralık ayına kadar yeni bir anayasa metnini oluşturmak ve TBMM'ye sunmak olur. Metin sunulduğu gün 'Anayasa Meclisi'nin görevi sona erer ama 'Danışma Komisyonu' yerinde durur.
    4. TBMM, Aralık 2008-Haziran 2009 tarihleri arasında yeni anayasa metnini toplumun, üniversitenin ve sivil toplum örgütlerinin tartışmasına sunar.
    5. 'Danışma Komisyonu' tartışmalarda ortaya atılan görüşleri ve yapılan somut önerileri derler ve en geç 20 Haziran 2009 günü TBMM Anayasa Komisyonu'na sunar.
    6. Bu tarihten itibaren TBMM anayasa Komisyonu, 'Danışma Komisyonu'nu da kullanarak yeni anayasayı usulünce TBMM Genel Kurulu'na inecek hale getirir.
    7. TBMM Genel Kurulu, anayasa teklifini ivedilikle görüşmeye başlar ve Anayasa metnine son halini verir.
    8. Anayasa metninin Genel Kurul'da kabulünün üstünden 45 gün geçtikten sonra referandum yapılır ve eğer referandumda katılanların en az yüzde 60'ı kabul oyu verirse, 1982 Anayasası yürürlükten kalkar, yerine yeni metin yürürlüğe girer.
    Buyrun size yöntem önerisi.