Bıyıklı kadınları yanlış anlamak

Meclis'e olabildiğince çok kadın milletvekili seçilmesi için kurulan KADER, türbanı savunduğu ya da eleştirdiği an biter. Bunu görmüyor musunuz?

Biliyorsunuz, adının Kadın Aday-ları Seçtirme Derneği olduğunu sandığım KADER diye bir 'sivil toplum kuruluşu'muz var. Bu derneğin amacı, adında gizli falan değil, açıkça yazılı: Kadın adayların milletvekili seçilmesine yardımcı olmak.
Sadece Atatürkçü, sadece İslamcı, sadece komünist, sadece Kürt adayların değil, kim olursa olsun, hangi partiden olursa olsun, hangi siyasi görüşten olursa olsun bütün kadın adayların derneği olduğunu iddia ediyor KADER.
Bu dernek geçenlerde yaklaşan genel seçim öncesi bir ön reklam kampanyasını tanıttı. Artık herkesin bildiği ve duyduğu kampanyada kadınlar politikadaki erkek egemenliğini simgelemek üzere bıyıklı resimleriyle yer aldılar.
Aldılar ve bizim her konuyu magazinleştirmekte üstüne olmayan medyamız konunun üzerine atladı.
İlginçtir, konuyu tuhaf bir açıdan magazinleştiren ilk gazete Yeni Şafak oldu. İslamcı hassasiyetleri bilinen gazete, kadınların bıyıklı olmasını çok da dert etmedi ama kendilerine bıyık boyatan kadınların türban da takıp takmayacağını sorguladı.
Aslında herhalde gazetenin demek istediği şu: Kadınların seçilmesini istiyorsunuz ama türbanlı kadınlar seçilemiyor, onlara da yardım edecek misiniz?
Doğrudur, Türkiye'de türbanlı kadınlar üniversiteye gidemiyor, sayısı az özel sektör kuruluşu dışında büro işi de bulamıyor. Yani, türban takanlara beyaz yakalı işler büyük ölçüde kapalı olduğu gibi, onların seçilme hakları da Anayasa Mahkemesi kararıyla kısıtlanmış durumda. O kadar ki, bir türbanlıyı milletvekili adayı göstermek veya türbana özgürlük gelmesini savunmak siyasi partilerin kapanması için yeterli gerekçeleri oluşturuyor cennet vatanımızda.
Bütün bunlar tamam. Bütün bunlar olduğu için Türkiye'de türbana özgürlük isteyen siyasi hareketlerin, sivil toplum örgütlerinin vs. olması da tamam ve normal.
Ama normal olmayan şey, KADER'in kampanyasını bu sebeple 'eksikli' bulmak.
Neden mi? Bir kere KADER'in amacı türbanı savunmak veya eleştirmek değil. KADER'in amacı son derece sınırlı: Meclis'e mümkün olduğunca çok sayıda kadın milletvekili girebilmesi için çalışmak.
Başta söyledim, herhangi bir siyasi görüşü temsil etmiyor KADER. Ve bence gücünü de buradan alıyor. Bir nevi siyaset üstü olmasından.
O yüzden, bunu söylemek bir erkek olarak bana düşmezdi ama, gelen eleştirilerin sözünü ettiğim bölümünü hak etmiyor KADER.
Sonra, türban bıyığın karşıtı veya türdeşi değil ki. Meclis'te bol miktarda bıyıklı var, kampanyanın cümlesi 'Seçilmek için illa bıyıklı mı olmak lazım.'
Türbanı savunduğu veya eleştirdiği zaman KADER'in misyonu biter. Bunu da mı görmüyoruz?
Haa, diyebilirsiniz ki, 'Ben böyle bir misyona karşıyım.' Bunu gördüğüm kadarıyla Nuray Mert söyledi Radikal'de. Ona diyecek bir şey yok ama bence bu tartışma, yani bir kadının sırf kadın olduğu için siyaseten değerli olup olmadığı tartışması, tamamen başka bir tartışma ve konuyla ilgisiz zaten. (Nuray Mert de bunu bu şekilde söyledi, hakkını yemeyeyim.)
Veya şunu diyebilirsiniz:
Kadınların şu kadarı türban takıyor veya başını örtüyor, onların peşinen siyasetten dışlanması sorunu, en az Meclis'te daha fazla kadın bulunması sorunu kadar önemlidir.
Tamam, bu görüşe ben de katılırım ama bence bunun için ayrı bir örgüt kurmak, ayrı bir mücadele vermek lazım, çünkü türban konusu ciddi bir siyasi tartışmanın da konusu aynı zamanda ve bıyık takan veya bıyık takamlara sempatiyle bakan kadınların (ve erkeklerin) bir bölümü türbanın Meclis'e girmesine karşı olabilir.
Görüyorsunuz, memleketimiz nasıl bir lafı başka yerinden anlama cennetidir aslında.