'Biz kimiz' bizi parçalar mı?

Bazıları, toplumdaki etnik köken, mezhep kökeni veya anadil gibi farklılıkların bilinmesinin bizi parçalayacağına inanıyor. Bu, çok yanlış bir görüş.

Bilmiyorum, Radikal yazarı, araştırmacı Tarhan Erdem'in Milliyet gazetesi
için yaptığı ve bu gazetede geçen hafta boyunca yayımlanan 'Biz kimiz?' başlıklı araştırmayı okuyabildiniz mi? Eğer izleyemediyseniz bence çok şey kaçırdınız.
Türkiye, 1960'ların ikinci yarısından beri vatandaşlarına nüfus sayımlarında anadillerini, etnik kökenlerini sormuyor. Sormadığı için de, nüfusumuz hangi etnik kökenden kaç kişiden oluşmuş, Türkçe dışında başka hangi diller bu ülkede ne yaygınlıkta konuşuluyor bilmiyoruz.
Esasen bu konular eğer gerçekten merak ediliyorsa, bunları bilmenin yegâne yolu, insanların bir günlüğüne eve kapandığı ve evlerdeki insanların tek tek sayıldığı sayımlar yapmak değil. Zaten bakın bu yıl evlerimize gelen anket formlarıyla sayıldık.
Her neyse, dünyanın başka pek çok uygar ülkesinde 'sayım' diye bir şey yapılmıyor. Ve merak eden ülkelerde etnik kökenler, anadiller vs. diğer araştırma yöntemleri sayesinde, ya istatistiki yakınsamalar kurarak veya kantitatif araştırmalar yaparak bulunuyor.
İşte Tarhan Erdem'in yaptığı da, Türkiye'de yaşayanların etnik kökenleri araştırması sonuçta. Kaç Kürt, kaç Alevi, kaç Sünni, kaç Hanefi, kaç Şafi yaşıyor aramızda?
Bunu bilmek çok önemli.
Maalesef Türkiye'de etkili çevrelere mensup pek çok kişi, Tarhan Erdem'in Milliyet için cevabını aradığı soruların değil cevaplarının öğrenilmesini,
sorulmasını bile 'sakıncalı' buluyor.
Neden sakıncalı?
Bu kişilere göre, etnik köken, mezhep kökeni veya anadile dayalı farklılıkların bilinmesi ve duyulması bizi 'parçalar.' Neden parçalasın, bunu bana kimse izah edemiyor.
Veya biz yüksek sesle söylemiyoruz diye kendini öteden beri 'Kürt' olarak
bilmiş ve tanımlamış olanlar birdenbire ortadan mı kayboluyor? Yoo, ne kadar varlıkları inkâr edilirse edilsin Kürtler de, Aleviler de hâlâ varlar işte.
Zaten insanların bildiği bir şeyi kimden saklayacaksınız ki?
Yıllar önce, Güneydoğu'da PKK terörünün dorukta olduğu ve terörle mücadele için ciddi seferberlik yaşanan bir dönemde bir askeri karargâhı bir grup gazeteci olarak ziyaret etmiştik. Karargâhta bizim şerefimize o ili anlatan bir brifing de verildi. Şimdi tam rakamlar ezberimde değil ama brifing sırasında ilin nüfus yapısı anlatılırken 'Yüzde şu kadarı Kürt kökenli Türkiye vatandaşı, yüzde şu kadarı Arap kökenli Türkiye vatandaşı, yüzde şu kadarı da Türk kökenli Türkiye vatandaşı' dendi.
O zamanlar Kürtçe yasağı Anayasa'dan çıkmamış durumda, devletimizin ve ordumuzun resmi politikası 'Kürt yoktur, onlar dağda yürürken kart kurt sesler çıkarıyorlar diye Kürt olarak adlandırılıyorlar'dan
ibaret. Ben tabii hemen 'Bunu yazabilir miyiz' diye sordum ve 'Hayır, bu bilgiler çok gizlidir' cevabını aldım. Şehrin etnik yapısı 'gizli.'
Hayır, aslında TSK'nın toplumun ve medyanın o sıradaki söyleminin çok ama çok ilerisinde bir söylemle, sanki Amerika'da yaşayan etnik topluluklardan söz eder gibi Güneydoğu'daki bir ilimizin nüfus yapısını sınıflaması, kamuoyuna açıklanamayacak kadar 'gizli'ydi de ondan.
Tarhan Erdem iyi ki bu araştırmayı yaptı, Milliyet de iyi ki yayımladı. Umarım sosyal bilimciler bu araştırmadan çok yararlanır. Umarım Türk demokrasisi bu araştırmadan çok yararlanır. Ve yine umarım bu araştırma periyodik aralıklarla, mesela beş yılda bir yenilenir.