CHP'nin efsanesi!

CHP mitinglere katılanların kesinkes kendisine oy atacağına inanırsa büyük bir hata yapar.

Türkiye'yi uzun yıllardan beri Brezilya dizilerine benzetiyorum. Arada uzun süre izlemeseniz de olur, diyelim altı ay sonra yeniden Türkiye'ye baktığınızda, altı ay önce yapılan tartışmaların hepsinin hâlâ yapılmakta olduğunu, temel gündem konularının da aynen yerinde durduğunu görmek mümkün. Yani izlemediğiniz zaman aslında hiçbir şey kaçırmış olmuyorsunuz.
'Ben demiştim' diyen, demeyi seven biri değilim ama bu yazıya oturmazdan önce kendi arşivimde kısa bir gezinti yaptığımda, 2003 yılının ortalarından itibaren Türkiye'nin ciddi sorunlarından birinin muhalefetsizlik sorunu olduğunu yazmaya başlamışım. Her konuda olduğu gibi bu konuda da dönüp dönüp aynı şeyleri tekrarlamışım.
Örneğin 2003'ün haziranında Cumhuriyet Halk Partisi, ağır ağır Avrupa Birliği reformlarından çark etmeye başlamış, hatta bir noktada Devlet Güvenlik Mahkemelerinin varlığını savunur hale bile gelmişler, Deniz Baykal da 'Başka AB paketine gerek yok' demiş.
Zaten aynı dönemde 'Kızıl Elma' da kuruluş aşamasını tamamlayıp sokaklara çıkmaya başlamış, kısa zamanda CHP'nin bu çizgiye geldiğini görmüşüz hep birlikte. Derken CHP konvoylarının il girişlerinde MHP tarafından karşılandığı dönem başlamış.
Esasen Türkiye'nin yeni bir AB karşıtı veya AB'den şüphe duyan siyasi partiye ihtiyacı yok. Tam tersine, özgürlükleri ve AB'yi destekleyen ama laikliğin aşındırılması karşısında da kararlı bir şekilde direnen bir partiye ihtiyaç var. CHP daha kolay olduğu için AB karşıtlığını benimseyince, bir anlamda çağdaşlığın da tanımını yeniden yapmış oldu, CHP'nin o yeni tanımına uymayan ama gerçekte potansiyel CHP seçmeni olanlar bu yüzden kendilerini boşlukta hissediyorlar bugün. Prof. Dr. Türkan Saylan bile kendini kararsız hissediyorsa, varın başkalarını siz düşünün.
CHP'nin sorunu, potansiyel seçmen kitlesiyle arasındaki derin uyumsuzluktan, derin temsil kaabiliyetsizliğinden geliyor. O milyonlar, Atatürkçü, çağdaş ve yüzü Batı'ya dönük insanlardan oluşuyor.
Bu söylediklerim basit, herkesin yapabileceği türden gözlemler esasen. Bunları yapmak için büyük tecrübeye, Türkiye'yi çok iyi bilmeye falan da gerek yok. CHP, Türkiye'yi Batılılaştıran, modernleştiren parti ve bu özelliğini 2003 yılına gelene kadar da her şartta korumuş bir parti.
* * *
İnsanoğlu kendini kandırmaya, kendi kendine uydurduğu bir efsaneye, onu kendisinin uydurduğunu unutup gerçekmiş gibi inanmaya fazlasıyla meyilli.
Şimdi CHP yönetimi kendi kendine uydurduğu bir efsaneyi sorgulamadan kabulleniyor. O efsane, Ankara Tandoğan, İstanbul Çağlayan ve Manisa-Çanakkale mitinglerine katılan insanların CHP'yi (veya CHP-DSP birlikteliğini) kesinkes desteklediği efsanesi.
Oysa aynı Tandoğan alanına 14 Nisan mitinginden sadece bir hafta önce bütün imkânlarını zorlayan DSP'nin kaç kişi toplayabildiğini biliyoruz. CHP yönetimi böyle karşılaştırmalara imkân verecek işlere kalkışmama konusunda çok daha tecrübeli kuşkusuz.
O kitleler CHP'ye oy verir mi bunu bilemem ama bildiğim şey şu: O kitleler tek başına CHP'nin iktidar olmasına yetmez.
Soru aslında hep aynı: Peki CHP iktidar olmayı istiyor mu?
Bu soruya doğru yanıt verenler geleceğin nasıl olduğunu da daha net görebilenler olacak.