CHP'nin kumarı

AKP'ye tek rakip olabilecek CHP, tüm kozlarını laiklik üzerine kurarak kumar oynuyor.

Türkiye'de siyaset yapanların ve siyaseti yakından izleyenlerin cevabını aradığı bir temel soru var: Laikliğin tehdit altında olduğunu düşünenlerle laikliğin tehdit altında olduğunu düşünmeyenler arasındaki bölünmenin seçmenlerin oy verme davranışında ana etken olacak kadar derin ve anlamlı bir bölünme yaratıp yaratmadığı...
Başka türlü söyleyeyim: Laiklik hassasiyeti temelinde bölünmüş 'iki Türkiye' var mı, yok mu?
Hemen şunu söyleyeyim: Böyle bir bölünmenin varlığından eminim, sorguladığım şey, bu bölünmenin bir tarafının, yani laikliğin tehlikede olduğunu düşünenler tarafının siyasette dengeleri değiştirecek kadar anlamlı bir büyüklükte, örneğin yüzde 20-25'ler seviyesinde veya daha üstünde olup olmadığı.
Elimizde Türk halkının laiklik hassasiyetini de ölçmeye çalışmış bir dizi ciddi yapılmış araştırma var ama bu araştırmaların hiçbirinde sözünü ettiğim olası seçmen davranışı özel olarak ölçülmemiş, o yüzden onca araştırmaya rağmen aslında yine de karanlıktayız.
Ayrıca, özellikle son aylarda ama aslında son 12 yılda Türkiye'nin laik-antilaik şeklinde kutuplaştırılmaya çalışıldığı da bilinmeyen bir şey değil. Bu kutuplaştırma çalışmasının başarılı olup olmadığını veya bir kesim tarafından antilaik görülen Adalet ve Kalkınma Partisi'nin cumhurbaşkanını da belirleyecek olmasının bu kutuplaşmaya katkı verip vermediğini, verdiyse ne kadar verdiğini de bilmiyoruz.
Ama herhalde şurası belli oldu: En geç altı ay sonra Türkiye'de genel seçim yapılacak ve ana muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi seçim dönemini büyük ölçüde laiklik üzerine kuracak.
Ayrıca, 14 Nisan cumartesi günü Ankara'da toplanan devasa kalabalık bu pazar İstanbul'da bir gövde gösterisi daha yapacak. Seçime kadar bu çeşit organizasyonların birkaç kez tekrar etmesi de beklenebilir.
Bütün bu çabalara rağmen CHP'nin seçimde alacağı oy, bir önceki genel seçime ve yerel seçime göre artmaz da yerinde sayarsa veya azalırsa ne diyeceğiz?
Benim kişisel kanım, Türkiye'de var olan ve laikliğin tehlikede olduğundan endişe edenlerle bu endişeye sahip olmayanlar arasındaki bölünmenin seçmen davranışlarını etkileyen en önemli siyasi bölünme seviyesinde olmadığı, salt bu endişeyle hareket edip oy verecek olanların da yüzde 10'u aşmadığı şeklinde. O yüzden ben seçimde CHP'nin oylarını umduğu kadar arttıramayacağını, hatta mevcut korkutma ve gerginlik söylemine umut siyasetini de eklemeyecek olursa bu partinin seçimden oy kaybederek bile çıkacağını düşünüyorum.
Sözünü ettiğim kutuplaşma çabasında başı CHP'nin çektiğini veya başkaları başı çekiyor olsa bile sonuçta oyların akabileceği başka bir parti olmadığını siz de görüyorsunuz.
Bu kutuplaştırma projesinin başarılı olması, ara renklerin ortadan kalkması veya iyice silikleşmesi demek. O zaman da, bir tarafında AKP'nin, diğer tarafından CHP'nin yer aldığı bir denklemden söz ediyor oluruz.
Oysa Milliyetçi Hareket Partisi, Doğru Yol Partisi ve Anavatan Partisi gibi, kitlesel siyasette anlamlı bir yer almaya çalışan, en azından yüzde 10'luk ülke barajını (DYP ve ANAP birlikte elbette) geçmeye yakın olduğunu düşünen partiler de var. Ve bu partilerin hedefledikleri seçmen kitlesinin laikliğin tehlikede olduğundan o kadar da endişe etmeyen seçmenler olduğuna kuşku yok.
O yüzden, Anavatan ve DYP'nin, cumhurbaşkanlığı seçiminin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi ihtimalini göze alabilmesi bile bana pek mümkün gözükmüyor. Ama yine de belli olmaz, siyasi hırs öyle bir şey ki, bazen insanların gözü koca ormanı değil de tek tek bazı ağaçları görebiliyor.
Türkiye, bence çok riskli bir genel seçime doğru gidiyor. Gerçekte AKP'ye alternatif olabilecek yegâne siyasi hareket olan CHP, lider kadrosunun önündeki bütün fişleri laiklik hassasiyetleri üzerine koyarak bir kumar oynuyor. CHP bu kumarı kaybedecek olursa, gerçekte kaybeden Türk demokrasisi olacak.