Çözüm stratejisi...

Varsa, yeni stratejimiz, terörün tekrar başlamasını da engelleyecek bir strateji olmalı.

Türkiye bugünlerde çok ama çok değerli bir silahı kullanıyor PKK terörünü bitirebilmek için. Dikkat edin, Türkiye tezkereyi konuşmaya başladığı ve tezkereyi çıkardığından beri başta Amerika olmak üzere dünyanın gündemine yerleşti. Yani yaptığımız iş ciddi ve ciddiye de alındı, en azından diplomatik düzeyde.
Bu işe sınırlı bir operasyon için, geçmişte 24 kez yaptığımız gibi PKK'nın kış hazırlıklarını önlemek, sınıra yakın bölgelerdeki barınma ve lojistik merkezlerini hasara uğratıp örgütün yara almasını sağlamak için mi kalkıştık, yoksa bu sorunu bir seferde toptan bitirmek için mi?
Eğer derdimiz salt askeri kaygılarsa ve tek amacımız PKK'nın bir ölçüde hasar görmesini sağlayıp hiç değilse kışı rahat geçirmekse, bence kopan gürültü çok fazla. Bu amaçlara ulaşmak için belki tezkereye bile gerek yoktu. İşte şu anda Hakkâri'nin Irak'a olan sınırı boyunca süren sıcak takip operasyonu gibi operasyonlarla bu işi yapabilirdik. Pazar gününden beri Türk askeri sınırı geçiyor, kimsenin de buna bir şey dediği yok.
Ama Meclis'ten Türk sınırlarının ötesine asker gönderme izni almak yani bir anlamda başka bir ülkeye savaş açma izni almak, sıcak takipten bir hayli farklı. Zaten bu fark yüzünden günlerdir dünya hop oturuyor hop kalkıyor.
Kısacası dünyaya verdiğimiz izlenim, PKK sorununu bir kerede kökten çözmeyi istediğimiz yolunda. Bunu da ya diplomatik ve askeri baskıyla Kuzey Iraklı liderlerin PKK'yı bölgelerinden atmasıyla sağlayacağız ya da kendi askerimizle gidip bölgeyi temizleyeceğiz. Verdiğimiz ültimatomların, sürelerin, yaptığımız somut taleplerin vs. anlamı hep bu.
Eğer öyleyse, yani PKK sorununu kökten çözmeyi istiyorsak, bu işin sadece askeri planlaması bize yetmeyecektir. Askeri veya diplomatik anlamda çok başarılı olsak ve PKK kendi kendini dağıtıp silahlı mücadeleye son verdiğini açıklasa dahi, bizim bundan sonrası için de planlarımız, bir siyasetimiz, kısaca söylemek gerekirse, bizim Kürt sorununa bir çözüm stratejimiz olması gerek.
Hükümetin söylediği haliyle, Türkiye'nin Güneydoğu ve Doğu Anadolusu'nda refahın artması ve demokratikleşme adımlarının hızla atılması, sorunun çözümü konusunda yeterli midir acaba?
Yarın PKK silahlı mücadeleyi bıraktığını açıklasa ve silahlarını gömse, onun bugün silahla ve terör uygulayarak dile getirdiği taleplerinin siyasi arenada söylenebilir olması mümkün müdür?
Kısacası terörü yaratan ve ona olanak sağlayan ortamı (bataklığı) yok etmek konusunda bir planımız, bir stratejimiz var mı?
* * *
Biz hiçbir zaman PKK'yı Türkiye'de yaşayan Kürtlerin meşru temsilcisi olarak görmedik. Sadece PKK'yı da değil, kimseyi görmedik. Görmemek bence doğruydu ve hâlâ doğru.
Ancak bunun yarattığı bir pratik zorluk var: Karşınızdaki güç illegal olduğu, o silah bıraksa dahi siz onu hiçbir zaman gerçek bir muhatap olarak kabul etmediğiniz için, herhangi bir kişi ya da kuruluşla pazarlık yapılması, taleplerin masaya gelmesi ve masadan anlaşmayla kalkılması da söz konusu olmayacak demektir. O zaman, bizim önce bir 'sorun' olduğunu kabul edip (ki Başbakan hâlâ hatırlıyor mu bilmiyorum ama bunu yaptı) sonra da tek taraflı olarak bir dizi çözümü hayata geçirmemiz veya geçireceğimize dair kuvvetli bir söz vermemiz gerekiyor.
Yani, yeniden dönüyoruz dolaşıyoruz strateji meselesine geliyoruz.
Bana kalırsa Türkiye'nin böyle bir stratejisi yok. İşler genellikle el yordamıyla yapılıyor, 'kervan yolda düzülür' mantığı hâkim.
Oysa böyle bir stratejinin sadece varolması yetmez, bunun aynı zamanda 'milli' bir strateji de olması gerekir. Yani, şu veya bu siyasi parti iktidara geldiğinde bugün yapılanları rafa kaldırmamalı, hatta farklı iktidarlar da aynı stratejiyi izleyip atılması gereken adımları atmalı.
Bugüne kadar Türkiye böyle bir strateji hazırlamaktan uzak durdu; çünkü önce terörün bitmesi gerektiğini söyledi. Terör 1999 sonrası durduğunda da bazı demokratikleşme adımları atıldı. Fakat demokratikleşme adımları PKK'yı rahatsız etti, terör yeniden başladı.
Dolayısıyla bugün eğer yapacaksak hazırlayacağımız yeni strateji, terörün yeniden başlamasını da engelleyecek bir strateji olmalı. Yoksa, bugün bütün gücümüzü ortaya koyarak yarattığımız baskı ortamının sonuç vermesi halinde yeni duruma çok hazırlıksız yakalanmış olacağız.
Şu anda bir hazırlığımız yoksa, bu kez, bugün yarattığımız baskı ortamını bir daha belki hiç yaratamayacağız, hatta doğru dürüst ciddiye bile alınmayacağız.