Çukura düşüp öldürülmek, denize atılarak öldürülmek

Türkiye, bedavadan yaşayanların ülkesi. Bakın, otomobilinizle giderken birinden yol istiyorsunuz, o biri sizi durduruyor, üstünüze saldırıyor, sizi dövüyor, yetmiyor sizi buz gibi denize fırlatıp atıyor

Türkiye, bedavadan yaşayanların ülkesi. Bakın, otomobilinizle giderken birinden yol istiyorsunuz, o biri sizi durduruyor, üstünüze saldırıyor, sizi dövüyor, yetmiyor sizi buz gibi denize fırlatıp atıyor.
İki gün sonra cesediniz bulunuyor.
Kızınızı elinden tutmuş sokakta yürüyorsunuz. Kızınız bir kartonun üstüne basıyor. Altı çukur, elinizden kayıp gidiveriyor. Kilometrelerce
ötede cesedini buluyorsunuz.
Otomobilinizle gidiyorsunuz. Önünüze biri çıkıyor, hemen frene basıyorsunuz. O sırada başka biri camınızı kırıyor, koltukta duran çantanızı kapıp kaçıyor.
Evinizde uyuyorsunuz. Kapınız zorlanmaya başlıyor. O sırada evin alarmı çalmaya başlıyor.
Siz bir sersemlik edip kapıya koşturuyorsunuz ama o sırada kapınızı kırmış olan adam hemen yakından kaptığı bir cep telefonuyla uzaklaşıyor. Allah'tan geç kalmışsınız, Allah'tan aslında hiç kullanamayacağı bir cep telefonu uğruna bu denli risk alan hırsızla karşılaşmamışsınız.
Aslan gibi komando yüzbaşısı, gece yarısı İstanbul'un en kalabalık meydanında sokakta kavga eden çocukları ayırmaya yeltenecek oluyor, bıçak ve şiş darbeleriyle yere ölüsü düşüyor.
Bu satırların yazarı, bir yazlık yerde ters yola girdin girmedin diye biriyle kısa bir tartışma yaşıyor ve adamın hem sarhoş hem de silahlı olduğuna kanaat getiriyor. Soru soran jandarmalara, 'Benim bir şikâyetim yok ama adam hem sarhoş hem de silahlıydı, arabası şu renk ve şu markaydı' diyor, jandarma bölgede o marka ve renkteki araçları birkaç saat boyunca çeviriyor, 15 silahlı ve sarhoş adama rastlıyor. Silahların çoğu ruhsatsız.
Gerçekten de bedava yaşıyoruz.
Şehirlerimizi bu denli güvensiz kılan yapının üzerine gitmediğimiz, gençlerimizi sadece işsiz güçsüz değil aynı zamanda meşgalesiz biçimde sokaklara emanet etmekten vazgeçmediğimiz sürece de bedava yaşamaya devam edeceğiz.