Cumhurbaşkanının dokunulmazlığı var mı?

Cumhurbaş-</br>kanının dokunulmaz-</br>lığıyla ilgili yasal boşluk 367 tartışmalarından daha ciddi. Ya Erdoğan, hakkındaki davalar yüzünden ceza alırsa?

Bence 367 tartışmasını boşverin, ondan çok daha ciddisi görevdeki Cumhurbaşkanı'nın göreviyle ilgisi olmayan suçlardan dolayı yargılanması etrafında şekilleniyor aslında.
İddia ilk olarak ocak ayında ortaya atıldı, yanlış hatırlamıyorsam Cumhuriyet gazetesi konuyu bir Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilinin ağzından okuyucularına duyurdu. Ama konu 367 meselesinde olduğu gibi tartışılmadı. Aslında bence daha ciddiydi, ciddiye alınmalıydı.
İddia şu: Anayasa'nın cumhurbaşkanlarının sorumsuzluk halini
belirleyen 105. maddesi, cumhurbaşkanlarına milletvekillerine olduğu
gibi bir dokunulmazlık vermiyor. Madde, sadece cumhurbaşkanları'nın
görevleri nedeniyle yaptıkları işlerden ötürü sorumlu tutulamayacaklarını, görevdeki bir cumhurbaşkanını görevlerinden ötürü suçlamanın tek yolunun onu Meclis'teki nitelikli bir çoğunlukla vatana ihanetten suçlamak olduğunu söylüyor.
Öyleyse, halen sürmekte olan bir davası olan biri cumhurbaşkanı olarak
seçilirse, herhangi bir dokunulmazlığa sahip olamayacağı için, onunla
ilgili dava süreci bu Anayasa maddesine göre aynen devam edebilir.
Tarihte bunun bir örneği yok, dolayısıyla örnek alınabilir bir durum da yok. Belki uzaktan benzetilebilir tek durum, Kenan Evren'in 12 Eylül darbe döneminde 'Devlet Başkanı' sıfatıyla yaptığı bir konuşma aleyhine yazar Aziz Nesin'in açtığı 1 liralık tazminat davası. Ama bu davayı da Yargıtay, görevdeki cumhurbaşkanına görevi sırasında yaptığı bir konuşma nedeniyle tazminat davası bile açılamayacağına karar vererek reddetmiş.
Yani, geçmişte başlamış bir ceza veya sivil davanın, davalı kişi cumhurbaşkanı seçilince ne olduğunu bilmiyoruz, bilemiyoruz.
Bu ilginç Anayasa boşluğunun gündeme gelmesi elbette Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın durumuyla ilgili. Biliyorsunuz Erdoğan aleyhine İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde yaptığı işlemler nedeniyle açılmış ama Erdoğan milletvekili seçilince dosyası ayrılıp beklemeye alınmış davalar var. Bu davaların diğer sanıkları beraat ettiler ama Erdoğan dokunulmazlığı nedeniyle yargılanamadı.
Şimdi Erdoğan Cumhurbaşkanı olursa, milletvekili dokunulmazlığı ortadan kalkacağı için hakkındaki davaların da yürümeye başlaması gerektiği iddia ediliyor. Üstelik bu sefer iddia sahiplerinin salt siyasi niyetle hareket ettiklerini söylemek de kolay değil. Çünkü cumhurbaşkanlarının milletvekili dokunulmazlığının aynısına sahip olmadıkları iddiası çok eskiye, Erdoğan'ın milletvekili olmasından, hatta parti kurmasından bile önceye dayanıyor. Konu uzun zamandan beri Anayasa hukukçularının aralarında tartıştıkları ve Anayasa'da bu konuda bir boşluk olduğu konusunda neredeyse ittifakla uzlaştıkları bir konu.
Görevdeki bir Cumhurbaşkanı, bir mahkemede ceza davasından ötürü yargılanırsa ne olur? Aslında salt yargılamadan ötürü hiçbir şey olmaz, çünkü masumiyet karinesi geçerli. Görevdeki Cumhurbaşkanı en fazla mahkemeye gitmek zorunda bırakılabilinir.
Ama ya mahkûm olursa?
Ya aldığı mahkûmiyet Yargıtay'da onanırsa?
Ya bu mahkûmiyet aynı zamanda milletvekili seçilme, dolayısıyla cumhurbaşkanı seçilme yeterliğini yitirmesine neden olursa?
Bu risklerin tamamı Başbakan Erdoğan için geçerli. Sadece onun için de değil. Meclis Anayasa Komisyonu'nda hakkında dokunulmazlığının kaldırılmasıyla ilgili fezleke bulunan herkes için aynı risk söz konusu.
Alın size yepyeni bir siyasi tartışma konusu! Gündemi karıştırmaya bir katkı da Radikal'den olsun!